Ara 19 2017

'İnanç özgürlüğü mü dediniz?' Diyarbakır'da bir ölümün anatomisi

Türkiye azınlıkları için inanç özgürlüğü giderek büyüyen bir yara halini alıyor. Ülkenin dört bir yanında kiliseler, manastırlar, ibadethaneler asıl sahiplerinin elinden alınmış ve dönüştürülmüş vaziyette.

Onlarca medeniyetin kesişme noktası ve dini çeşitliliğin bir dönem merkezi olan Diyarbakır'daki mevcut tablo, tabuta çakılan son çivi mesabesinde.

Böylesi bir ortamda Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz inanç hürriyetinden korkmuyoruz ki. İnancına güvenen inanç hürriyetinden korkmaz," dese de ellerinden alınan ibadet yerleri ile ortada bırakılan azınlıklar için inanç hiç de özgürlük alanı değil.

36 kilisenin bulunduğu Diyarbakır’da birçok kilise okul, halı atölyesi gibi alanlara çevrildi. Geriye kalanlar yasak bölgesinde kalırken, birçoğu da bakımsızlıktan yok oluyor.

Çan seslerinin bir bir kesildiği kentte şuan sadece bir Süryani kilisesi bulunurken, Ermenilerin ibadet için gidecekleri bir yer yok. Ayrıca kente bulunan yedi kilisenin mülkiyeti devlet kurumlarına ait.

Sur’daki kamulaştırma ile Protestan Kilisesi’nin kilisenin bahçesi olarak kullandığı üç tapu, Keldani Kilisesine ait 12 dükkan ve Diyarbakır Kültür Evi, Ermeni Kilisesi’nin de çok sayıda mülkü kamulaştırma kapsamına alındı.

Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan’a yaptığı ziyaretin yankıları sürerken, ziyaret sırasında yapılan açıklamalardaki bazı detaylar dikkat çekiyor.

Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Çipras'la düzenlediği basın toplantısında yedi yıldır restorasyon çalışmalarının yapıldığı Balat'taki Bulgar kilisesi Sveti Stefan’in (Demir Kilisesi) 7 Ocak’ta açılışının yapılacağını belirterek, “Biz inanç hürriyetinden korkmuyoruz ki. İnancına güvenen inanç hürriyetinden korkmaz” demişti.

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras şu karşılığı vermişti:

Yunanistan sınırlarında yer alan Sakız Adası’nda Selanik’te Rodos Adası’nda Fethiye Camii gibi birçok mabedin restorasyonunu gerçekleştirdi. Burada Ortadoksların dini tören düzenlemesini düşünmedik. Ancak üzüntüyle belirtmek isterim ki böyle bir durum Ayasofya’da söz konusu.

Çipras’ın sözünü ettiği konu ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını açıklamasının ardından AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın sosyal medya hesabından yaptığı “Madem öyle. İnceldiği yerden kopsun. Ayasofya ibadete açılsın” şeklinde ifadesi.

AKP’li Tayyar’ın Ayasofya’nın ibadete açılması twitinin ardından İstanbul Alperen Ocakları üyesi bir grup, Ayasofya Müzesi’ne girerek ezan okudu ve namaz kıldı. Gözaltına alınan grup ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

Alperen Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Kürşat Mircan Ayasofya’da namaz kılmayı sosyal medya hesabı üzerinden canlı olarak paylaştı.

Türkiye’de farklı inançlara yönelik saldırı ve saygısızca tutumlar sadece bununla sınırlı değil. Farklı ibadet merkezleri ya kapatıldı ya farklı amaçlarla kullanıldı ya da kaderine terk edilerek yıkıldı. Arazileri ve mallarına devlet tarafından el konuldu.

Bunun örneklerini Diyarbakır’da görmek mümkün. Kürt, Türk, Ermeni, Süryani, Keldani, Yahudi’nin hep beraber yaşadığı tarihin kavşak noktasında odaklanmış bir şehir.

Söylenildiğine göre, Diyarbakır’da toplam 36 kilise bulunuyor. Araştırma yapılması durumunda bu sayının 50’yi bulacağı belirtiliyor. Çünkü birçok kilise ya farklı amaçlarla kullanıldı ve unutuldu ya da bakımsızlıktan yıkıp gitti.

36 kiliseden bilinen 13 kilise de aynı kaderi yaşıyor. Sur’un sokağa çıkma yasağının devam ettiği mahallelerinde yer alan kiliseler ciddi bir tahribat yaşadı.

Zaten bu kiliselerden bazıları farklı amaçlarla kullanılıyordu. Durum böyle olunca Diyarbakır’da ayin yapılan tek bir kilise kaldı, Süryani Meryem Ana Kilisesi.

Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi

2009’dan bu yana devam eden çalışmalarda, Diyarbakır kent merkezi ve bağlı bulunduğu köylerde, 664 eser tespit edildi. Eserler arasında 11 kilise ve bir havra da bulunurken kentteki yedi kilisenin sahibinin devlet olduğu ortaya çıktı.

Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi Fotoğraflar: Sertaç Kayar

Bu kiliselerden birisi tamamen yok olmuş durumda ve adı dahi bilinmiyor. Diğer altı kilise ise halen okul ve kurs gibi farklı kullanımlar için tahsis edilmiş durumda.

Sur ilçesinde gayrimüslim vakıflarına ait çok sayıda mülk de bulunuyor. Mülklerin de tamamı Sur’daki yasağın ardından acele kamulaştırma kapsamına alındı.

Sur
Sur, yasaktan sonra...

Protestan Kilisesi’nin kilisenin bahçesi olarak kullandığı üç tapu, Keldani Kilisesine ait 12 dükkan ve Diyarbakır Kültür Evi, Ermeni Kilisesi’nin de çok sayıda mülkü kamulaştırma kapsamına alındı. Vakıfların, mülkleri için açtığı davalar ise devam ediyor.

Sur’da bulunan Süleyman Nazif İlköğretim Okulu, uzun yıllar kilise olarak kullanılmış. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan okul, dönem dönem yapılan yanlış onarımlar nedeniyle hasar gördü.

Sur’daki sokağa çıkma yasakları zamanında hasar gören kilise daha sonra yerle bir edildi. 4. yüzyılda yapıldığı bilinen Saint George (Kara Papaz) Kilisesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ait. Kilise, Bakanlık tarafından restore edildi ve sanat galerisi olarak kullanılıyor.

Bağlar Alipınar Mahallesi’nde bulunan Süryani Ortodoks Kilisesi, neredeyse harabeye dönmüş durumda. Tapusu Maliye Bakanlığı’nda bulunan kilisenin tamamen yok olmaması için acilen restore edilmesi gerekiyor.

Sur’da yer alan Surp Giragos Ermeni Kilisesi...
Sur’da yer alan Surp Giragos Ermeni Kilisesi. Yasaktan önceki hali...

Sur ilçesinde bulunan Ermeni Katolik Kilisesi’nin de sahibi Vakıflar Genel Müdürlüğü. Müdürlük tarafından restorasyonu tamamlanan kilise, kaymakamlık tarafından Anne Çocuk ve Kadın Yaşam Merkezi olarak kullanılıyor.

Sokağa çıkma yasakları zamanında ciddi hasar gördü. Sur’daki Süryani Katolik Kilisesi, okula çevrilmiş durumda. Yapının sahibi ise Vakıflar Genel Müdürlüğü.

Orijinal dokusu tahribata uğramış ve restorasyona ihtiyacı var. Sur’da bulunan Ermeni Protestan Kilisesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait. Restore edilen yapı, halı kursu olarak kullanıldı. Yasak zamanında ciddi hasar gördü.

Surp Giragos Kilisesi
Surp Giragos Kilisesi. Önceki halinden kareler...

Sur’da yer alan Surp Giragos Ermeni Kilisesi, cemaatsiz kalmasının ardından yıllarca kaderine terk edilmişti.

Surp Giragos Kilisesi
Surp Giragos Kilisesi

Vakıf yönetimleriyle ilgili yapılan yasal değişikliğin ardından İstanbul’da yaşayan Diyarbakırlılar, vakıf yönetimini yeniden oluşturmuş ve restorasyon için çalışmalara başlanmıştı.

Surp Giragos Kilisesi
Surp Giragos Kilisesi. Son hali...

Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere pek çok ülkede başlayan yardım kampanyalarıyla kilise restore edilmişti. Kilise restorasyonu için yaklaşık 2 milyon TL harcanmıştı.

Surp Giragos Kilisesi. Son hali...
Surp Giragos Kilisesi. Son hali... Fotoğraflar: Sertaç Kayar

Kilisenin restorasyonu, pek çok prestijli restorasyon ödülüne layık görülmüştü. Restorasyonun ardından kilisede bayramlar, ayinler ve törenler yapılırdı.

Yerli ve yabancı binlerce turistin uğrak merkezlerinden biriydi. Kilise sokağa çıkma yasakları zamanında hasar gördü ve daha sonra da yağmalandı. Kilisenin içindeki birçok eşyanın çalındığı ve geri kalanın da tahrip edildiği ortaya çıktı.

Kilise, üç yıldır ibadete kapalı. Bölgedeki Ermenilerin ibadet etmek için gidebilecekleri başka kilise bulunmuyor.

Yasak zamanında 11 Şubat tarihinde bir özel harekat polisi Surp Giragos Kilisesi içinde bozkurt işareti yaparak çektirdiği fotoğraf sosyal medyada paylaşıldı ve tepki çekti. Fotoğrafın yanında “Diyarbakır Sur.. Sultan Alparslan'ın torunları kiliselerdeki küffarları imana getiriyor..” yazısı yer aldı.

Gaffur Türkay
Surp Giragos Ermeni Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gaffur Türkay...

Ahval’e konuşan Surp Giragos Ermeni Kilisesi Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gaffur Türkay, kiliselerinin tüm faaliyetlerinin durdurulduğunu ve başka ibadet merkezlerinin olmadığını söyledi.

Kilisenin çatışma zamanında hasar gördüğünü ve uzun süre girmelerine izin verilmediğini belirten Türkay, uzun aradan sonra izin alarak kilisenin son halini gördüklerini söyledi.

Türkay karşılaştıkları manzarayı şöyle anlattı:

İlk sıralar dükkanları yıkılmıştı içinde tahribat vardı ama ana çatısı, ana duvarı, çan kulesi ayakta kalmıştı ve seviniyorduk. Her gittiğimde biraz daha tahribat yapılıyor içeride ve bu da bizim canımızı son derece sıkıyor.

Kim giriyor nasıl giriyor onu çözemiyoruz. Oraya normal vatandaş gidemiyor biz de izin ile gidebilirken birileri oraya gidip her seferinde bir yerleri tahrip ediyor.

Daha önce gittiğimizde sütunlardaki demir bilezikleri sökmüşlerdi herhalde altın sandılar. En son gittiğimde de dini alan dediğimiz horanları çekiç ile kırmışlar. Artık bu bir talan ve yıkımdır.

Surp Sarkis Kilisesi

Diyarbakır’ın zengin bir kültüre sahip olduğunu ve birçok medeniyete beşiklik ettiğini belirten Türkay, şöyle devam etti:

Sur’un dışındaki evler 50 yıllık, Sur’dakiler 7 bin yıllıktır. Bütün kültürler yaşadı. Zamanla hepsi geçti ama izleri kaldı orada. Diyarbakır’da çan ve ezan sesi birbirine karışırdı. Müslüman olan adam ezan okununca camiye Hristiyan olan çan sesi ile kiliseye giderdi.

Hoşgörülü bir kültür vardı. İnsanlar ve kültürler iç içe yaşamış. Ama maalesef 90’lardan sonra biraz durmuştu. Surp Giragos Kilisesi’ni onarmakla eski kültürü yakalamaya çalıştık ve semtin çehresi değişti. O eski çan ve ezan sesi birbirine karışmıştı.

