Mar 22 2018

‘Aydın Doğan, satışı yapmasaydı hapse girecekti’

Türk medya tarihinde önemli bir eşik olarak görülen Doğan Medya Grubu’nun iktidara yakın Demirören Grubu’na satışı gündeme bomba gibi düşerken, perde arkasında yaşananlara dair bazı kulis bilgileri de gelmeye devam ediyor.

Özgürüz’den Onur Öncü’nün sorularını yanıtlayan Gazeteci Ayşenur Arslan, “Bunun siyasi karşılığı önemli” derken, “Seçime doğru tek ses isteyen iktidarın bu operasyonla birlikte medyadaki kontrolü tiraj açısından bakıldığında yüzde 90’a çıkıyor. Düşünebiliyor musunuz?” ifadesini kullanıyor.

Aydın Doğan’ın medyadan çekilmek için “mecbur kaldığını” savunan Arslan, “Öyle bir noktaya geldi ki eğer gitmezse, satmazsa, medyadan çekilmezse 28 Şubat davasıyla cezaevine girmesi söz konusuydu. 28 Şubat sopasını gösterdiler. Aydın Doğan da anladı, mesajı aldı” diyor ve ekliyor:

“Kanal D, Türkiye’nin 5, 6 ana kanalından biri. Muazzam büyük bir kanal. CNN Türk, Hürriyet. Grubun amiral gemisi. Posta medyada en çok satan gazetelerden bir diğeri, D smart, TV2, Dream TV, Yaysat dağıtım şirketi. Bütün bunların 890 milyon dolara gitmesi, ‘Aydın Doğan’ın cezaevinde mi öleyim yoksa bu paraya mı razı olayım çekip gideyim’ seçeneklerinin arasında olduğunu gösteriyor. 890 milyon dolara ancak Hürriyet ve Posta’yı alırsınız. Çok çok ucuza gitmiş. Bu da baskının ve korkunun büyüklüğünü gösteriyor bence.”

 

“Bu miktarda bir paranın Demirören grubunda olduğunu düşünen bir ekonomist yok” diyen Arslan, “Şimdi ne oldu, Sabah gazetesinin alınmasında olduğu gibi Kamu bankasından ‘ballı kredi’ dediğimiz bir kredi açılır. Sonra da o ödenmez, silinir gider borçlar ama ben Demirören’lerin dertsiz başlarına daha fazla dert açıp tüm bu grubun sorumluluğunu üstlenmek istediklerini düşünmüyorum. Burada sahiden bir siyasi vekalet var” görüşünü dile getiriyor.

Doğan Medya Grubu’ndan bir Mehmet Ali Yalçındağ’ın Saray’la sıcak organik bir ilişkisi olduğunu söyleyen Arslan, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Sanıyorum bu nedenle Mehmet Ali Yalçın da satış işleminde pazarlığı, teması yürüten isim oldu. Hatta dün bu haber patladığında Mehmet Ali Yalçın’ın Erdoğan Demirören’in yanında olduğu duyumları geldi. Hafıza unutsa da arşiv unutmuyor. Wikileaks ve benzeri eylemlerde ne öğrenmiştik; Berat Albayrak’a kendi grubundaki gazetecileri şikayet ediyordu.”

Arslan, satış öncesi ve sonrasında yaşandığı ileri sürülen bazı iddiaları ise şöyle anlatıyor:

Aydın Doğan, son zamanlarda korkudan haber yapamıyordu ama gazeteciydi. Tüpçüden gazeteci olursa o kadar olur. Aydın Doğan, demiş ki ‘İsteyen gider, istemeyenin kıdem tazminatını ödeyeceğiz’ demiş. Gidelim mi kalalım mı? Herkes kendince bu hesapları yapma peşinde. İçerden başka bir bilgi de, Aydın Doğan’ın korkusunu ve üzerindeki baskının büyüklüğünü anlatan bir olay. Doğan Holding’te toplantı yapılmış ama bu toplantıya Aydın Doğan katılmamış. Bu toplantıya katılanlar T24’dekilerle neredeyse aynı zamanda öğrenmişler. Genel Yayın Yönetmeni’nin bile haberi yokmuş. Ahmet Hakan haftada iki 3 gün vazifeli gibi Aydın Doğan ile tavla oynayan bir isim. O bile dolaylı olarak yöneticilerden duymuş ve bu nedenle hem haberin şokunu hem Aydın Doğan’dan duymamış olmanın şokunu yaşamış. Aydın Doğan ne diyecek? ‘Kellemi istediler ben kendiminkini veremeyeceğim için sizinkini verdim’ diyemeyeceği için, haber uçurmuş.