Karanlık ilişkiler, ‘organize’ işler: Trump - Erdoğan arasındaki  ‘sıcak’ ilişkinin kökleri - Courthouse News

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump üzerinde olağandışı güçlü bir hakimiyet kurdu. Yeni bir araştırma haber çalışması, bu romantik ilişkinin güçlü bir çıkar halkası tarafından kurulduğunu ortaya koyuyor. 

Çıkar halkasının merkezinde Kremlin’le bağlantılı bir “oligark”  ile terörizmle suçlanan bir gemicilik kralı yer almakta. Bu isimlerle Trump Yönetimi’ni buluşturanlar ise Başkan’ın en sevdiği bir lobici ve Ukrayna soruşturmasından dolayı görevden alınan kilit bir şahıs. 

Aubrey Belford ve Adam Klasfeld tarafından “Oligarklar ve Watergate: Trump’ın Türkiye Aşkının Arka Yüzü” başlığıyla, Courthouse News, Organize suç ve yolsuzluk gözlemcisi OCCRP ve NBC gibi saygın site portallarında yayınlanan geniş araştırma haber çalışmasında ilişkinin nasıl başladığı ve karmaşık arka planı şöyle anlatılıyor:

“Donald Trump’ın göreve başlamasından bir gün önce, Washington Watergate Oteli’ndeki öğle yemeğinde yabancı bir hükümet yeni ABD yönetimi ile ilişki kurmanın yollarını zorluyordu. Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve o zamanlar Trump’ın açılış komitesi başkan yardımcısı olarak görev yapan güçlü lobici Brian Ballard, daha önce hiç haber olmamış bir iş görüşmesi için ilk kez bir araya geldiler. Toplantıyı düzenleyen iki adam da orada hazırdı; Bunlardan biri, yaklaşık üç yıl sonra Ukrayna'daki gayri resmi faaliyetleri nedeniyle Trump'ın suçlanmasına yol açacak olan Floridalı işadamı olan Lev Parnas, diğeri ise, bugün Türkiye'de terör suçlamasıyla yargılanan Türk-Azeri denizcilik kralı Mübariz Mansimov’du.”

“Gündemde, ABD'de Türkiye’nin İslamcı lideri Erdoğan adına lobi yapmak için iki adet milyonlarca dolarlık sözleşme bulunuyordu.

O dönemi Parnas 90 dakikalık bir röportajda şu şekilde anlatıyor:

‘Çok sayıda koruma, Türk koruması vardı. Küçük bir lokantaydı burası. İçeri girdik. [Çavuşoğlu] birkaç Türk kıdemli yetkiliyle restoranda oturuyordu.”

Parnas’a göre Azeri iş adamı Mübariz, Politico haber portalı tarafından "Trump'ın Washington'undaki En Güçlü Lobicisi" olarak tanımlanan, Florida'da Trump için en iyi bağış toplayıcısı olarak bilinen Ballard’ı “Trump’ın 1 numaralı adamı "olarak tanıttı.”

Courthousnews muhabirleri, bundan sonra gelişen sıcak ikili ilişkinin Trump yönetimi ve bizzat başkanın aldıkları kararlarla Erdoğan'ın menfaatlerini Amerika'nın menfaatlerinin önüne koyduğuna inanan danışmanları şaşkına çevirdiğinin altını çiziyor. 

Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı John Bolton da, Trump ve Erdoğan arasındaki ilişkiyi “bromance – iki erkek arkadaş arasındaki yakın ilişki” şeklinde tanımlamıştı. 

Courhousenews ve diğer iki medya grupları tarafından yapılan araştırmalara göre bu “yakın ilişki”nin arkasında daha derin bir hikaye var: Bu hikayenin parçaları ise Rusya bağlantılı oligarklar ve dolandırıcılar ile, Trump’ı hedefleyen azil soruşturmalarının başlatılmasına sebep olan Ukrayna skandalının kilit oyuncuları.