Bütün kültürlerden herkes geliyordu. Turistler geliyordu ve çok iyi bir düzey yakalanmıştı. Kiliseye günde 700’e yakın kişi ziyarete geliyordu. Kültürler arasında bir etkileşim vardı.

Ama maalesef hepimizin tasvip etmediği ve istemediği o yıkım tabloları oldu. O 7 bin yıllık tarihi doku yıkıldı. O tablodan sonra ne çan sesi çalıyor ne de ezan sesi duyuluyor. O güzellikler birlikte güzeldir.

Surp Sarkis Kilisesi
Surp Sarkis Kilisesi

Diyarbakır’a gelen hükümet yetkililerinin hiçbir farklı kültür ve inancı anmadan “Diyarbakır sahabeler şehridir” ifadesi dikkat çekiyor. Türkay, bunun bilinçli şekilde ifade edildiğini belirterek, “Burası sadece sahabe şehri değildir, birçok medeniyete beşiklik etmiş bir kenttir. Ancak eski atmosfer maalesef şuan yok” dedi.
Diyarbakır’da son haliyle Ermenilere ait 4 kilise olduğunu söyleyen Türkay, şuan 4’ünün de kapalı olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Kiliselerin kapalı olması bizim için çok şey ifade ediyor. Çatışmalı süreç boyunca hiçbir faaliyet olmadı.
Ne bir etkinlik ne bir ayin yapıldı. Daha önceden düğün bayram zadikler ayinler yapılırdı. O gün bugün hiçbir şey yapılmadı ve bu durum Ermeniler için çok sıkıntılı bir tablo.”

Diyarbakır’da şuan tek aktif kilise Süryani Meryem Ana Kilisesi. Kilise sokağa çıkma yasağı ve çatışmaların dışındaki mahallede olduğu için zarar görmedi ve birkaç gün dışında sürekli açık kalarak ayinler devam etti.

Meryem Ana Kilisesi Papazı Yusuf Akbulut
Meryem Ana Kilisesi Papazı Yusuf Akbulut

Kilisede haftanın 3 günü ayin yapılır. Kilisenin papazı Yusuf Akbulut, 1993 yılından bu yana kilisede yaşıyor. Ahval’e konuşan Akbulut, şöyle dedi:

Meryem Ana Kilisesi’nde ibadetler kesintisiz olarak yapıldı.Hiç aksama olmadı ve çan sesi hep ezan sesi ile yükseldi. Bu kültürel bir zenginliktir. Haftanın 3 günü ayin yapılır. Keşke bütün kiliselerde ayinler aralıksız bir şekilde yapılsaydı ama maalesef olmadı. Şuan tek faal olan kilise budur.

Biz her zaman barıştan yanayız, dünyanın hiçbir yerinde savaş olmasını istemiyoruz, barış istiyoruz. Sur’daki çatışmalar zamanında kısa bir süre kapalı kalmak durumunda kaldı. Birkaç gün otelde kaldık. Daha sonra tekrar gelip açtık ve devam ettik.

Yaşanan süreç nedeniyle kiliseye gelen ziyaretçi sayısının azaldığını belirten Akbulut, sözlerini şöyle sürdürdü:

Eskiye oranla ziyaretçi sayısı baya azaldı. Daha önce yerli ve yabancı çok sayıda turist gelirdi ve bu aynı zamanda kentin ekonomisine de ciddi bir katkı sağlardı. Ama çatışmalardan sonra ziyaretçi sayısı baya azaldı.
Yıllardır burada yaşıyorum, bugüne kadar buradaki halkla hiçbir sorunumuz olmadı. Komşularımızla ilişkilerimiz iyidir. Onlar da bizi seviyor, biz de onları seviyoruz. Şuan Diyarbakır’da 50-60 Süryani kaldı. Kimisi batı illerine kimisi de Avrupa’ya göç etti.

Sur