Suç örgütü lideri Yılmaz: İfadem alınsaydı Hrant Dink yaşıyor olacaktı

Hrant Dink davasında kamu görevlilerinin yargılandığı duruşmada ifade veren organize suç örgütü lideri Yakup Kürşat Yılmaz, 2005 yılında Ankara'daki bir otelde kendisine Hrant Dink'in fotoğrafı gösterilerek, "Bunu öldür" denildiğini ileri sürdü. Defalarca ifade için başvurduğunu söyleyen Yılmaz, "İfadem alınsaydı Hrant Dink yaşıyor olacaktı" dedi.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in 2007 yılında tetikçi Ogün Samast tarafından öldürülmesinde ihmali ve payı olduğu gerekçesiyle aralarında kamu görevlilerinin de bulunduğu 4’ü tutuklu 77 sanığın yargılamasına devam edildi. Çağlayan'daki İstanbul 14'üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 104’üncü duruşmayı Hrant Dink’in arkadaşları ve çok sayıda kişi izledi.

Duruşmaya tutuklu yargılanan dönemin Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, Fox TV Haber Müdürü Ercan Gün, eski astsubay Yavuz Karakaya ve eski Tuğgeneral Hamza Celepoğlu SEGBİS üzerinden hazır edildi.

Duruşmada organize suç örgütü lideri Yakup Kürşat Yılmaz ve dönemin İstanbul İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şubesi Aşırı Sağ Örgütler Birimi Tim Komutanı Serkan Özer tanık olarak dinlendi.

Kimlik tespitlerinin ardından sanık ve tanık avukatlarının talepleri okundu. İfade veren suç örgütü lideri Yakup Kürşat Yılmaz, mahkemeye gelmek için defalarca dilekçe verdiğini, ancak talebinin cevapsız kaldığını söyledi. Bildiklerini anlatmak için 2007 yılından bu yana mahkemeye dilekçe verdiğini ancak uzun süre konuya ilişkin ifadesine başvurulmadığını belirten Yılmaz, "Bu cinayetle ilgili bildiklerim var. FETÖ ilgili daha önce 16 sayfalık bir yazı yazmıştım ama bir gazete dışında yayınlayan olmadı" dedi.

“Zamanında ifadem alınsaydı Hrant Dink yaşıyor olacaktı” diyen Yılmaz, cinayetle ilgili olarak şunları anlattı:

“Amerikan uşakları başarılı olsaydı Bolu Cezaevi’ne sevk sırasında beni öldüreceklerdi. Üç gün boyunca ifade verdim savcılığa. Zekeriya Öz vardı. Başkaları da vardı. Bana daha önce ‘Gel mafyamız ol’ demişlerdi cemaatçiler. Bana ‘Ergenekon’la ilgili bilgin var mı?’ diye sordular. ‘Yok’ dedim. 1999 yılında bir gün daha önce tanıdığım bir ülküdaş arkadaşım ‘Sana bir tezgah kurdular organizeden’ dedi. 2005 yılı kışında bir gün Ankara’ya gittim. Kara kuvvetleri lojmanında bir evde… ‘Sana gelecekler Gülen cemaatinden’ dedi arkadaşım. ‘Şükrü Sarıışık paşa ile ilgili görüşecekler’ dedi. Bilgi alışverişi dediler… Ankara imamı dedikleri şahıs geldi dediler ki ‘Sen Şükrü Sarıışık paşayı tanıyorsun kefil olur musun?’ MGK genel sekreteriydi o zaman. İsmail Issız aradı. Bir MHP milletvekilinin ofisine gittik. Bir general geldi. İsmail Issız’a herkes saygılı davranıyor. Bir albay arkadaşım vardı Aytekin Eroğlu. O da orada… Birkaç gün sonra beni Otel Asya’ya götürdüler, kayıtlarda vardır. Her gün sohbet ediyorduk. 15 gün otelde kaldım. Ömer Küçükyurt, Hüseyin Albay, İsmail Issız… Bana dediler ki Hrant Dink’in resmini getirdiler, cinayetle ilgili ‘Bunu da öldür’ dediler. Hrant’ın fotoğrafını göstereni hatırlamıyorum. ‘Türkiye zor duruma düşer’ dedim. 80 öncesi de bizi kullandılar. ‘O süreç olmasaydı belki sizinle yürürdüm’ dedim. O dönem herkesi kullanıyorlardı bunlar… Gel bizim mafyamız ol dediler. Sizinle işim olmaz dedim. Sonra temasımız olmadı. Cinayetten sonra cezaevinde Erhan Tuncel benimle görüşmek istedi ama cezaevi idaresi görüştürmedi.”

