Oca 10 2018

'Diyanet karşıtları Diyanet'in ekmeğine yağ sürüyor'

 
AKP iktidarı ile en çok tartışılan kurumların başında geliyor Diyanet İşleri. Verdiği fetvalardan iktidarla iç içe görüntü çizmesine kadar birçok konuda özellikle muhalefet cephesinin karşıtlığına zemin hazırlıyor.

Son olarak9 yaşındaki kız çocuğunun evlenmesine “onay verdiği” yolundaki iddia ile gündeme geldi Diyanet. Kurumun internet sitesinde yer alan sözlük bölümündeki tanımlamadan yola çıkılarak yapıldı bu yorum. 

Ancak Diyanet, bu iddiayı yalanlayarak içeriğin olduğu bölümü erişime kapattı.

“Diyaneti eleştirmenin cazibesi, kimi zaman insanları haklıyken haksız konuma düşürebiliyor. Sözlük meselesinde olduğu gibi” diyor Berrin Sönmez, Duvar’da kaleme aldığı yazısında.

İşin “Diyanet kapatılsın” kampanyasına dönüşmesiyle “toplumsal algının bir kez daha kamplaşmayla perçinlendiği” görüşünü savunuyor Sönmez. 

Haberin sunuluş biçimini ele alan Sönmez, “gazetecilik etiği açısından içerik ve başlık arasındaki farklılıkla ve sansasyonel başlıkla içerik çarpıtıldı” diyor ve şöyle açıyor:

“İki ayrı maddeden biri ‘nikâh’, diğeri ‘buluğ’ kavramlarının İslami terminolojiyle izahından ibaret. Üstelik nikâh maddesinde buluğ dışında rüşt kavramına da yer verilerek, nikâh için buluğa ermenin yeter şart olmadığı da yazılı. Bu bilgiler de haberin içeriğinde yer alıyor.  Dolayısıyla 2 Ocak tarihinde başlayan 2018’in ilk Diyanet krizi, tabiri caizse yatsıya kadar sürdü. Çarpık habercilik ve yanlış algılar nedeniyle…”

Son ‘fetva haberi’ni sert biçimde eleştirse de Sönmez, gerçekte Diyanetin pek çok kusuru olduğunu savunuyor ve ekliyor:

“Bu kusurları, yazık ki haksız, yersiz, gereksiz kampanyalarla en başta Diyanet karşıtları kapatıyor.”

Ve “asıl söylenmesi gerekenler” diyerek şu sorulara cevap arıyor:

1- Dini terimler sözlüğünde açıklanan buluğ kelimesinin, dölleme ve döllenme alt yaş sınırını içerdiği bilgisi, neden 14 yy. öncenin bilimsel bulguları doğrultusunda verilir? Kız ve oğlan çocuklarının fizyolojik gelişimi açısından önemli bir fark bulunmadığı tespit edilse bile neden günümüz bilimsel bulgularıyla refere edilmez?

2- Rüşt kavramının, fizyolojik gelişmeyle değil insanın bireysel ve toplumsal sorumluluk yüklenmesini mümkün kılan bilişsel gelişmeyle ilgisini ortaya koymuşsunuz. Güzel. Rüşt kavramını, dini yükümlülüklerle hukuki ve medeni/sosyal yükümlülükler şeklinde ayırarak vermişsiniz. Amenna. Peki neden hukuki yükümlülük yaşını yüzyıllar önceki fıkıh yorumlarına göre yazarsınız?

3- Fıkıh, tarihi süreçte İslam hukuku anlamına kullanılmış olsa dahi pekala bilirsiniz ki gerçekte fıkıh kavramı salt hukuk kavramıyla bire bir aynıdır. Ve gene bilirsiniz ki hukuk hükümleri zamana, coğrafyaya, toplumlara ve toplumsal ihtiyaçlara göre değişir. Bütün bunları gayet iyi bildiğiniz halde neden sözlükte rüşt yaşı olarak bugünkü hukukumuzun, bireyleri sorumlu tuttuğu alt yaş sınırını yazmazsınız?

4- Değişkenliği doğasından kaynaklanan hukuku, geçmiş yüzyıllardan keyfi seçilen bazı yorumlarla sabitleyip, yeni selefi akımlar gibi değiştirilemez kılmak mı niyetiniz? İnsan eli ve aklıyla oluşturulmuş fıkıh yorumlarını, dini hükümler gibi, nas gibi sunmaya kalkışmak hakkınız mı? Haddiniz mi?

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/01/10/diyanete-sorular/