Doğu Akdeniz'deki 'büyük yalnızlık' için çağrı

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanıyken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kararıyla görevden alınan ve Genelkurmay Başkanlığı emrine atanan Tümamiral Cihat Yaycı'nın baş mimarlarından biri olduğu Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası yeniden tartışmaya açıldı.

Türkiye'nin Libya'da savaş taraflardan Feyyaz Sarrac hükümeti ile imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının arkasındaki isim de olan Yaycı, geri plana çekilirken, emekli büyükelçi Abdurrahman Bilgiç, "Doğu Akdeniz'de yalnızlıktan kurtulmalıyız" yorumunu yaptı.

Euronews Türkçe için kaleme aldığı yazıda, Bilgiç, Türkiye için dış politikada yeni bir vizyon ve stratejiye ihtiyaç olduğu aşikar. Bugün ülke gündemimizi ve milli çıkarlarımızı etkileyen hemen her dış politika konusuna baktığımızda yalnız kalmış, sözünün gücünü kaybetmiş, dış politika alanında kurumsal alt yapısı zayıflamış ve yalnızca silahlı güçle sorun çözmeye çalışan bir Türkiye ile karşılaşıyoruz" ifadelerini kullandı.

Bilgiç, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de enerji rezervleri ile ilgili haklarını koruma motivasyonu ile başlayan sürecin, Türkiye’nin kendi tezlerini tek başına savunmak zorunda kalmasına kadar vardığına dikkat çekti.

Bilgiç'in yazısının satır başları şöyle:

"Kasım 2019’da Deniz Yetki Alanı Sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat imzalanıp, Libya ile denizden sınırdaş olunca Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikalarına Libya ve ülkede halen devam eden iç savaş da dahil oldu. Bugün Libya’da; BM tarafından tanınan ve başkenti Trablus olan, Fayez el-Serraj liderliğindeki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve ülkenin yüzölçümü bakımından yaklaşık üçte ikisini kontrol eden, General Hafter liderliğindeki Tobruk yönetimi bulunuyor.

Türkiye ve Katar tarafından desteklenen UMH, ülkenin batısında Trablus’u, Misrata’yı ve kıyı şeridini kontrol ederken; ülkenin doğusunu Mısır, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İsrail, Suudi Arabistan ve Fransa tarafından desteklenen Hafter idare etmektedir. Üstüne üstlük, Libya’nın güneyinde tepeden tırnağa silahlı kendi başlarına hareket eden Tuareg ve diğer kabileler bulunurken ülkenin doğusunda El-Kaide ve DEAŞ varlığı da söz konusudur.

Libya’daki bu karmaşa içinde söz sahibi olmak isteyen ülkelerin her biri kendi çıkarlarını gözeten bir dış politika yürütmektedir. Mısır, Müslüman Kardeşler’e yönelik ideolojik politikası nedeniyle Hafter’i desteklemektedir. Somali, Yemen, Suudi Arabistan ve Mısır’da liman işletmeleri bulunan ve hâlihazırda bir askeri üs kurduğu Libya’yı da içeren bir bölgesel liman ağı kurma arzusu güden BAE’nin ise ülkede ekonomik çıkarları söz konusudur. Rusya’nın ise doğrudan devlet eliyle değil, üçüncü tarafları kullanarak Libya’da Hafter’i desteklediği bilinmektedir.

Libya’da Türkiye’nin önemli bir dış politika parametresi de şu anda Ankara’nın görmezden geldiği Libya’da yatırımları yarım kalmış Türk firmalarının zararlarıdır. Türk firmalarının 2011’den sonra Libya’da yarım kalan projelerin toplam değeri yaklaşık 18.5 milyar, iç savaş öncesi teslim aşamasına gelmiş ancak firmalarımızın parasını alamadığı işler 3-4 milyar dolar, Libya’da bırakılan makine ve ekipmanların değeri de 1 milyar dolar civarındadır. Bu firmalarımızın ticari haklarının tavizsiz korunması da bir dış politika önceliğimiz olmalıdır.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Libya’daki pozisyonu oyun kuruculuktan uzaktır. Türkiye’nin çıkarlarını korumanın tek yolu, ülkemizin bölgede çıkarı olan diğer devletlerle sağlam ilişkiler kurmasından geçmektedir. Türkiye’nin İsrail, Mısır ve Suriye’de büyükelçi bulundurmaması, yeni dostlar bulma konusunda yeterli çabayı gösteremediğini kanıtlamaktadır.

Aslında Doğu Akdeniz havzasında bir normalleşme için Ankara’dan adım atmasına yönelik beklenti de vardır. Örneğin en son NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Ankara ile telefon görüşmesinde bir yandan UMH’ya destek ifade ederken diğer yandan BM silah ambargosuna, Berlin Konferansı’na, Avrupa ülkeleriyle yakın koordinasyona ve NATO’nun tamamlayıcı rolüne atıflarda bulunması ve Türkiye’yi aktif işbirliğine çağırması dikkat çekicidir."

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz