DİTİB'in 'Müslümanları Avrupa'da yalnızlaştırma' misyonu Köln'de nasıl başarıya ulaştı?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 3 Ekim Çarşamba günü Almanya'nın Köln kentinde Diyanet'e bağlı Köln Camii'nin açılışını yaptı. 

Erdoğan konuşmasında, Avrupa'daki camilere yeni bir misyon daha yükleyerek gayrimüslimlerin de bu camilere gelebilmelerinin sağlanmasını istedi ve "Gayrimüslim dostlarımızın buralara gönül rahatlığıyla, asla çekinmeden gelebilmelerini temin etmeliyiz. Onlar da gelmeli. Hangi inanca mensup olursa olsun şehrimizde yaşayan fakir fukaranın camilerimizin bereketinden faydalanacakları imkanlar oluşturmalıyız" yorumunu yaptı. 

Ahval yazarı Ali Yurttagül de, Erdoğan'ın 'cami siyaseti' üzerinden Avrupa'ya ve buradaki Türkiyeli topluma bakış açısını irdeleyen bir yazı kaleme aldı:

Erdoğan, "DİTİB Köln Merkez Camii ve Külliyesi'ni adına yaraşır bir merkeze dönüştürmenin mücadelesini vermeliyiz. Burası, bizi Avrupa'nın ötekisi, düşmanı gibi göstermeye çalışanlara inat, bu topraklardaki varlığımızın timsali olmalıdır" dedi.

Erdoğan’ın Almanya ziyaretinde Türkiye’de gözden kaçan, ama Almanya’da çok konuşulan bir olay yaşanmıştı. Almanya Türkiye ilişkilerinin kritik ve sorunlu yapısını tüm çıplaklığı ile sergileyen Köln’de bulunduğu birkaç saatti bu olay.  

Yıllardır yapımı süren, Köln Camii’nin açılışını yapmak için gittiği Köln’de Erdoğan ve Diyanet’e bağlı DİTİB’in Almanya yalnızlığı ve Almanya gerçeklerinden ne kadar uzak oldukları gözler önüne serildi.

Kurdelenin kesildiği an, bu yalnızlığın fotoğrafıydı sanki. Erdoğan çifti, DİTİB temsilcileri ve Dışişleri Bakanı'nın görüntülendiği karede tek bir Köln veya eyalet temsilcisi Alman, saygın bir din adamı yoktu.

Erdoğan’ı Köln/Bonn Havaalanında karşılayan Eyalet Başbakanı Armin Laschet açılış merasimine katılmadığı gibi, Köln Belediye başkanı  ve şehrin hiçbir siyasi temsilcisi de açılış merasimine gelmemişti.

DİTİB cami yapımını destekleyen politikacı ve şehrin ileri gelenlerinden oluşan bir 'Beirat', yani komite de oluşturmuştu.

Belediye Başkanı Fritz Schramma Almanya basını ile "Bugün de posta kutusuna baktım, bir şey yoktu” diyerek davetiye almadığını söylüyordu. (FAZ 27/9/2018)

İlginç değil mi, Köln’de cami yapılsın diye 10 yıl boyunca belediye başkanı olarak tüm karşı kampanyalara göğüs geriyor, cami destekleme komitesine de üye oluyorsunuz, açılış merasimine davetiye almıyorsunuz.

Nezaketsizlik, kayıtsızlık veya ihmalin bu boyutuna yorum da gerekmez sanıyorum. Erdoğan-AKP kültürü diyelim.

Bu ‘ihmalin’ Saray, Diyanet, Dışişleri üçgeninde nasıl mümkün olduğunu size anlatabilirim, ama geçelim...

Siyasiler değil sadece, bir ibadet mekanı olan cami açılışına Katolik bir geleneği olan, Almanya’nın en görkemli katedrallerinden birine sahip Köln şehrinin diğer din önderleri de uzak durma kararı almıştı.

DİTİB’in Almanya’da ne kadar yalınız olduğunu belgelercesine, diğer toplum kuruluşları da merasimi bir nevi boykot etmişti.

Oldukça üzücü bir şey daha vardı:

İlginç, cazip, saydam mimarisi ile  göze çarpan Köln Camii, bu ibadet mekanına karşı çıkan çevrelere bir mimarın politik cevabı diyebileceğimiz bir sanat eseri olmuştu. Osmanlı cami mimarisinde etkin kubbeyi merkezine alan ve Sultanahmet Camii'nin ötü kopyalarında yaşadığımız havadan oldukça uzak bir mimari eser kazanmıştı Köln.

Kubbesi, minaresi ile cami mimarisi ile modern bir yorum olan bu eserin mimarı Peter Böhm de açılışa katılmamıştı.

İlginç, değil mi?

Erdoğan'ın iki yüz kişiden oluşan katılımcıya (Herhalde çoğu Ankara’dan gelmişti) seslendiği merasim, cami açılışını ne anlama geldiği tartışılır, üzücü bir siyasi gösteriye dönüştürmekten öteye gitmedi.

