'Erdoğan, Almanya’daki muhalifleri üzerindeki istihbarat faaliyetlerini artırdı'

Alman ZDF televizyonu birkaç gün önce, Almanya Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) tarafından MİT adına, Türk hükümeti ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan muhaliflerine karşı yürütülen casusluk faaliyetleri hakkında yeni gerçekler sunan bir program yayınladı. 

Programa göre Almanya genelinde 900’den fazla camisi bulunan DİTİB, bu camilerde MİT adına faaliyetlerde bulunuyor. 
"Erdoğan'ı eleştirenler Almanya'da nasıl casusluğa maruz kalıyor" başlıklı programda Alman kanalı, 2016'daki darbe girişiminden sonra Almanya'ya kaçan Türk vatandaşlarıyla röportaj yaptı. Röportajlarda muhalifler bizzat imamlar tarafından nasıl tehdit edildiklerini aktarıyor. 

Televizyonun röportaj yaptığı genç isimlerden Elinal Özil, Almanya’daki Erdoğan’ın taraftarlarının direkt tehdidi altında olduğunu belirtiyor. 

Kassel yakınlarındaki bir kasabada yaşayan Özil bazen yakınlardaki camiye gittiğini, ancak imamın kendisini durdurarak Erdoğan rejimine karşı olan bir cemaate mensup olduğu gerekçesiyle kendisini tehdit ettiğini ifade ediyor. 

Türk hükümetinin tehditleri sadece Almanya’ya kaçmak zorunda kalan muhaliflerle de sınırlı değil, aynı zamanda Türkçe ve Kürtçe konuşan Alman politikacılar ve parlamenterler de bu tür tehditlerden nasibini alıyor. 

Televizyona konuşan Sol Parti üyesi Alman politikacı Sevim Dağdelen, Erdoğan ve MİT tarafından gerçekleştirilen organize bir istihbarat çalışmasından endişe ettiğini söylüyor. 

Polis korumasında olan Dağdelen Erdoğan’ın bu kadar rahatlıkla istihbarat çalışmaları yürütmesinde sorumluluğun önemli bir kısmının Alman hükümetinde olduğunu, çünkü Almanya’nın Erdoğan’ı bu konuda cesaretlendirdiğinin altını çiziyor. 

DİTİB bünyesinde çalışan imamların muhalifler ve nerede yaşadıklarına dair bilgileri toplamakla görevlendirildiklerini belirten Bochum Kürt Araştırmaları Merkezi araştırmacılarından Kusay Şeyho, bilgilerin Almanya genelindeki Türk elçilik ve konsolosluklarına gönderildiğini, buradan da bilgilerin düzenli olarak MİT’e aktarıldığını belirtiyor. 

Ancak Alman yargısının istihbarat faaliyetleriyle ilgili toplanan delillere rağmen harekete geçmediğini ifade eden Şeyho, muhaliflerin bunun gerekçesi olarak ise iki ülke arasındaki güçlü ekonomik ve askeri bağların olmasını düşündüğünü ifade ediyor. 

Türk istihbaratı topladığı bilgileri resmi kurumlar yerine direkt olarak Erdoğan ve onun yetkilendirdiği kişilere aktarıyor. Muhaliflere yönelik izleme ve infazların arttığına işaret eden Şeyho, başka ülkelerdeki pek çok muhalif ismin MİT tarafından kaçırıldığını belirtiyor. 

ZDF’ye göre MİT adına Almanya’da çalışan ajan sayısının birkaç düzine olduğu ancak bu sayının gerçekte sekiz bine yaklaştığına işaret edilen haberde, bu ajanların ağırlıklı olarak muhalifleri izlemek ve onlar hakkında bilgi toplamakla görevlendirildiğine işaret ediliyor. 

Muhaliflerle ilgili bilgileri daha hızlı toplamak için Türk istihbaratının Emniyet Genel Müdürlüğü adında bir telefon aplikasyonu geliştirdiğini belirten Şeyho, bu aplikasyon yoluyla Almanya’da yaşayan herhangi bir kişinin milliyeti ne olursa olsun Erdoğan’ı eleştiren, onun aleyhine sosyal medya hesapları üzerinden paylaşım yapan bir komşusunu rahatlıkla istihbarat birimine şikayet ettiğini ifade ediyor. 

Türk istihbarat birimlerinin de bu isimlerle ilgili arşiv tutarak onlar hakkında tutuklama kararı çıkardığı, bu kararı tüm sınır geçişleri ve havaalanlarına gönderdiği ifade ediliyor. Bu bilgiler yoluyla Erdoğan’ı eleştiren herhangi bir kişi (Türk olup olmaması önemli değil) Türkiye’ye ayak bastığı an tutuklanıyor. 

Alman haber portal Tagesschau ise Erdoğan ya da rejimini eleştiren herhangi bir paylaşımı beğenenlerin dahi “devlet başkanına hakaretten dolayı” tutuklandıklarını belirtiyor. 

Tagesschau 11 Haziran tarihli bir haberinde Erdoğan aleyhtarı bir paylaşımı beğendiğinden dolayı sadece Alman vatandaşı olan Nebahat Yıldırım’ın Cumhurbaşkanını eleştirmekten dolayı tutuklandığını yazıyor. 

Alman Dışişleri Bakanlığı Türkiye’ye seyahat yapacak vatandaşlarını bu konularda sık sık uyarıyor. Uyarılarda, “Türk hükümetine yönelik sosyal medya eleştirileriniz eski dahi olsa veya yabancı haberleri ya da linkleri paylaşmış veya beğenmişseniz dikkatli olunuz, çünkü Türk yetkililer tarafından tutuklanabilirsiniz” şeklinde ifadeler kullanılıyor. 

DİTİB Genel Sekreteri Bekiir Alboğa 2017 yılı başlarında Gülen Hareketi mensupları ile ilgili bilgi toplamaktan dolayı özür dilemişti. 

Ancak bu resmi özür dahi DİTİB’i caydırmamış hatta bu yöndeki faaliyetlerini daha da artırmıştı. 

Türk hükümetiyle ilişkisi ve hükümetin çıkarlarına hizmet etmesinden dolayı Almanya Anayasa”nın Korunması Federal Ofisi’ni DİTİB’i "Alman demokratik sistemine düşman aşırı dindar milliyetçi bir örgüt" olarak sınıflandırmaya itti ve gelecekte organizasyonun izlenmesine karar verdi. 

Alman hükümeti ve DİTİB arasındaki ilişki yıllar içinde daha da kötüleşti ve örgütün algısı tamamen değişti. Göçmenleri ve mültecileri topluma entegre çabalarından casusluk faaliyeti yürüten şüpheli bir organizasyona dönüşen DİTİB, Türk vatandaşlarını Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eleştiren gruplara karşı kışkırtmakta da görev alıyor. 

Bundan dolayı da 2017’de Alman hükümetinden bir milyon 500 bin Euro yardım alan örgütün bir yıl sonra aldığı destek 297 bin Euro’ya düştü. 

Almanya’da yaklaşık üç milyon Türk vatandaşı yaşıyor. Ancak Türkiye’deki gelişmelerden dolayı bu sayı son yıllarda hızla artmaya başladı.