Diyarbakır'da DTSO seçimi: 'İş camiası susmak yerine ayağa kalkmalı'

Diyarbakır'da pek çok sivil toplum örgütünün kapatıldığı, seçilmiş parti liderlerinin hapiste olduğu ve belediyelerin atanmışlar tarafından yönetildiği bir dönemde kentin ekonomik aktörleri Ticaret ve Sanayi Odası'nın (DTSO) 14 Nisan'daki seçimlerine hazırlanıyor.

Kentte siyasi boşluğun olduğu bu dönemde, Diyarbakır'ın ekonomik çevresi geniş örgütlenmeler oluşturabilecek mi? Eklemlendikleri merkezi sistem üzerinde kent sorunlarını çözmek için ne kadar ağırlık oluşturabilecekler? Bu ve benzeri soruların yanıtları merak ediliyor.

Bölgesel kalkınma eşitsizliğini ve çatışmalı sürecin ardından küçülen Diyarbakır ekonomisini Ankara ve İstanbul'da dile getirme ve çözüm yolu oluşturma adına ekonomik aktörlere önemli roller düşse de, bu kesim, OHAL sürecinde geçtikleri soruşturmaların ardından genel anlamda bu süreci 'izleyerek' geçirmeyi tercih ediyor.

Beş farklı listede seçime girilen DTSO'da ayrı ayrı seçim ofisleri kuruldu. Yeşil listenin oluşturduğu "Birlikte Diyarbakırız" girişimi sivil toplum örgütlerinden en çok desteği alan grup olarak görülüyor. Sarı listede ise kentin ekonomik anlamda en güçlü iş insanlarından Abdülkadir Karavil başkanlık için yarışıyor.

Geçtiğimiz yıl Ekim ayında yapılması planlanan DTSO seçimleri, yayınlanan bir KHK ile ülke genelinde nisan ayına alınmıştı.

Odanın saymanı Kahraman Papatya, kentin önde gelen girişimcilerinin ertelenen ekim seçimleri öncesinde bir araya geldiğini ve "zaten sistem bizi ötekileştirip bölüyor biz niye kendi içimizde, sorunlarımızın büyüdüğü, kenetlenme ihtiyacımızın olduğu bir dönemde bölünelim," dediğini aktarıyor. Papatya şunları söylüyor:

"Bu kentte bir ortak akıl oluşturalım; bireylerin politik duruşlarına bakmaksızın bir yapılanma kurma amacıyla tek liste çıkarmıştık. Karavil de bizimleydi. Ama sonra bölündük."

Kentin iş camiasında "ölü ama ayağa kalkması gereken bir ruh" var diyen yatırımcı Papatya şu değerlendirmelerde bulunuyor:

"İş camiası iki yıl öncesinde farklı bir durumdaydı. Cem Boyner çıkıp devleti yönetenleri eleştirebiliyordu. Gezi olaylarında Koç ailesi taraf olabiliyordu bir cesaret vardı ama son iki yılda devlet korku salgıladı ve iş camiasının duruşu değişti. Şu an herkes bir korku ile yaşıyor. Burda ki iş kesimi de aynı durumda; eleştirirsem benim malıma el konulur anlayışı var. Susmayı durmayı tercih ediyor, doğruyu ifade etmeyen bir iş camiası var şu anda burada. Örgütlenme ile iş çevresi ayağa kalkmalı."

14,000 üyeli odada üyelerin sadece yarısı oy verebilir konumda. Altı bine yakın üye borçları nedeniyle 'askıya' alınmış. "Seçimlerin yaklaşmasıyla, askıda olan üyeler adına borç kapama oy toplamak için kullanılacak bir araca dönüşecek, fakat bu etik değil," diyor Filiz Bedirhanoğlu.

 

filiz

Bedirhanoğlu, geçen seçimlerde kadın örgütlenmesini geliştirmek için çalışmış ve Kadın Girişimciler Kurulu'nun başkanlığını yapmıştı. Bu seçimlerde kentte öne çıkan çalışmalardan birisi ise Kadın Meclisi oldu.

Mehmet Kaya öncülüğündeki yeşil listenin manifestosunda yer alan kadın meclisi fikri, yarı resmî ticaret odasının Ankara'da bağlı olduğu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin tüzüğünde tanımlanmamış.