Habere göre, Ballard ile yapılan lobi sözleşmeleri, Parnas ve gemicilik kralı Mansimov'un yanı sıra ABD Hazinesi tarafından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yakından ilişkili Rus oligark olarak tanımlanan Farhat Ahmedov'un yardımıyla kuruldu. 

Resmi kayıtlara göre sözleşmeler sonunda Ballard’ın firmasının ABD'de dolandırıcılık, kara para aklama ve yaptırım suçlarından yargılanan Türk devlet bankası Halkbank'ı temsil etmesi için ayda 125 bin dolarlık para almasını öngörüyordu. 

Anlaşma için iki tarafı tanıştıran Parnas’a 45 bin dolar ödendi. Parnas bu paranın “sus payı” olduğunu söylüyor.
Ballard ile yapılan sözleşmeler, çok daha geniş bir Türk etkisinin (nüfuz alanı açma hamlesinin) parçasıydı. Ballard ve Türkiye arasındaki anlaşma, Türk işadamları ve bakanlarının yasadışı bir şekilde Trump'ın eski ulusal güvenlik danışmanlarından biri olan emekli general Mike Flynn ile lobici olarak anlaşmasına, CIA eski başkanı olan James Woolsey gibi  isimlerle 10 milyon dolarlık bir nüfuz kampanyasını konuşmuş olmasına dair daha önce yaygın olarak medyaya yansıyan bazı haberlerle de örtüşüyordu.

Hem Mansimov ve hem de Flynn ile tanışan işadamlarından biri Sezgin Baran Korkmaz da bu süre zarfında çok eşliliği savunan bir Mormon tarikatının bazı üyelerini 511 milyon dolar dolandırmaktan suçlu bulunan bir Ermeni-Amerikalı gangsterle ortaklıklar içindeydi. 

IRS'ye (ABD Vergi Kurumu) bağlı bir federal ajan mahkemede dolandırıcıların doğrudan Erdoğan ile bağlantılı olan Korkmaz ile bağlantılı olduğunu ve Türkiye hükümetinden koruma sağladıkları yolunda ifade verdi.

Courthousenews haberine göre, Parnas Azeri-Türk ve şu anda terörizm suçlamalarından dolayı hapisteolan Mansimov’un kendisine, Erdoğan ailesine 25 milyon dolarlık petrol tankeri hediye ettiğini söylediğini, “Erdoğan'la çok iyi bağları olduğu için bir hayli böbürlendiğini” de belirtiyor. 

Şu anda Türkiye’de tutuklu bulunan Mansimov, Fethullah Gülen'le bağlantılı olmakla suçlanıyor.

Habere göre “organize ilişkiler” ağı Binbir Gece Masalları gibi bir görüntü sergilemekte…

“Trump'ın göreve başlamasından iki gün sonra, dünyanın en büyük ikinci yatı olan Luna, Güney Florida'ya demir attı. Gemi Rus oligarkı Ahmedov'a aitti. Devlet Başkanı Vladimir Putin'in iktidar yapısında kilit iş adamı olarak bilinen Ahmedov Türkiye ile Rusya arasındaki uluslararası anlaşmazlıkların çözülmesine en az iki kez yardımcı olduğunu iddia etti. Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 2016‘de Rus medya portalı Sputnik’e verdiği bir röportajda Ahmedov'u "Putin'le yakın çalışan ve Putin'i iyi tanıyan" değerli bir diplomatik arabulucu olarak nitelendirmişti.

Ahmedov Florida'ya geldikten sonra ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerde de arabuluculuk rolü aldı. Parnas da daha sonra 500 milyon dolarlık süper yatında Ahmedov'a katıldı.

Parnas, Ahmedov'un Ballard ile yeni bir ilişkinin başlaması için büyük umutlar taşıdığını söyledi. Parnas'a göre Ahmedov ve Ballard daha sonra Ahmedov'u kumarhane milyarderi ve demokratların mega bağışçısı Steve Wynn ile tanıştırdı. Günler sonra, 8 Mart'ta Parnas, Ballard'la buluşmak için Ahmedov'un özel jeti ile Washington‘a uçtu.”  

