Sağcı muhafazakarlık dinden uzaklaştırıyor

Sağcılık, muhafazakarlık Türkiye'de her geçen gün insan hakları sorunlarından uzaklaşıyor. Muhafazakarların önemli bölümü dindar ve siyasetin gidişatı onların dini dünyasını etkiliyor. Bu etkilenme genellikle mağdur etme ve edilmeye göre değişiyor.

AK Parti'nin demokrasiden vazgeçip statükoyu korumak ve Türk İslam sentezinde karar kılarak MHP ile resmi ittifak yapmasından sonra kitlesi de iyice bu gidişata ayak uydurdu.

Zaten sağ ve muhafazakar değerlerle dolu olan kitlenin sorunlara kökten yaklaşımlar sergilemediği bilinen bir tavırdı. Erdoğan'ın belirgin son tercihi, kitleyi iyice sağcılaştırdı.

Sağcılaşma zamanında devlet uygulamalarından önemli derecede mağdur olmuş muhafazakarları iyice statükoculaştırdı. Tabii bu çok önemli sorunları beraberinde getirdi.

OHAL döneminde vicdan sızlatan çok hadise oluyor. Bu vakalar bir değil, binlerce vaka. Bir kişi değil, binlerce kişinin başına gelen dramlar var. Ak Partili muhafazakarlar ise hiç olmadığı kadar kutuplaşmış durumda ve devleti sahiplenmenin rahatlığıyla iktidarın tüm uygulamalarını alkışlıyor.

En trajik dramlar gündeme getirilse bile Ak Partili muhafazakarlar etkilenmiyor. Her kesimden muhalif bilinen kişi en inanılmaz hukuk dışı yöntemlerle uzun tutukluluklar yaşıyor, bu vicdansızlıklara iktidara yakın muhafazakarlardan yine  tek ses çıkmıyor.

İntiharlar, aile dramları ve benzeri hiçbir uygulama muhafazakarları rahatsız etmiyor. Kürtlerin, Alevilerin, solcuların köşeye sıkışmışlığını anlamak bir yana meselenin varlığından bile habersizler zaten uzun yıllardır.

Bu habersizlik, yıllardır bilinen uygulamalar,  ancak şimdi muhafazakar mağdurlara da en ufak empatiyi yapmıyorlar. Hatta her kesimin vicdanını sızlatan olaylarda bile ya sessizler ya da 'az bile yapılmış' diyorlar.

İktidara yakın Kürt muhafazakarlar için ise hükümet uygulamaları o kadar kabule şayan ki dinin asli hakkaniyet değerlerinden uzaklaşmakla kalmayıp, neredeyse Türkleşmeyi kabullenecekler.

Muhafazakar camia, vicdanıyla çok önemli bir imtihanı yaşıyor ve sürekli kaybediyor. Muhafazakar sağcılık, aslında bu sefer sadece yıllarca karşıtı olduğu kesimlere değil, yıllarca aynı safta durduğu kesimlere karşı da bu hissizliği yaşıyor.

Zaten statükoyu sorgulamayan ve kimlikçi politikalar geleneğini sürdüren kesim, bu sıralar kendi kendisini yiyen, tüketen,bitiren bir mekanizma oluşturduğunun farkında değil.

Muhafazakarlığın hakimiyetini iyice pekiştirdiği sürecin en büyük paradoksu, muhafazakarlık ve din adına yapılan uygulamalar yüzünden din alanında büyük depremlerin yaşanmasıdır. Mağdurlar dindar olsa da yapılanlar karşısında şok yaşıyor ve din, dindarlar konusundaki görüşlerini gözden geçiriyor.

Ciddi bir hayat muhasebesi yaparak din ve dindarlar hakkında görüş değiştiriyor. Kimisi dinden uzaklaşıyor, kimisi çıkıyor. Aslında sorun bugünün sorunu değil. Yaşananlar yüzyıllardır yaşanan dini dünyadaki durgunluğun yansımasıdır.

Dinamizmini kaybetmiş bir dini anlayış, eğer küller altından çıkıp ışığına ihtiyacı olanlara iletemeyecekse iddiasından bahsetmesi zordur. Muhafazakar dünyada yaşananlar, çekilen sıkıntılar, aslında yeni bir anlayışın doğum sancılarıdır.

Muhafazakar dünyada yaşanan şok sonucu dinden, dindardan soğuma, uzaklaşma görülüyor. Bu uzaklaşma Kürtlerde daha fazla, çünkü onlar dindar olduğunu iddia eden bir iktidar döneminde cok hayal kırıklıkları yasadı.

Sağ, muhafazakar ve dini değerler radikal bir şekilde birbirinden ayrılmadıkça bu durum devam edecektir. Çünkü bunlar aslında aynı değil, karşıt değerlerdir. İktidara yakın muhafazakarlar bu üzücü gelişmeyi hiç görmüyor, görse de umursamıyor. Dini hassasiyeti olanlar bunu görüp açık bir şekilde durumu teşhir etmeli ve çareler üretmeden geri durmamalıdır.

Din adamları ve dindarlar, sağcılık ve muhafazakarlıkla esaslı bir hesaplaşmaya girmelidir. Sağcı, muhafazakarlık dine zarar veriyor, dinden uzaklaştırıyor ve bünyesini çürütmekle kalmıyor, dini anlayışın yanlış tanınmasına da yol açıyor.

Sağcı muhafazakarlık kararını vermeli. Ya tamamen dinin zulme karşı, statükoya karşı var olmuş ruhunu anlayıp kabullenecek ve adaletsizliğe boyun eğmeyecek ya da günümüzdeki yozlaşmayı kabullenip, dini değerlerle alakayı kestiklerini ilan edecekler.