Mustafa Kılıç
Ağu 10 2019

Web dizi Hile’nin yönetmeni Taha Ulukaya Ahval’e konuştu: Devletten teşvik almam

Taha Ulukaya namı diğer Fox… Seslendirme sanatçısı olan Ulukaya, ‘Hile’ adlı bir bilim kurgu dizisi çekti. Çektiği diziyi YouTube’da yayınladı.

Hatırı sayılır bir izleyici kitlesine de ulaşan Ulukaya’nın yazıp yönettiği bu dizi şimdilerde Oscar aday adayı olarak gösterimde…

Web dizi festivallerinde sayısız ödül alan bu diziye Türk medyası kulaklarını ve gözlerini kapatmış durumda…

Yabancı medyada ise zaman zaman haber oluyor. Ahval olarak bizde Taha Ulukaya ile bu başarıya adım adım giden yolculuğunu konuştuk.

İlk sorum biraz klişe ama sizi tanımamız açısından biraz önemli görüyorum. Sektöre nasıl adım attınız?

17 yaşındaydım yerel bir radyoya gittim ve dedim ki yayın yapmak istiyorum. Gel burada biraz dur falan dediler, biraz durdum orda prodüksiyona baktım nasıl yapıyorlar işte ses montajı falan filan. O zamanlar ses montajı şimdiki gibi yapılmıyor dandik programlarla yapılıyor. Bir günde bitiyor bir ses montajı. Teknik işlere bakarken yayın saati yaklaştı ve yayıncı yayına gelmedi. O da bana sen gir dedi. Yerel radyo olduğu için biraz kafalar rahat. Pek umursamıyorlar.

Kaçlı yıllardan bahsediyorsunuz?

2000’li yıllar. Bir saat yayın yaptım. Ondan sonra dediler ki sen burada program yap. O yerel radyoda iki sene program yaptım. Ondan sonra askere gittim, askerden dönünce de İstanbul’a geldim. BKM’ye girdim, çocuk oyunları yaptık. Limonla Zeytin oyunu vardı ben zeytindim kostüm içindeydim zaten kimse de görmüyordu.

Sonra da seslendirme öğrenmek için ustaların kapılarını aşındırmaya başladım. Daha sonra TRT’de bir sanat programı ile seslendirme sektörüne girdim. Mesela Ahmet Mümtaz Taylan, Türkan Şoray gibi isimler programa konuk oluyordu ben de onların hayatlarını seslendiriyordum. 2012- 2013 yıllarında beni işten çıkardılar. 

İşten çıkarılmaya nasıl tepki verdiniz?

Aslında iyi ki işten çıkarıldım. Çünkü sabah 8 akşam 5 çalışmak bana göre değildi. Hiçbir yaratıcılık yoktu işimde…  Gidiyorsun ne verirlerse onu okuyorsun. Öyle bir durum vardı. 

Seslendirme piyasası nasıl, iç açıcı mı?

O dönemlerde hiç stüdyolarda dizi seslendireyim film seslendireyim diye düşünmedim. Çünkü çok az para veriyorlardı. Hala çok az para veriyorlar orası ayrı. Allah’tan Netflix Türkiye’ye girdi de biraz daha piyasası açıldı seslendirme işinin. Düşünsene yani totalde bu işi Türkiye'de 1000 kişi filan yapıyor ama en az parayı bunlar alıyor. Simpsonları seslendiren adamın neredeyse adası olacak. Bizim ülkemizde Simpsonlar’daki başrolü seslendiren abimiz daha yeni ev aldı. 

Peki, sonra nasıl bir seyir izlediniz?

‘Filmler ve Filimler’ diye bir oluşumun içerisine girdik. Sinema işi yapıyoruz. YouTube kanalı da açtık, oraya da içerikler üretiyoruz. Yazarlık, senaryo danışmanlığı filan yapıyordum… YouTube’da sinemayı önce ciddi ciddi anlatmadım. Geyik yaparak dikkat çekmeye çalıştım. Makara yaparken altan alta da mesajımızı veririz diye düşündük. Öyle yaptık, başarılı da oldu.

Peki ‘Filmler ve Filimler’i kurduğunuzda ilk işiniz YouTube’da mı yayınlandı?

Önce Facebookta başladık. Paylaşımlarımı orada yapıyordum, videolarımı orada paylaşıyordum. Sora takipçilerimden fazla talep gelince YouTube’a geçtim. Kanalı açtım 24 bin abone ulaştım. Bir filmi eleştirince telif yedim ve kanalım kapandı.