Olursa Türkiye'de bir ilk olacak olan Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Meclisi, Karavil'in başkan adayı olduğu sarı listede yarışan Bedirhanoğlu'na göre Diyarbakır'da kadın girişimci sayısının düşüklüğü ve erkek egemen bir ticaret odası olması nedeniyle gerçekçi görünmüyor.

Türkiye'de kadın girişimci sayısının ve kadının işgücüne katılımının en düşük olduğu bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesi. Bedirhanoğlu 130 yıllık geçmişi olan odada, yönetim kurulunda bu dönemde sadece bir tane kadın olmasını eleştirerek sözlerine şunları ekliyor:

"Kentte sivil toplum kültürünün batıya göre daha zayıf olmasından, Kadın Girişimciler Kurulu pek gelişemedi. Biraraya gelemeyen kadın örgütleri var. Varolan kurul geliştirilmeliyken, bana meclis fikri doğru gelmiyor. İhraçların etkisiyle kadınların biraraya gelerek ortak açtıkları küçük ölçekli yerler var. Ticaret odası bünyesinde kadın girişimciler ve istihdam destek merkezi olmalı. Kredileri anlatmalı. Maliyet hesaplaması ve bunun yanısıra bürokratik işlerde yardımcı olmalı bu merkez. İş dünyası kaliteli işgücü istiyor. Bu kadınlara yönelik istihdamı arttırmak için kamu ve özel sektöre uygun eğitim hazırlanmalı."

Dört kadının açıp işlettiği kentin tarihi mahallesi Sur'da ki bir cafede görüştüğüm Bedirhanoğlu, ekonomik çalışma ortamında yer alsa bile kentte harcama özgürlüğü olmayan kadınların varlığına değiniyor ve "kadın toplumsal açıdan dönüşmeli" diyor.

Bölgede kalkınma odaklı sektörler olan turizm ve madencilik gibi alanlarda eğitim verecek bir özel üniversite kurulması, sermayesi sınırlı girişimcileri örgütleyecek güçbirliği anonim şirketinin kurulması, marka günleri düzenlenmesi, fuar sayısını artırmak amacıyla fuarcılık anonim şirketinin kurulması DTSO seçim sürecinde öne çıkan projeler arasında. Fakat farklı listelerin ortak vurgusu barışın inşası.

"En büyük sermaye demokrasi ve güvenlik ortamıdır," diyor çatışmalı süreçte otelini ve diğer yatırımlarını kaybeden Bedirhanoğlu.

Son iki yılda yüksek sayıda sermaye sahibinin kentten göç ettiğine değinen yeşil liste başkan adayı Mehmet Kaya banka kredi değerlendirmelerinde eksperlerin İstanbul ve Ankara gibi illerden geldiğini ve yerli yatırımcıların sermayesine yarı yarıya düşük bedel biçtiğini, bu nedenle yeni dönemde ekspertiz değerlendirme şirketinin kurulması gerektiğine dikkat çekiyor.

"Bölgede huzursuzluk elbette bir etken ama sermaye göçü asıl düşük değer biçmelerle oluşuyor," diyor Kaya. Barış sağlanmadan kentte yoksulluğun işsizliğin bitmesinin olanaklı olmadığını dile getirerek, sermayenin "ürkek" olduğunu, bölgeye özgü teşvik paketlerinin gerekliliğini belirtip hükümetin Kürt sermayesine yaklaşımını eleştiriyor Kaya:

"Türkiye 2003'ten sonra Irak Kürdistanı'ndaki bugün Rojava'ya benzer yapılanmayı beka sorunu olarak gördü. Ne oldu sonra? Türkiye'nin komşu ülkeleri ile yaptığı ihracata bakın. Ülkenin toplam ticaret hacminde Almanya ile birlikte Kürt bölgesi birinci oldu. Geçmiş dönemlerden Türkiye iyi ders çıkarmıyor.

Suriye'de gelişmeler bir aşamaya vardı Türkiye beka sorunu olarak görüyor. Tam tersi Türklerin ve Kürtlerin birlikteliği Ortadoğu'da barışta birinci koşul. Bu olmazsa huzur olmaz. Güçbirliği anonim şirketi kuracağız. Krediye istediğimiz şekilde ulaşamıyoruz ve öz kaynaklar yatırım için yetmiyor.

