Trump’ın hedefinde Katar’daki Türk Üssü mü var?

Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in İsrail’i tanımasına ön ayak olan ABD şimdi de Katar ile üç yıldır abluka uygulayan Körfez ülkelerinin arasını düzeltmeye çalışıyor. 

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Suudi Arabistan liderliğindeki Körfez ülkelerinin Katar'a uyguladığı ambargonun kaldırılması konusunda umutlu olduğunu söyledi. 

Bu hafta başında ABD Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlenen ABD-Katar Stratejik Diyalog toplantısının açılışında konuşan Pompeo, İran tehdidine karşı koymak amacıyla Arap ülkeleriyle İsrail arasında bir yakınlaşma sağlamaya çalıştıklarını, İran'ın giderek artan müdahalelerine kapıyı kapatmak için Körfez'deki çatlağa da bir çözüm bulmanın zamanının geldiğini söyledi. Pompeo, Körfez ülkelerinin Katar'a hava ve kara sınırı üzerinden uyguladığı ambargonun kaldırılmasını beklediklerini kaydetti. 

ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı David Schenker de geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada birkaç hafta içinde Katar’a yönelik ambargonun kaldırılmasını umduklarını, ancak şu ana kadar müzakerelerde hızlı bir çözüme yol açacak köklü bir değişiklik olmadığına da vurgu yaptı. 

5 Haziran 2017’de Körfez ülkeleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile birlikte Mısır ve Ürdün, terörü finanse ettiği gerekçesiyle Katar’la tüm diplomatik ilişkilerini keserek bu ülkeye kara, deniz ve hava ablukası uygulamaya başladı. Amaç Şeyh Tamim bin Hamad el Tani iktidarını devirmekti. Ancak el Tani iktirarının yardımına Türkiye ve İran yetişti. Her iki ülke kurdukları hava köprüsüyle Katar’ın gıda ihtiyacını karşıladı. Türkiye ek olarak Katar’daki askeri üssüne asker takviyesi yaptı. 

Akabinde Katar’a 13 maddelik bir talep listesi ileten Körfez ülkeleri, bu taleplerin yerine getirilmesi için de on günlük süre verdi. 

Maddeler arasında en ilginç olanlar Katar sermayesi ile fonlanan El Cezire ve benzeri medya kuruluşlarının kapatılması, Müslüman Kardeşler ve diğer bazı örgütlerle organik bağların kesilmesi, İran ile diplomatik ilişkilerin askıya alınması ve Türkiye’nin Katar’daki üssünün kapatılması da bulunuyordu. 

Katar’da Ortadoğu’daki en büyük üssü bulunan ABD, Körfez Krizi boyunca ve sonrasında tarafsız bir politika izledi. 

Özellikle yaklaşan başkanlık seçimi öncesi Trump’ın Ortadoğu’da başka hamleler yapabileceği, bunlar arasında Katar’a yönelik bölge ülkelerinin uyguladığı ablukanın kaldırılmasının da bulunduğu belirtiliyor. 

Katar, Türkiye ile oluşturduğu eksen ile Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’a karşı bölgede güç mücadelesi sergiliyor.

Ancak son aylarda, Türkiye’nin bölgede güç ve nüfuz kaybına uğraması, Libya’da Fayez el Sarrac üzerinden sürdürülen politikanının başarısızlığı ve sürdürülen savaşın maliyetinin oldukça yüksek olmasından dolayı Katar’ın Türkiye’ye alternatifler aradığı, bunun için de Suudi Arabistan’la yakınlaşmaya çalıştığı gözlerden kaçmıyor. 

Kuveyt krizin başından itibaren daha tarafsız bir duruş sergileyerek krizin çözümü için arabuluculuk rolü oynamaya çalışıyor. 

Kuveyt Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmed Nasır es-Sabah, geçtiğimiz yıl 5 Kasım'da yaptığı açıklamada, yakın dönemde Körfez krizinde istenen çözüme ulaşılacağından ümitli olduklarını söylemişti. 

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz de 3 Aralık'ta Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani'yi Riyad'da düzenlenecek Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) liderler zirvesine davet etmişti.

Reuters haber ajansı ise geçtiğimiz yıl Ekim ayında Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman el Sani’nin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdiğini öne sürmüştü. 

Yine Aralık ayında Katar’da düzenlenen 24. Körfez Ulusları Kupası’na Katar’a abluka uygulayan Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn’in de katılması, krizin çözümü yönünde umutları artırmıştı. 

Mart ayından itibaren dünyayı sarsan koronavirüs krizi ve Trump’ın İsrail ve Arap ülkelerini barıştırmak, Filistin konusuna çözüm bulmak amacıyla yürürlüğe soktuğu Yüzyılın Projesi ise Körfez ülkelerini bir bekle-gör politikasına yöneltti. Özellikle Katar, Trump’ın İsrail’in tanınması için bölge ülkelerine uyguladığı baskının neticelerini görmek istiyor. 

1995 yılından itibaren mevcut Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad el Sani’nin babası Hamad bin Halife el Sani’nin Suudi Arabistan’ın gölgesinden kurtulma faaliyetlerinin bir parçası olarak izlediği bağımsız dış politika başta Riyad olmak üzere bazı Körfez ülkelerinin tepkisini çekmeye başlamış, ilk kriz 2014’te Mısır, BAE ve Suudi Arabistan’ın Katar’daki büyükelçilerini geri çekmesiyle patlak vermişti. 

Akabinde Türkiye ve İran’la daha yakın ilişkiler içine giren Katar, Müslüman Kardeşler Hareketi’ne mensup bazı isimleri sınırdışı etse de, örgütle bağlantısını hiçbir zaman kesmedi. 

Ancak son dönemde Türkiye’nin bölgede izlediği sertlik yanlısı politika başta Mısır olmak üzere pek çok Arap ülkesinin tepkisini çekince Katar’a yönelik baskılar da artmaya başladı. Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunun kırılabilmesi için Doha-Ankara bağlantısının kesilmesi hayati olarak görülüyor. 

Katar’ın bu konuda ne tür pazarlıklar içinde olduğu şimdilik bilinmiyor, ancak Katar ve Türkiye ilişkilerinde son dönemde gözlenen soğukluğa bakıldığında Türkiye’nin Doha yakınlarındaki üssünün rahatlıkla pazarlık masasına getirilmesi mümkün görünüyor. 

Ayrıca Katar’ın El Cezire, İran ve İslamcı gruplarla ilgili atacağı adım daha karmaşık ve daha zor. Örneğin Katar’ın İran’la ilişkilerini kesmesi Türkiye’ye göre çok daha zor, çünkü hemen yanıbaşında yer alıyor. 
Katar, Türk üssünü varlığını sürdürme konusunda hayati olarak görüyor. Ancak aynı zamanda Katar’ın El Udeyd Üssü, Basra Körfezi’ndeki en büyük Amerikan varlığına ev sahipliği yapıyor. 

Amerika’nın yeşil ışık yakmaması durumunda Körfez ülkelerinin Katar’a yönelik bir işgal girişiminde bulunması söz konusu değil. 

Mevcut şartlar altında Trump Yönetimi ya da yerine gelme ihtimali bulunan Joe Biden’ın Katar’ın diğer Körfez ülkeleri tarafından işgaline sıcak bakması olası görünmüyor. Bu tür bir senaryo Yemen kriziyle zor durumda bulunan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin işini daha da zorlaştıracak ve İran’ın ekmeğine yağ sürecek. 

ABD’nin Ortadoğu’da; Suriye, Irak ve Afganistan’dan çekilirken Körfez ülkelerine daha fazla takviye yapması bölge güvenliğine verdiği önemi gösteriyor. 

Sonuç olarak her ne kadar resmi olarak pazarlık masasına gelmemiş olsa da, bölgede yaşanan hızlı değişimlere bakıldığında, Türk üssünün Katar için bir vazgeçilemez olmadığını vurgulamak gerekiyor. 

Bölgeye damgasını vurmak isteyen Trump için Körfez ülkelerinin bir Suriye ya da Irak olmadığını, dolayısıyla Katar için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la olan yakın ilişkilerini gözardı edebileceğini tahmin etmek çok da zor değil. 


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.