Dış politikadaki 3 'zehirli işaret'i yazdı

AKP hükümetinin izlediği dış politika pek çok açıdan eleştiriliyor. En çok da neo-Osmanlıcı ve sık sık değişen tutum ve yönelimler nedeniyle tutarsız olmakla suçlan bir dış politika.

Sözcü Gazetesi yazarı Zeynep Gürcanlı ise, dış politikadaki ani sapmalara değindiği girizgahın ardından dış politikada üç tehlikeli işaretin bulunduğunu belirtiyor. 

Suudiler'in işlediği Cemal Kaşıkçı cinayeti üzerinden değişen S. Arabistan politikasına atıfla, "3 yıl önce, ölen Suudi Kralı'nın ardından tüm Türkiye'ye zorla yas tutturan AKP iktidarı, şimdilerde Kaşıkçı cinayeti üzerinden Riyad'da Veliaht Prens Muhammed bin Salman'ın giderek güç kazandığı yönetime yükleniyor. İşte, ileride Türkiye'yi çok zor duruma düşürebilecek “tehlikeli işaretler” de burada ortaya çıkıyor" satırlarıyla konuya giriş yapıyor.

Gürcanlı, ilk tehlikeli işareti, Suudilerin Türkiye'nin ortasında, diplomatik bir yerleşkede cinayet işleyebileceklerini ve bunun cezasız kalacağını düşünmeleri olarak kategorize ettikten sonra, diğer iki 'tehlikeli işaret'le ilgili şu tespitlerde bulunuyor:

"İkinci 'tehlikeli işaret', bizzat Türkiye'nin Kaşıkçı cinayeti soruşturmasını yürütüş şeklinde… Nedendir bilinmez, cinayetin en büyük sorumlusu konumundaki Suudi Başkonsolos'un -olaydan bir hafta sonra- ayrılmasına izin verildi. Ardından Türk yetkililerin şimdilerdeki 'niye Suudi Arabistan o konsolosu gözaltına almıyor' açıklamaları ise yurtdışında alaycı gülümsemeler ötesinde etki yapmıyor. Üçüncü 'tehlikeli işaret' ise şu meşhur ses kaydı konusunda.

Bizzat Türk yetkililerin kamuoyu önündeki açıklamalarından, Kaşıkçı'nın Suudi Konsolosluğu'nda öldürülmesinin kayıt altına alındığını biliyoruz. Ancak bunun nasıl elde edildiğine ilişkin bir bilgi yok. Hukukta bir kural vardır; 'Zehirli ağacın meyvesi de zehirli olur…' Yani meşru olmayan yollarla elde edilen kanıtlar, mahkemelerde kullanılamazlar."

Türk yetkililerinin kamuoyu önünde “ses kaydını verdik” açıklamalarına rağmen, ABD Dışişleri Bakanı Pompeo'nun ve Fransa Dışişleri Bakanı'nın “ses kaydını dinlemediklerine” ilişkin sözlerinin önemli olduğuna değinen Gürcanlı, her iki ülkenin de kaydı istihbarat seviyesinde tutmak istediklerine dikkat çekiyor.

Türkiye'nin bu konuda haklıyken, haksız  duruma düşme riski içinde olduğunu savunan Gürcanlı, bir başka tehlikeli işarete dairse şu yorumu yapıyor:

"AKP eliyle izlenen dış politika konusunda bir başka “tehlikeli işaret” ise geçen hafta İtalya'da gerçekleşen bir toplantıda ortaya çıktı. Kaddafi sonrası Libya'nın farklı bölgelerini kontrol altında tutan fraksiyonların liderlerinin bir araya getirilmesini amaçlayan toplantıda, fraksiyonlardan bir tanesi 'Türkiye olursa, masaya oturmam' dedi."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz