Şub 06 2018

Akif Beki: Diyanet sol elle değil biraz da hak yemeye baksın!

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın (DİB) adı son yıllarda gündemden hiç düşmüyor. Verdiği tartışmalı fetvalar, girdiği polemikler, şişkin kadrosu, bakanlıkları geçen bütçesi, başkanlarının kullandığı lüks makam araçları ve son olarak Adnan Oktar ile girdiği polemik nedeniyle gündeme tam anlamıyla demir atmış vaziyette.

Bunun üzerine bir de 'Sol elle yemek yiyen şeytandır' fetvası geldi Diyanet'ten. Bu fetva ile, doğuştan solak olan ya da sağ elini, kolunu kaybedip sol uzvunu kullanmaya mecbur binlerce, belki on binlerce kişi bir anda 'şeytan' ilan edilmiş oldu.

Karar Gazetesi yazarı Akif Beki, Diyanet'in bir pop star edasında yaptığı çıkışlardan duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği yazısında, önce Diyanet'in Adnan Oktar'a 81 ilde açtığı davayı hatırlattı. 

Oktar'ın, "Ey Diyanet, sizin maaşlarınız kerhanelerden alınan paralarla ödeniyor” sözü, “Yüzyılın hakareti” olarak tanımlandı" hatırlatması yapan Beki, "...gündeme damgasını vuran bir konu daha vardı, Diyanet’in “Sol elle şeytanlar yemek yer” fetvası..." diyor ve Diyanet'in Oktar polemiğinden hayli rahatsız olduğuna değiniyor.

Bu noktada eleştirisine başlayan Beki şöyle sürdürüyor satırlarını:

"Bu eşleşmeden Diyanet’in aynı hazzı almadığı anlaşılıyor.

Birlikte anılmak madem fena rahatsız edici, yan yana gelmekten madem şiddetle şikayetçi Diyanet, neden kapatmaz da sürdürür olayı, ne diye adamı gündemde tutmaya devam eder ki...Elinde ‘dile düşmek’ten başka sermayesi kalmayan bir şöhret budalasını kaale alarak konuşulup kendinden bahsettirmesine hizmet ettiğini nasıl görmez Diyanet? Değerlendirme hatası yaptıkları açık. Ama bir bu değil ki..."

Sol elle yiyenlere 'şeytan' denilmesine tepki gösteren Beki, "Bütün mesele sağ elle yemek, ne yersen ye mi?.." sorusunu yöneltiyor. 

Beki'nin eleştirilerinin en yakıcı bölümü ise şöyle:

"(Diyanet) Doğuştan sağ elle yiyen çoğunluğa da kul hakkı ve haram yememenin hangi elle yendiğinden daha önemli olduğunu söyleseydi...Daha düşünceli, Müslümanca yaşamanın esasına daha uygun, daha günahtan koruyan, daha hayra geçen, daha takvaya çağıran bir dindarlık şuur ve duyarlılığı aşılamış olmaz mıydı Diyanet?

‘Cübbeli Ahmet’le ‘Adnan Hoca’nın inşallahlı, maşallahlı, bel altılı, varyeteli dikkat çekme yarışı kadar, bir günlüğüne hak yemenin de dikkat çekmesini sağlayamaz mıydı böylece...

Seren Serengil’le Gülben Ergen’in hapislere uzanan sataşmalı, dalaşmalı, teatral magazin rekabeti kadar, ahlakla ahlaksızlık arasında da bir çekişmenin patlayıp gündem olmasına yaramaz mıydı belki...

Arif Sağ’la Orhan Gencebay’ın Yavuz Bingöl’e de sıçrayan ‘telif kurumunda seyirlik başkanlık kavgası ve sanat dünyasını sarsan yolsuzluk suçlamaları’ kadar, siyaset camiasındaki yolsuzluk sürtüşmelerinin de özgürce tartışılmasına bir nebze katkı yapmaz mıydı!"

http://www.karar.com/yazarlar/akif-beki/adnan-hoca-ve-sol-elle-yemek-6146