Bir diğer tanık Serkan Özer ise Hrant Dink'i medyadan bildiğini, bu konu ile şüpheli sıfatı ile ifade verdiğini belirtti. Dink cinayeti ile ilgili öncesinden kendi birimine herhangi bir istihbaratın gelmediğini, ancak başka kimsenin olup olmadığını bilmediğini savunan Özer, cinayetin olduğu gün astları olan personelin nerede görev yaptığını bilmediğini iddia etti.

Cinayet öncesi Trabzon'dan görevlilerin gelip gelmediğini bilmediğini belirten Özer, cinayetten sonra il dışından gelenleri duyduğunu dile getirdi. Cinayetin olduğu gün kendisinin şubede olduğunu belirten Özer, diğer personelin nerede görevli olduğunu bilmediğini ileri sürdü. Özer, o dönemde İl Jandarma İstihbarat biriminde çalışan görevlilerin FETÖ ile ilgililerin olup olmadığını bilmediğini, 2008 yılına kadar ise görevde kaldığını belirtti.

Özer'in ifadesinin ardından çapraz sorguya geçildi. Özer, görev alanı içinde olan ırkçı ve milliyetçi gruplar ile ilgili çalışmalarının olup olmadığı sorusuna, ırkçı ve milliyetçi gruplar ile ilgili bir çalışmalarının olmadığını, aşırı sağ denilince dinsel anlamda çalışmalarının olduğunu ifade etti. Hrant Dink yargılandığı dönemde kendisine dönük ırkçı ve milliyetçi grupların saldırıları ile ilgili bir çalışmasının olup olmadığı yönünde yöneltilen soruya Özer, yapılan ırkçı ve milliyetçi eylemler ile ilgili herhangi izleme ya da dinleme çalışmalarının olmadığını söyledi. Avukatların diğer sorularına ise Özer, "Hatırlamıyorum, bilmiyorum" şeklinde yanıtlar verdi.

Tanık ifadelerini alınmasının ardından taraf avukatlarına söz verildi. Dink ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu istihbarattan dosyaya eklenen telefon şemalarının eksik olduğunu söyleyerek, görüşmelerin tümünün tekrar talep edilmesini istedi. Bakırcıoğlu, MİT'in Hrant Dink ile ilgili yürüttüğü çalışma kayıtlarının da dosyaya eklenmesini istedi.

Savcı ise “Gelen bilgi ve belgelere bir diyeceğimiz yoktur. Katılan vekillerin taleplerinin reddine, tutuklu sanıkların tutukluların devamına...” talebinde bulundu.

Ardından tutuklu sanıkların savunmaları alındı. İlk olarak söz alan Ercan Gün, "Ben bir haberden dolayı 44 aydır örgüt üyeliğinden tutukluyum. Bu saatten sonra verilecek hükmü çoktan yattım. Bu dosyada tek sivil olan benim. Yaptığım savunmalar dinlenmiyor. Benim örgütle bir irtibatım yok. 44 aydır yattığım yeter, tahliyemi talep ediyorum" dedi.

Eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek de tahliyesini talep etti. Yavuz Karakaya bir talebinin olmadığını belirterek, serbest bırakılmasını istedi. Hamza Celepoğlu da 22 ay bu davadan tutuklu olduğunu belirterek tahliyesini talep etti.

Son olarak tutuksuz yargılanan sanıklara söz verildi. Söz alan sanıklar adli kontrol şartlarının kaldırılıp beraat kararı verilmesini istedi. Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların tahliye taleplerinin reddine, firari sanıklar hakkında çıkartılan yakalama kararının infazının beklemesine, ATK’ye yazılan yazının akıbetinin sorulmasına, HTS kayıtlarının istenmesi talebinin reddine, dosyada diğer eksik hususların tamamlanmasına, bazı sanıkların adli kontrollerinin kaldırılmasının talebinin reddine, tefrik taleplerinin reddine, sanık Ali Öz'ün ev hapsinin kaldırılıp hafta bir gün imza vermesine karar verdi. Duruşma 12, 13 ve 14 Mayıs tarihine ertelendi.


(Mezopotamya)