Taner Akçam: 'Türkiye hükümeti savunduğu yayılmacı siyaset ile bölge için büyük bir tehlikedir'

Türkiye, AKP iktidarı ile dış politikada çatışmacı bir tutum takınıyor. Son aylarda bu durum, komşu ülkelerle savaş mesabesine kadar geldi. 

Doğu Akdeniz üzerinden Mavi Vatan tezi ve Sevr Antlaşması yeniden gündemde. 

Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar, Dersimiz Tarih’te Clark Üniversitesi'nde tarih profesörü olan Taner Akçam ile gelinen noktayı konuştu.

Taner Akçam, Sevr Antlaşmasının 226 ve 230’uncu maddelerini çoğu kimsenin okumadığına dikkat çekerek, bu maddelerde Filistinlilerin ve Azerilerin geri dönme hakkının garanti altına alındığını ifade ediyor ve "Sevr'deki o madde (230), insanlık suçları işleyenler için o zaman bir Nürnberg davası öneriyordu” ifadesini kullanıyor ve ekliyor:

“Eğer İngiltere ve Fransa, o dönemki Damat Ferit Paşa hükümetinin ve Mustafa Kemal hareketinin isteklerini kabul etmiş olsalardı, bugün Sevr, Orta Doğu’nun Nürnberg’i olarak işlev görebilirdi.”

“Damat Ferit Paşa ile Mustafa Kemal'i tam da aynı yere koyuyorum” diyen Akçam’a göre iki isim de, savaş döneminde işlenmiş cinayetlere karşıydılar, suçluların uluslarası mahkemelerde yargılanmasına sıcak bakıyorlardı.

Akçam, “Türkiye’nin en önemli kaybı, Lozan ve Sevr’i büyük bir insanlık acısı olarak okuyamayışındandır” yorumunu yapıyor.

“Almanya ve Fransa’nın başardığını eğer biz Orta Doğu’ya ilişkin başaramazsak yeni savaşlar kaçınılmaz hâle gelir” diyen Akçam, Bugün artık ‘İzmir’de Yunan’ı denize döktük’le, yok ‘Bu topraklar bize ata dedelerimizden kalmıştı, aslında Türkler Orta Asya’ya geri dönsün’lerle bu bölge insanının gidecek hiçbir yeri yoktur” diyor ve önerisinin konuşmaya başlamak olduğunun altını çiziyor:

“Biz, Orta Doğu’ya ilişkin yeni bir dil ve anlayışı ilk önce entelektüel düzeyde yaymak ve geliştirmekle görevliyiz.”

Akçam, Türkiye'de mevcut hükümetin, savunduğu yayılmacı siyaset ile bölge için büyük bir tehlike olduğunu kaydediyor.

Akçam, Devlet Bahçeli ve Erdoğan iktidarı için "Hemen hemen Mustafa Kemal 1920'lerde ne yapmak istiyor idiyse, benzerini şu anda bu ikili yapıyor. 1920'de Meclis'te bir Misak-i Milli tartışması oldu. O dönem Mustafa Kemal, 'Silahımızın zoruyla gidebildiğimiz yere kadar gidelim' demişti. Şu anda Türkiye'nin benzer koşulları rahatlıkla yaşadığını söyleyebiliriz. Onun için Ankara hükümeti, gidebildikleri yere kadar gitme planı içinde. Lozan'ın 100. yılında seçimlere gidiyor Türkiye ve bu hükümet, yayılmacı bir çizgi izliyor ve bölge için tehlikeli bir oyun oynuyor" görüşünü dile getiriyor. 

Taner Akçam, "Lozan'ı geçersiz sayan bir yerde buna karşı argüman olarak 'Lozan değil, asıl Sevr'dir uygulanması gereken' dersek yeniden kan deryalarının önü açılır" uyarısını yapıyor.