 

Hangi film?

“En Güzeli” diye bir işti çokta popüler bir iş değildi aslında bu kadar tantana niye yaptılar bende bilmiyorum. Ama bana PR sağladı saçma sapan bir şekilde. Sonra ben tekrar Yüzüklerin Efendisi’yle ilgili bir parodi yayınladım ondan sonra patladı. 

Peki, filmlerini ağır eleştirdiğin insanlar sana nasıl tepki gösteriyor?

Düşün Şahan Gökbakar beni instagramdan ve twitterdan engelledi. Filmine eleştiri yaptım diye. Engelleyince filmine ulaşamayacağımı zannediyor herhalde. Ben Şahan Gökbakar olsam benimle uğraşmam. Uğraşır mısın sen o kadar paran var? Benim instagramıma girip engel atacağına, 10 saniyeyi filmlerine ayırıp özen gösterirse daha piyasaya daha iyi filmler sunabilir. Ne biliyim bence öyle… (Gülüyor)

Merhum Tarık Akan ile bir dizi projen vardı. Sanırım bir videonda anlatmıştın. O konuyu bizimle paylaşır mısın?

2011 yılıydı maddi açıdan güçlü bir medya şirketi vardı. Ben senaryoyu yazmışım, üç bölüm sinopsis, temel hikaye finale kadar her şey hazır. TRT onaylamış, kuruldan geçmiş. Bizden cast istediler, Tarık Akan’a senaryoyu gönderdik biz de. Gelin konuşalım dedi, ben heyecanlandım dedim kabul etti herhalde diye. Gittim dedi ki “koçum senaryonu okudum, çok iyi dedi, hiçbir sorun yok mükemmel ama TRT bunu yapamayacak, sizin çok paranız olabilir bunu yapabiliyor olabilirsiniz ama bunu yayınlayamaz TRT. Ben o zaman anlamadım çünkü o kadar siyasetin içinde değildim zaten bir sanatçı olarak çok siyasetin içinde olsaydım üretecek vakit bulamazdım. ‘Niye yapamasınlar abi’ dedim, içeriğinin siyasi bulunacağını söyledi. eçmiş siyasetten bahsediyorum, günümüzden değil. Ama biliyorsun geçmiş geleceğe ayna tutar. Sonra bize ‘Sinema filmi yapın dedi söz ücretsiz gelir oynarım’ dedi. Ama kısmet olmadı.

Şimdi konuyu Hile’ye getireceğim. Hile diye bir dizi yaptın ve neredeyse minimum bir bütçeyle yirmi bin liralık bir bütçeyle ilk sezonu çektin. Hatta ikinci sezonu yapamayacağını düşünürken, sponsor çıktı ve ikinci sezonu da çekmeye başladın.

İkinci sezon şöyle oldu. Yapamıyorduk gerçekten. Ve bir yayın yapalım dedik kırk saat. Kırk saat canlı yayın. Ve o canlı yayında yirmi beş bin lira toplandı. Artık yapmak zorundaydım. Çünkü bağış yapanlardan biri, bateri almak için biriktirdiği parayı bile göndermişti. Bu sezon bitireceğiz bakalım biraz duygusal oluyor bu iş. 

Dizinin asıl amacı Youtube’da çok patlaması değildi. Ama şimdi yurtdışındaki web dizi festivallerine gidiyoruz, Youtube’da en çok izlenmiş web dizi bizimki. 400 bin izlenmişiz. İtalya’dan, Los Angeles’tan, Miami’den, Seul’dan, Kopenhag’dan ödül aldık. Kostüm, en iyi ikincilik, birincilik gibi çeşitli kategorilerden ödüller aldık. Henüz açıklanmayanlar var Toronto ve Sicilya gibi.

Oscar aday adayı da oldunuz.

Hollywood’da iki büyük festival var.  Birisi Holy, diğeri de Olimpus Film Festivali. Olimpus’ta ‘en iyi Youtube prodüksiyonu’, ‘en iyi pilot bölüm’ ve ‘en iyi müzik’ olarak birincilik aldık. Oradaki distribütörler “Siz bunu 20 bin liraya mı çektiniz” dediler bizde “evet” dedik. Sonra adamlar orada bir sinemada filmi vizyona sokmayı önerdiler. Çünkü kısa film bile olsa Oscar’a aday adayı olmak için Amerika’da filminizin bir hafta vizyonda kalması gerekiyor. Bizim vizyona girdiğimiz Lemon Üheatre'da sadece Oscar almış ya da aday adayı filmler vizyona giriyor. Biz orada Hile’yi oynattık. Tüm masrafları da onlar karşıladılar. 

Bu bir başarı. Ama merkez medya da bununla ilgili hiçbir şey görmedik. 

Doğru, yurtdışında daha çok haber oldu. Bizde niteliğe değil niceliğe bakıyorlar. Bir haber havuzu var orada olmayı zaten istemem. “Filancayla filanca evlendi” diye bir haberin yanında bu ödülün haber olmasını arzu etmem. Ülkemizde biri ölünce ya da gidince değerli oluyor. Bunu kesinlikle megalomanlık olarak algılamayın. Ben sadece huzur içinde işimi yapmak istiyorum. 

Peki, Kültür Bakanlığı&ndan destek aldın mı?

Hayır, devletten hiçbir şey almadan bir şey yapma taraftarıyım. Devletin benim vergimle yapacağı çok şey var. Destek almayı düşünmedim, almam da. 

Yeni proje var mı?

10 bölümlük, İyi prodüksiyonlu bir bilim kurgu işi var, Blu Tv’de.  Tek sezon olacak. 

Bilim kurgu kolay iş değil.

Kolay iş değil ama izleyeni var. Korsan dizi sitelerine girince görebiliyorsun. Bunun dünyada da geri dönüşü var. Miami’de bir festivale başvurduk.  Formda tür, bütçe falan yazıyor. Onu doldurman gerekiyor. Bütçenin seçenekleri var, minimum 10 bin dolar ama biz 20 bin liraya çektik. Forma 10 bin doları işaretledik ama “biz bunu 20 bin liraya çektik” diye not da düştük. 

Netflix, Türkiye için özel dizilerde yapıyor. Netflix Türkiye sorumlusu “Türk dizisi yapacağız ama önce neden bir kadın ve erkek uzun uzun birbiriyle bakışıyor” bunu çözeceğiz dediler. Sonra ise bize Muhafız’ı sundular. Hiç beğenmedim sen bu konuda neler düşünüyorsun?

Netflix’de olsan böyle şeyler yapıyorsun. Sen internet platformusun, televizyondaki işleyişi araştırarak bir sonucu varamazsın ki, öyle olmaz ki. Türkiye’de internet piyasasını araştıracaksan dediğim gibi korsan dizi sitelerine girip en çok ne izlenmiş ona bakacaksın. Bence Muhafız büyük paraların harcandığı bir fiyaskodur, özellikle ikinci sezonu. Çok saygıdeğer oyuncular olmasına karşı bir fiyaskodur. Blu Tv’deki Masum daha iyi.

Yeteneksizsiniz’e katıldın, ikinci tura kaldın. Ben Taha’yı tanıyorum normalde tanıdığım Taha o yarışmaya katılmaz. Ne umdun ne buldun oradan?

Askerliği Bingöl’de 15 ay yaptım, öyle ortamlarda memleketi görürsün. Halen ara ara orada tanıdığım insanlarla görüşüyorum. Cem Yılmaz’ın anlattığı “Kan grubun ne”, “kırmızı” olayı oradaydı yani. Yeteneksizsiniz’deki oda arkadaşım çok düzgün biriydi. Tıp okuyor, yurtdışında kendi alanında ödüller almış. Bende sahnede deneysel bir şeyler yapacak diye düşündüm. Ona sordum sahnede ne yapacaksın dedim. “Oryantal oynayacağım” dedi. İlerde belki bu adama sen kalbini teslim edeceksin, cerrah olacak... Çocuk dans ederken ayaklarında ışıklı ayakkabı vardı, jüri 45 dakika onu izledi. Dehşet içinde ağzın açık seyrediyorsun. Deneyimlemek istedim canlı görmek istedim. Bolu’da askerlik arkadaşım vardı onu görmeye gitmiştim. Oradan yarışmaya gittim. Turu da geçmiştim Allahtan yarışma yayından kaldırıldı çünkü saçma sapan bir yere gidiyordu. (gülüyor)

Klişe bir sorum var. Röportaj yaptığım herkese soruyorum, sana da sormak istiyorum. Kültür bakanı olsan ilk ne yapardın?

Cinli filmleri kaldırırdım. (gülüyor) Din üzerine film yaptırmazdım.

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.