Konuya eğilen Frankfurter Algemeine Gazetesi'ne (29/9/2018) göre Erdoğan açılışı 'tüm Müslümanların lideri' olduğunu vurgulamak için kullandı.

'Müslüman Kardeşler selamı' ile tüm Avrupa’ya iletilen bu siyasi mesajın “Tutucu siyasi bir İslamın temsilcisiyim” demekten başka bir anlama gelmediğini savunan gazete, Köln’de kırılan testinin kolay tamir olamayacağını yazdı.

Erdoğan ile camiler artık ibadet mekanı değil, politika platformu.

Almanya’da Müslümanlar için bir şans olabilecek bu açılış, tam anlamı ile sorun artık. DİTİB farkında mı bilmiyorum ama, Köln ve Köln ötesi dostlarını kaybetmekle kalmadı, Almanya’da cami yapımına karşı gelen, Müslüman karşıtı çevrelerin de değirmenine su taşıdı.

Almanya’da on yıllardır beş milyonun üzerinde Müslüman yaşıyor ve bu insanlar hala ibadethaneye dönüştürülmüş bodrumlarda buluşuyor.

Bu ayrımcı, rencide edici gerçeğin aşılması için yıllardır mücadele veren, Hristiyan Demokratlardan Yeşillere kadar uzanan siyasetlerr Köln’de dışlanmakla kalmadı, önemli bir 'yenilgi' de yaşadılar. İşleri artık kolay değil. “Erdoğan’a mı çalışıyorsunuz?” sorusuna muhatap olacaklarından emin olabilirsiniz.

Erdoğan için bu gerçek önemli olmayabilir. Ama Almanya’da yaşayan, Almanya toplumu ile iç içe, kurumları, sosyal ve siyasi dönüşümünden bire bir etkilenen Müslümanlar için yaşamsal öneme sahip.

Bir Alman derneği olan DİTİB’in bu gerçeğin farkında olmadığı gibi, soyunduğu misyon için gerekli yapı ve bilinçten ne kadar yoksun olduğunu da izledik.

Niçin Ankara, Diyanet, Erdoğan değil eleştiriyi DİTİB’e yöneltiyorum biliyor musunuz?

Çünkü Erdoğan’ın Özil olayında yaşadığımız gibi siyasi amaçları için tüm olanakları kullandığı, sonuçlarını da umursamadığını biliyoruz.

Almanya’da yaşamıyor. Ayrıca son yıllarda politikasının kucaklama değil, kutuplaştırma endeksli olduğunu da biliyoruz. Ankara’da Diyanet ve Dışişleri'nin Almanya, Avrupa gerçeklerine yabancı olması affedilmez olsa da, Erdoğan baskısı altında oldukları için ses çıkarmamış olabilirler.

Ama DİTİB Ankara’da değil. Köln'de, Berlin'de vs. yaşayan milyonları temsil eden bir Alman kurumu. Veya böyle olduğunu savunuyor.

Oysa Erdoğan-Özil foto karesinin Almanya kamuoyunda nasıl algılandığına baksa, açılışın Erdoğan tarafından yapılmasının sonuçlarını öngörebilirdi.

Erdoğan sadece Almanya’da değil,  tüm Avrupa’da sevilmeyen bir politikacı. Bunu kendisi de biliyor. Diyanet başkanı, Katolik, Protestan, Yahudi din adamlarının buluştuğu bir açılış niçin düşünülmedi, bu açılış niçin siyasi bir Erdoğan merasimine dönüştürüldü, doğrusu anlamıyorum. Türkiye’de Erdoğan’dan başka temsilci yok mu artık?

Köln Camii'nin açılışı ile DİTİB sadece bir Almanya derneği olmadığını belgelemekle kalmadı, Avrupa’da Müslümanların yalnızlığına katkı sunan bir yapı ve bilinç içerisinde olduğunu da sergiledi.

DİTİB kaymakam kılıklı 'temsilcilerinden' kurtulmadan, Diyanet ile ilişkisini gözden geçirmeden kuruluş amaçlarını asla yerine getiremez artık.

Bu açılıştan sonra Avrupa’da yabancı-Müslüman-Yahudi düşmanlığına ve PEGİDA gibi Müslüman düşmanı hareketlere karşı mücadele veren demokratların işi iyice zorlaştı.

Köln’de kırılan testinin parçalarını toplamak, Köln’deki cami benzeri camilere diğer şehirlerin de kavuşmasını sağlamak için mücadeleyi sürdürürken, kimlerle omuz omuza olduğumuza biraz daha yakından bakmak gerektiğini anlamış olduk sanırım.

Biz anladık, ama DİTİB’in Erdoğan ön şartından vazgeçmeden Almanya’da kimseyle buluşamayacağını anlamış olduğundan emin değilim.