Aydın Sezer: D. Akdeniz'de Almanya, Fransa ve Rusya yakınlaşması biraz daha ete kemiğe büründü

Konuşa Konuşa'da Gülten Sarı'nın konuğu Rusya uzmanı ve eski bürokrat Aydın Sezer, Doğu Akdeniz'de, Türkiye-Malta-Libya arasında varılan mutabakatı, Yunanistan-Mısır arasındaki münhasır ekonomik bölge anlaşmasını, Fransa'nın başını çektiği ve Libya'ya asker, silah kaçakçılığını önlemeyi amaçlayan İrini Operasyonu'nu yorumladı.

Sezer, Almanya'nın Avrupa Birliği (AB) ülkeleri tarafından oluşturulan ve Libya'ya asker, silah kaçakçılığını önlemeyi amaçlayan İrin Operasyonu'na gemi göndererek katılmasının, Doğu Akdeniz'de Almanya, Fransa ve Rusya yakınlaşmasının biraz daha ete kemiğe bürünmesi anlamına geldiğini belirtti. Almanya'nın misyona bir gemi ile dahil olmasının, sahadaki inisiyatifin tekrar Almanya, Fransa ve Rusya lehine geçtiğine işaret eden Sezer, "Türkiye' tarafından tarafsız görülen Almanya'nın da gemi göndererek Fransa'nın boşluğunu doldurur bir pozisyona evrildiğini görüyoruz" yorumunu yaptı.

"Almanya, Türkiye için en güvenilir, tarafsızlığını koruyan ülke konumundaydı. Gemi göndermesiyle Almanya'nın da Rusya ve Fransa ile birlikte sahada daha etkin olmaya ve baskıcı bir boyuta geçtiği günleri yaşıyoruz" ifadelerini kullanan Sezer, Türkiye'nin Libya'daki konumunu da değerlendirdi.

Türkiye ve Rusya arasında, 22 Temmuz'da İstanbul'da Libya ile ilgili yapılan ortak açıklamayı da değerlendiren Sezer, açıklamanın Türkiye'nin Libya'da silahlı bir çözümün mümkün olmadığı konusunda Rusya tarafından ikna edildiğinin dışa vurumu olduğunu kaydetti. 

Sezer'in açıklamalarının satır başları şöyle:

"Türkiye, Libya'da diplomatik bir çözüme evet dedi. Rusya'yla yapılan müzakereler sonucu diplomatik çözüme ikna edildik" ifadelerini kullanan Sezer'in açıklamalarının satır başları şöyle:

"Türkiye'nin son dönemde Malta ile diplomatik temasları, Libya sahasında sadece Katar ile işbirliği ötesinde, küçük de olsa bir Avrupa ülkesi olan Malta ile aynı paralelde Libya'ya yönelik iş birliği yapma anlamına geliyor. Dünkü bildiriye bir bütün olarak bakıldığında, hem Türkiye hem de Malta'nın ikili ilişkileri geliştirmekte kararlı olduklarını, bunun yanında asıl handikabın İrini Operasyonu olduğunu görüyoruz.

Batı, Türkiye'den BM Güvenlik Konseyi'nin Libya kararlarına bir bütün içinde saygı göstermesini ve uymasını bekliyor. Türkiye ise, sadece 2259 sayılı, UHM'nin (Sarrac'ın başında olduğu Trablus hükümeti) meşru sayıldığı karara atıfla bugüne kadar eylem ve operasyon yürüttü. Türkiye'nin, BM'nin Libya konusundaki kararlarına bir bütün olarak sahip çıkılması gerektiği Almanya, Fransa ve Rusya tarafından da belirtiliyor. 

2017'den sonra ABD ciddi bir şekilde UHM'ye karşı Hafter'i destekledi. Zaten Hafter ABD vatandaşı. Ancak son dönemlerde, Rusya'nın Libya'daki etki alanının genişlediğini fark eden ABD, Rusya'yı perdelemek için sanki Türkiye'ye destek veriyormuş gibi bir görüntü vermeye başladı. Bu sadece Libya odaklı bir olgu. Bu bizim ABD ile Doğu Akdeniz'de ve Fırat'ın doğusunda - son petrol anlaşması da dahil - bütünsel anlamda iş birliği içinde olduğumuz anlamına gelmiyor.

Bu arada Türkiye ile Rusya arasında Libya ile ilgili çok önemli bir değişim, dönüşüm süreci de var. Bunun altını çizmek gerekiyor. 22 Temmuz'da Rusya-Türkiye teknik heyetleri ortak bir açıklama yaptı. Bu bir dönüm noktasıydı Türkiye açısından. Bu deklarasyonda, Türkiye açısından Libya politikasında radikal bir değişim gösteren üç temel unsur vardı: İlki, açıklamanın giriş bölümünde Türkiye de Libya'da terörizmle savaş konusundaki kararlılığı teyit ediyor. İkincisi, BM'nin tüm kararlarına saygı gösterilmesi ve Berlin Konferansı sonuçlarının tasdik edildiği BMGK kararının da hala gündemde olduğu ve hayata geçirilmesine yönelik bir vurgu vardı. Üçüncüsü de, Libya'da silahlı bir çözüm olamayacağının Türkiye tarafından vurgulanması vardı. 

Dolayısıyla, Türkiye 22 Temmuz'dan beri, Libya'da sorunun silahla çözülmeyeceğini siyasi alanda da vurgulayan bir ülke haline geldi. Bu hem Türkiye hem de Rusya'nın sahadaki faaliyetleri ile ilgili konum ve tutumları alanında bir değişiklik yaptıkları anlamına gelmiyor."