Erdoğan'ın korumalarının Washington’da (Türkiye Büyükelçiliği önünde) protestocuları dövmesinden birkaç gün önce, 11 Mayıs 2017'de Ballard Partners, Türkiye ile ilk lobi sözleşmesini imzaladı. Halkbank ile ikinci sözleşme ise Ağustos ayında imzalandı. İki sözleşme ile Ballard dört milyon dolardan fazla gelir elde ediyordu. Şirket daha sonra Trump yönetiminin İran yaptırımlarını sertleştirmesi üzerine Türkiye ile olan anlaşmalarını feshetti. Ballard Partners yaptığı açıklamada, Türkiye ile anlaşmalarının Ahmedov'un Ocak 2018'de ABD Hazine listesine alınmasından yedi ay önce imzalandığını belirtti.”

Parnas Erdoğan hükümeti ile Ballard arasında imzalanan anlaşmayı Mayıs 2017’de Politico’da gördüğünü belirtiyor. Muhabirler tarafından görülen ve Parnas tarafından tedarik edilen telefon yazışma metinlerine göre Parnas, Ballard’ı kendisine verilen paranın azlığından dolayı sorguya çekiyor. Banka kayıtlarına göre Ballard, Parnas’ın hesabına iki adet 22 bin 500 dolarlık ödeme yaptığı anlaşılıyor. 

Habere göre işleri sessiz sedasız yürütmek muhtemelen akıllıcaydı, çünkü lobi anlaşmasının arkasındakilerden bazıları, Trump yönetimini çoktan vurmuş olan bir yabancı nüfuz skandalıyla bağlantılı kişilerdi.

2017'nin başlarında, Trump'ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn’ın (kendisi o yıl 13 Şubat'ta Rusya'nın ABD büyükelçisiyle açıklanmayan temasları nedeniyle istifa etmek zorunda kalmıştı) Erdoğan hükümeti tarafından gizlice açıklanmayan bir yabancı temsilci olarak işe alındığı ortaya çıkmıştı.

Bu arada ABD federal savcıları tarafından hazırlanan iddianameye göre Türk-Hollandalı işadamı Ekim Alptekin Erdoğan hükümetinden Flynn’e 500 bin dolarlık ödeme yapılmasına aracı olmuştu. Planın arkasında ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak vardı. 

Eski CIA Direktörü James Woolsey, Wall Street Journal gazetesinde yayınlanan bir haberde Türk hükümeti yetkililerinin Flynn ile ABD’de yaşayan Fethullah Gülen’in kaçırılması konusunu görüştüklerine şahit olduğunu söylemişti.

O zamanlar Trump’ın kampanya danışmanlarından olan Woolsey, 20 Eylül 2016’da, Gülen’in itibarsızlaştırılması için Türk hükümeti tarafından görevlendirilen Alptekin ve yardımcısı Sezgin Baran Korkmaz ile görüştüklerini de belirtmişti.  

Korkmaz Ermeni kökenli Amerikalı bir “organize suç figürü” olan Lev Aslan Dermen'in gerçekleştirdiği yarım milyar dolarlık dolandırıcılık işinde kilit rol oynadığı suçlamasıyla karşı karşıya. 

Bu yıl başında mahkum edilen Dermen mahkeme kayıtlarına göre şahsen Erdoğan'la bağlantılı olduğunu da iddia etmişti. 

Ortaya çıkan görüntülere göre Mansimov, Dermen ve Korkmaz ile de yakın bir işbirliği içinde. Parnas da daha sonra Dermen ile tanıştırılıyor. 

Türkiye’nin bu bağlantılarıyla, Erdoğan’ın otoriter hükümetinin menfaatlerini çarpıcı bir şekilde kabul edip kollayan bir Trump iktidarı ortaya çıkıyor. 

Bolton anılarında Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yaptığı dönemde, ABD başkanının Türk lideri "en iyi uluslararası arkadaşlarından" biri olarak gördüğünü yazdı.

