Erdoğan, Halkbank’tan sonra “Filistin’in ilhakını engelle“ şeklinde notu da Trump'a verir mi?

İsrail 1 Temmuz’da Batı Şeria ve Ürdün Vadisi’nin büyük bir kısmını ilhak etmeyi planlıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu “Siyonizm tarihinde yeni bir sayfa” olarak tanımladığı ilhak planını ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jareed Kushner’in himayesinde Ocak ayında duyurduğu “Yüzyılın Planı”na dayandırıyor. 

İsrail’in liberal çizgideki gazetelerinden Haaretz 18 Haziran tarihli bir yazısında bu planın yıllarca Güney Afrika Cumhuriyeti’nde beyazların siyahlara karşı yürüttüğü Apartheid (ırk ayırımı) politikasi ile eşdeğerde olduğunu vurguluyor. Yazida, “Apartheid Başbakan Benjamin Netanyahu’nun planladığı ilhakın tam karşılığıdır, aynaya bakmamız zorsa, belki de sorun ayna değildir” deniyor. 

Filistin Yönetimi bu kararın durdurulması için tüm uygar ülkelere çağrıda bulunuyor. 

İlhakla birlikte yıllardır bir şehirden başka bir şehre seyahat için dahi izin alan veya ömürleri boyunca küçük bir şehirde yaşamak bırakılan Filistinlilerin hayatları daha da zorlaşacak. Üç milyon nüfuslu Batı Şeria’da Gazze içinde pek çok Gazze var. İnsanların hayatları küçük kolonilerin içinde geçiyor. 

Güney Afrika’da iktidarda olan beyazlar nüfusun ezici çoğunluğunu oluşturan siyahların “Bantustan” olarak adlandırdığı küçük kolonilerde yaşamalarını, haklarını bu kolonilerde aramalarını, ancak beyazların tüm isteklerini yerine getirmelerini istemişti. Aynı şekilde İsrail de ilhakla birlikte hem Batı Şeria’da daha fazla yerleşim birimi inşa edecek, hem de kağıt üzerindeki Filistin yasalarına bağlı Filistinlilerden İsrail ordusunun tüm emirlerini yerine getirmelerini talep edecek. 

Yaklaşan bu tufandan Türk kamuoyunun hehangi bir haberi yok. Gazete ya da televizyonlar Filistinlilerin kalan son nefes borularının da İsrail’in ırkçı hükümeti tarafından tıkanacağından hiç mi hiç bahsetmiyor.

Bahsetmezler de; çünkü şu an ne Trump’la, ne İsrail‘le restleşmenin bir getirisi yok. Filistin, ancak oy getirdiği zaman değerlidir. Yoksa Filistinlilerin maruz kaldığı ayrımcılık, topraklarının ellerinden alınmasının ne Erdoğan ne de hükümeti nezdinde herhangi bir kıymeti harbiyesi bulunmuyor.

Büyük ihtimal İsrail kararı uygulamaya koyduğu gün Erdoğan ve hükümet iki sözlü salvo yapar, İsrail’i Nazi Almanyası’na benzetir, karşılığında Netanyahu da Erdoğan’ın Kürtlere aynısını yaptığını söyler, konuyu unutmaya terkederler.

Halbuki Trablus merkezli Ulusal Anlaşma Hükümeti’nin yasal bir hükümet olduğunu ve bu hükümetin çağrısıyla Libya halkına yardıma gittiğini söyleyen Erdoğan benzer bir şekilde Filistin halkı ve devletine de yardım edebilir. Filistin tıpkı Trablus merkezli Ulusal Anlaşma Hükümeti gibi BM tarafından tanınan, pek çok uluslararası örgüte üye bir ülke. 

İstese birkaç savaş gemisini Gazze açıklarına demirletemez mi? Veya dronlarını İsrail karasularında uçuramaz mı?

Aslında daha kolayı var. Mesela Trump’a arka arkaya notlar göndererek İsrail’i bu kararından caydırması için baskı yapmasını sağlayamaz mı? 

Daha önce bunu yapmış ve başarılı da olmuştu. Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’ın kitabında yazdıklarına bakılırsa Erdoğan Halkbank işinin tatlıya bağlanması için işini gücünü bırakmış, her yerde Trump’ı gölge gibi izletmişti. Fırsatını bulduğu an da Halkbank olayını şöyle bir halletmesi için eline notlar tutuşturmuştu. 

Diktatörlere ayrı bir sevgisi olan Trump da Halkbank olayına bakan savcıların Obama’nın adamları olduğunu, yerine kendi adamları geldiğinde konuyu halledeceğini, bu arada da Erdoğan ve ailesini zorda bırakacak herhangi bir adım atılmayacağı konusunda Erdoğan’ı teskin etmişti. 

Sözünü de tuttu. Görevde olduğu üç yıl boyunca Erdoğan’ı üzecek herhangi bir adım atmadı Trump. Tam tersine Halkbank yöneticisi Atilla’yı kısa sürede bıraktırdı, Zarrab’ın ağzını kapattırdı ve en önemlisi de Halkbank olayını profesyonel bir şekilde sürüncemede bıraktı, ta ki kendi adamları işi devralana kadar. Şu ana kadar yaptıkları, bundan sonra yapacaklarına ışık tutan Trump’ın Halkbank olayının Erdoğan’ın canını yakmasına izin vermeyeceği kesin. 

Halkbank konusunda Trump’a nefes aldırmayan Erdoğan’ın, “kırmızı çizgimiz“ dediği Filistin için Trump’ı aradığı dahi şüpheli. Zaten ırkçı ve aşırı bir dinci olan Trump için İsrail’in güvenliği ve taleplerinin Amerika’nın güvenliği kadar önemli olduğunu bilmeyen yok. Dolayısıyla Erdoğan’ın Trump’a bu konuda bir baskı yapacak bir gücü yok.

Burada mesele olan dürüstlük. 

Libya konusunda dünyaya diplomasi dersi verdiğini sanarak “Libya’da ne arıyoruz?“ sorusunu yöneltenleri susturan Erdoğan ve hükümeti, benzer bir durumdaki Filistin için nutuktan ileri gidemiyor. 

Ve atılan nutuklar Erdoğan medyası tarafından “dünyaya nizam verme“ şeklinde servis ediliyor. Herkes bilir ki uluslararası ilişkilerde “nutuk hiçbirşeydir, eylem herşey“

Kamuoyu ABD’nin elçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşımasına engel olamayan Erdoğan’dan Batı Şeria’nın ilhakı için sözden çok eylem bekliyor.


© Ahval Türkçe 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.