'Erdoğan içeride zayıfladıkça dışarıda sertleşmeye devam edecek' - Merve Tahiroğlu

Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar, Türk-Yunan krizini, Türkiye'nin katılaşan dış politika tercihlerinin sebep ve sonuçlarını, Erdoğan - ABD ilişkilerinin ABD seçimlerinden sonraki akıbetini, kısa adı POMED olan saygın Amerikan düşünce kuruluşunun Türkiye Direktörü Merve Tahiroğlu ile konuştu.

Tahiroğlu özetle şunları söyledi: 

"Erdoğan Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı ekonomik krizle mücadele etmekte ciddi bir şekilde zorlanıyor. Geçen hafta verdiği müjde dahi TL'nin erimesini durdurmaya yetmedi. Türkiye hakkında yapılan öngörüler hala negatif durumda. 

Dolayısıyla Erdoğan'ın içeriden ciddi bir tehdit algısı var kendi başkanlığına karşı. Bunu kaybedeceğini görüyor. Bu nedenle dış politikada daha agresif davranırsa belki içerideki gündemi de değiştirebileceğini ve kendisine daha fazla destek verileceğini öngörüyor olmalı ki Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin aktivitelerini görüyoruz.

Trump'ın desteği Amerika'da çok düşmüş durumda. Son dört yıla kıyasla en düşük seviyede. Kasım seçimlerinde Joe Biden'ın kazanma ihtimali gittikçe yükseliyor. 

Türkiye ile ABD ilişkileri, Erdoğan'ın son yıllardaki politikaları nedeniyle çöküş gördü ama biz bunu çok fazla hissetmiyoruz. Çünkü Erdoğan'ın Trump'la özel ilişkisi, kişisel ilişkisi bütün ABD-Türkiye ilişkisini son dört yıldır iyi kötü götürüyor. Bize daha derindeki problemleri yansıtmıyor. Her kriz anında bu iki liderin birbirini arıyor olması, Trump'ın da kendi bünyesindeki diğer sesleri dinlemiyor olması yani ikili ilişkiler üzerinden gidiyor olmaları bize başka bir bakış açısı yarattı. 

Eğer Trump giderse kasım ayındaki seçimlerde ve bunun yerine Joe Biden gelirse Erdoğan'ın başı derde girecek. Çünkü ABD sisteminde, Dışişleri Bakanlığı, Savunma Bakanlığı, Kongre Türkiye'ye karşı uzun zamandır biriken negatif enerjiyi daha rahat dillendirebilecekler. 

Doğu Akdeniz bağlamında bakarsak, ABD biraz daha çekingen davranıyor. Suriye'de olduğu gibi Türkiye'ye çıkışmadı. Burada daha tarafsız durmaya çalışıyor. 

Fakat dediğim gibi Kongre'de çok uzun zamandır büyük rahatsızlıklar var Türkiye'nin politikalarıyla ilgili. Eğer Joe Biden yönetimi gelirse ABD'de göreve, sanırım Doğu Akdeniz'de Yunanistan'a daha yakın bir tavrını izleyebiliriz.  

Biden'ın yönetimini biraz daha Obama yönetimine benzetmek lazım. Zaten Biden, Obama'nın başkan yardımcısıydı. Dolayısıyla aynı frekanstan geliyorlar ve dünyayı okumaları aynı bakış açısıyla. Burada da demokratlar var ve diktatörler var. 

Erdoğan'ın tek adam rejimiyle ülkeyi yönettiği ve hukuksuzluk ABD'de ve Batı'da herkesin farkında olduğu bir durum. Bu senaryoda Türkiye, diktatörlerde.

Rusya ve Çin'in liderliği altında büyüyen daha diktatörel rejimlerin görmek istediği, dünya düzenine karşı, aslında NATO'ya karşı rejimlerle hareket eden bir Türkiye var. 

Dolayısıyla Biden için Erdoğan'ın Türkiyesi, her ne kadar stratejik olarak ABD için çok önemli bir ülke olsa da, NATO'nun çok önemli bir parçası olsa da birlikte hareket edebileceği bir lider değil Erdoğan. Daha çok karşısına alacağı bir lider.

Hem insan hakları, demokrasi açısından hem de hukukun üstünlüğü açısından karşısında tutacağı bir lider Erdoğan. Bunu Trump yönetiminde görmedik. Fakat Biden aynı şekilde davranmayacaktır.

Halkbank davası önemli. ABD için hukuki bir mesele. Ancak siyasi sonuçlarını Hakan Atilla davasında gördük. Kamu bankasının kullanılarak ABD'nin İran yaptırımlarının delindiğine yönelik deliller ortaya çıktı Atilla davasında. Halkbank'ın yargılanması aslında bu işin bir sonraki aşaması. 

Siyasi açıdan Türkiye'nin bu yaptırımları deldiğini biz zaten biliyoruz. Türkiye, Amerika'nın NATO müttefiği olduğu için ve bu kadar önemli bir müttefik olduğu için bu yaptırımları delmiş olması ABD'ye milli güvenlik riski yaratmasının siyasi sonuçlarının yansımalarını zaten gördük. Hukuki boyutun dışına çıktı.

Hukuki boyutta Halkbank'a büyük bir yaptırım gelebilir. Bunun da Türkiye'ye ekonomik etkileri çok büyük olur. Fakat bunu Türkiye'deki analistler bunu ABD'nin çok büyük bir kozu olarak lanse ediyorlar ama bence bunu bu şekilde görmek doğru değil. Sonuçta Obama döneminde Türkiye'ye onlarca kez uyarıda bulunuldu. Türkiye bu uyarılara rağmen Halkbank üzerinden işlemleri devam ettirdi.

Türkiye'ye çeşitli yaptırımlar sözkonusu. Sadece Halkbank ya da İran'a yaptırımların delinmesi meselesi değil. S-400'ler için Türkiye CAATSA yaptırımlarına maruz kalabilir. Kaldı ki hukuksal açıdan kalması gerekir. Şu ana kadar yaptırımlara maruz kalmaması, ABD'nin kendi hukukunu uygulamıyor anlamına gelir. Bunu Trump'la Erdoğan'ın kişisel ilişkilerine bağlayabiliriz." 

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar