Alman politikacılar DİTİB'i değerlendirdi: Otokrat bir cumhurbaşkanının siyasi kolu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçen cumartesi günü Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), Köln'deki Merkez Camii'nin açılış törenine katılması Almanya’da tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Bu ziyaret ve açılış sonrası DİTİB'in Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın yakın takibinde olması gündeme geldi.

40 milyon Euro’ya mal olan, bin 100 kişilik kapasiteye sahip caminin resmi açılış töreni Erdoğan tarafından yapıldı. Açılışa Alman siyasetçiler katılmadı. DİTİB yönetiminin sunduğu güvenlik taslağındaki eksiklikler nedeniyle cami önünde yapılması planlanan büyük açılış etkinliğine izin verilmedi. Köln Belediyesi açılışın sadece cami içinde sınırlı sayıda ziyaretçinin katılımıyla yapılmasına izin verdi. Etkinlik sebebiyle Köln'de hem Erdoğan'ı destekleyenler hem de eleştirenler gösteriler düzenledi.

Almanya'nın Avrupa ile İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Michael Roth, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, DİTİB Merkez Camii'nin açılışıyla ilgili olarak, şunları söyledi:

"Caminin açılış töreni bütün destekçilere bir darbeydi. DİTİB sorumsuz ve saygısızca davrandı. Buna rağmen bu caminin inşa edilmesi doğruydu. Ancak cami AB ve Almanya değerlerini tanıyan, kabul eden bir ibadethane olmak zorunda."

Caminin resmi açılış törenine katılmayan Köln Büyükşehir Belediye Başkanı Henriette Reker, Kölner Stadt-Anzeiger gazetesine verdiği demeçte, "DİTİB'in toplumla yeniden sağlam bir bağ inşa etmek zorunda olduğunu" söyledi. DİTİB yönetimi ile danışma kurulu arasında birçok noktada ilişkilerin tamamen kopmuş göründüğünü söyleyen Reker, şöyle devam etti:

"DİTİB her halükarda harekete geçip, birlikte çalışmak zorunda. Belki de bütün bu hayal kırıklığına yol açan gelişme bir dönüm noktası olur. Ve bu dönüm noktası da yeni bir diyaloğun başlangıcı olur."

Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Grubu İçişleri Sözcüsü Burkhard Lischka, Die Welt gazetesine yaptığı açıklamada, "DİTİB Erdoğan'ın Almanya'daki sadık dış şubesi" ifadesini kullandı. DİTİB'in Almanya'daki hükümet muhaliflerini itaatkar biçimde Türkiye'ye ihbar ettiğine yönelik önemli ipuçları olduğunu belirten Lischka, "Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın DİTİB'in izlenmesinin gerekli olup olmadığını titizlikle incelemesi gerekli ve belki de kaçınılmaz" dedi.

Hristiyan Birlik partilerinin (CDU/CSU) Meclis Grubu iç politika sözcüsü Mathias Middelberg de aynı gazeteye verdiği demeçte şöyle dedi:

"Dini bir organizasyon olarak değil, otokrat bir Cumhurbaşkanının siyasi kolu olarak davranıp, çatısı altında Erdoğan'a muhaliflere yönelik casusluk faaliyetleri yürütülebiliyorsa, o zaman gelecekte bizim işbirliği yaptığımız bir partner olamaz."

Sol Parti Meclis Grup Başkan Yardımcısı Sevim Dağdelen de DİTİB'i eleştirdi. Dağdelen, "DİTİB Erdoğan'ın Almanya'da İslamcı propaganda aracına dönüştü. Hem hükümet hem de eyaletler artık DİTİB'e desteklerini ve işbirliğini sonlandırmak zorunda" dedi.

Almanya için Alternatif (AfD) Meclis iç politika sözcüsü Gottfried Curio DİTİB'e, "Almanya'daki İslami paralel toplumları güçlendirip, sağlamlaştırdığı" suçlamasında bulundu.

DW Türkçe’de yer alan derleme habere göre, Federal Hükümet'in Uyumdan Sorumlu eski Devlet Bakanı Aydan Özoğuz Türk hükümetinin DİTİB üzerinde uzun süre söz hakkına sahip olamayacağını söyledi. Özoğuz, "Bunu kıramazsak, işte o zaman DİTİB herkesin yüzde 100 güvendiği bir yer olamaz" dedi.

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Uyum Müsteşarı Serap Güler ise Kölner Stadt-Anzeiger'e yer alan görüşünde, DİTİB'le "yapıcı diyaloğa dönülmesi" çağrısında bulundu.

Alman medyasında kısa bir süre önce Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın DİTİB'in izlenmesi konusunu gündemine aldığına dair haberler çıkmıştı.

DİTİB'e bağlı camilerde görev yapan bazı imamların, Gülen yapılanmasına yakın olduğundan şüphe edilen kişiler hakkında Ankara'ya rapor gönderdiği yönündeki iddialar Almanya'da tepkiyle karşılanmıştı. Almanya'da DİTİB’e bağlı 900'den fazla cami bulunuyor.