Büyük yatırımlarda sermayeyi biraraya getirme zorunluluğu oluşuyor. Sadece ülke içi için değil hem Kürdistan federe bölgesinde hem de Suriye'deki Kürt bölgesinde ki yatırımlarda bu güç birliği anonim şirketi yatırımlara müdahil olacak ve bölgeye yönelik çalışacak."

Öte yandan barış sürecinin devam ettiği dönemde göreve gelen odanın saymanı Papatya, Kobani kuşatmasıyla kentte ekonominin birincil gündem olmaktan çıktığını, kentte gelişen Kobani ayaklanmalarının kırılma noktası olduğunu, iyi giden herşeyin o günden sonra kaosa evrilmesiyle tersine gittiğini söylüyor:

"Öncesinde sermayedarlar buraya ciddi yatırımlar yapıyorlardı. Birden projelerini çekmeye başladılar. İş insanları öngöremediği için plan yapamadı. Bu nedenle gelişim gösteremiyoruz. Bölgede kaos var diyoruz. Bir planlama yaptık Afrin operasyonu çıktı bir plan yaptık hendekler çıktı. Gelişim arzusu içinde olan iş adamları aldı sermayesini gittiler."

Belediyelere kayyumların atanmasını eleştirmeleri üzerine oda üyeleri olarak soruşturmadan geçtiklerini ama aslında bölge işverenlerinin "dağa gitme ihtimali olan bazı gençlere iş imkanı yarattıklarını" böylelikle onları yaşama katarak "devlete hizmet ettiklerini" fakat gene de "iş insanlarının içeriye alındığını" ekliyor Kahraman Papatya.

 

papatya

Kendisini bir sivil toplumcu olarak tanımlayan ve Arçelik ile Exxon Mobil gibi kurumsal markaların bölge distribütörlüğünü yapan Papatya, Diyarbakır'ın özel bir kent olduğunu politik sorunların öncelikli olarak çözülmesi gerektiğini belirterek ekliyor:

"Bu bölgede yaşayan Kürtlerin hakları hukukları tanımlanmadan ikinci üçüncü ayağa geçince herşey havada kalır. Bir bina temelsiz olmaz değil mi? Temeli olmadan çöker. Bu bölgenin en önemli problemi Kürt sorunu. Demokratik haklar temelinde bir çözüm DTSO olarak önceliğimiz olmalı. Ekonomik gelişim ancak barışın inşası ile mümkün olabilir."

''Ekonomik aktörler olarak üzerimizdeki sorumluluğu hissediyoruz,'' diyor Bedirhanoğlu; "Dünya örneklerine baktım İrlanda'ya gittim. Kolombiya çatışma sürecine baktım. Toplumun her kesiminden insanlar elini taşın altına koymuş. İş insanları da elini taşın altına koymalı. Fakat iş çevresi bu süreci izlemekle geçirdi. Çözüm sürecinde dil çok önemli. Diğer süreçlerde bunlara ağırlık verildi bizde eksikti bu; biz taraf olduk, objektif adil olamadık."

Kentin yoksul mahallesi Fiskaya'ya geçmişte üç milyonluk yatırım yapan Bedirhanoğlu, kuruyan Fiskaya Şelalesi'ni de çalışır konuma getirmişti.

Kadın Meclisi fikrine inanan boya fabrikası yöneticisi Nevin İl, kurucu üye olma adına çalışmalara başladı. Diyarbakır genelinde "kadınlar adına kurulan 900 işletme" olduğunu fakat erkekler tarafından yönetildiğini sadece 100 kadarında kadının olduğunu söylerek meclisin kurulması halinde bunları "ifşa edeceklerini" söylerek, "kadının girişimci olmasının önünde engel" olduğunu savunuyor.

Meclis ön hazırlık toplantısına katılan diğer bir isim ise Doğu ve Güneydoğu İş kadınları Derneği'den (Dogünkad) Dorşin Yalçın Güzel. Güzel, "Şimdiye kadar Kürtlerdi ama son on yıldır Türkiye'de en geniş öteki kesim kadınlar. İşimiz çok zor," değerlendirmesinde bulunuyor.

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.