ABD Yabancı Temsilci (Ajan) Kayıt Yasası kapsamında dosyalanan kayıtlar, Türkiye hükümeti ve ilgili kurumlarının yalnızca 2018 yılında beş ABD lobi şirketine 7,3 milyon dolardan fazla para harcadığını gösteriyor. 

Ballard dışında en fazla fonlanan diğer lobi şirketi ise Mercury Public Affairs. 

Mercury'nin Erdoğan hükümeti ve Türk-ABD İş Konseyi ile sözleşmeleri var. Daha önce Alptekin'in başkanlık ettiği yarı resmi bir Türk organı olan İş Konseyi, şimdi de Flynn'i gizlice işe almada iddia edilen rolüyle suçlanıyor. 
Konsey’in başında şimdi, Trump ile damadı Jared Kushner ile yakın ilişkileri olduğunu söyleyen (Aydın Doğan’ın damadı) Mehmet Ali Yalçındağ bulunuyor. 

Geçtiğimiz yıl Ekim ayında Halkbank davasına ABD Başkanı’nın müdahalesine ilişkin bir soruşturma açan Finans Komitesi’nin önde gelen Demokrat senatörlerinden Ron Wyden, “Türk yetkililer, Trump yönetimiyle nasıl ilgileneceklerini hızlı öğreniyorlardı” demişti.

Wyden, “Tercih edilen Cumhuriyetçi bir lobiciyi kapının hemen önüne yerleştirdiler ve Halkbank'ı yaptırımlardan korumak için tüm gayretlerini ortaya koydular. Başkan Trump Halkbank’ı ABD tarihindeki en büyük yaptırımlardan korumak için Başkan Erdoğan'ın teklifini yerine getirmişti: Açık ve basit bir yolsuzluktu bu" diyor.

Bolton’a göre Erdoğan’ın kendisine verdiği bir dosyayı karıştıran Trump Türkiye cumhurbaşkanına inandığını söyledi. 

Basında çıkan haberlere ve Parnas'ın açıklamalarına göre, Trump yönetiminin üyeleri daha önce, Türkiye’de hapse atılan ABD'li evanjelik rahip Andrew Brunson'ın serbest bırakılması karşılığında, Reza Zarrab'a yönelik suçlamaları düşürmeyi düşünmüşlerdi. 

Hiçbir zaman gerçekleşmeyen muhtemel anlaşma, kısmen, Mart 2017'de Erdoğan'la görüşmek için Türkiye'ye gelen Zarrab'ın o dönemdeki avukatı Giuliani aracılığıyla müzakere edildi.

22 Ocak 2017'de, Watergate Hotel’deki toplantıdan sadece günler sonra, Mansimov Parnas'a, sadece "Reza Zarrab" kelimelerini içeren bir metin mesajı gönderdi. Parnas'a göre bu, Mansimov'un anlaşmada Türkiye’nin (Erdoğan’ın) kilit önceliği olarak gördüğü şeyi ifade ediyordu.

Erdoğan'ın ikna edici gücü, geçen Ekim ayında yaptığı bir telefon görüşmesinin hemen ardından Trump'ın aniden Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyini işgaline yeşil ışık yaktığını duyurmasına yol açtığında ortaya çıkmıştı.

Richard Nixon'u deviren Watergate skandalının kahramanlarından deneyimli gazeteci Carl Bernstein, Haziran ayındaki bir makalesinde hiçbir yabancı liderin Erdoğan kadar ABD başkanına bu kadar hızlı ulaşamadığını yazdı. 

Bernstein, Erdoğan’ın bazen haftada iki kez Beyaz Saray’ı aradığını ve Trump’ın da ‘Erdoğan her aradığında bana bağlayın’ yönünde sürekli bir emri olduğunu belirtmiş, bu iddia hiçbir zaman yalanlanmamıştı. 

Courthouse News'de 18 Eylül'de yayımlanan ve gündeme oturan haberi, Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar ve POMED Türkiye Direktörü Merve Tahiroğlu değerlendirdi: