Yaşar Yakış
Haz 13 2019

Türkiye Doğu Akdeniz’de zor seçeneklerle yüzleşiyor

Kıbrıs Rum Enerji Bakanı George Lakkotrypis geçtiğimiz hafta Shell, Noble Energy ve İsrailli Delek şirketinden oluşan bir konsorsiyumla - Afrodit Konsorsiyumu- yeni bir anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Anlaşmanın daha önceki versiyonu, yaklaşık 140 milyar metreküp gaz çıkarılarak Mısır'daki bir sıvılaştırma tesisine satılması üzerineydi. Ancak konsorsiyum üyeleri, sabit bir gelir paylaşım formülüne ve dolaylı olarak gaz fiyatlarına bağlı olan petrol fiyatının, varil başına yaklaşık 70 ABD doları civarında olacağı varsayımına dayanmasından dolayı, memnuniyetsizliklerini bildirmişlerdi. 

Bazı analistler ise petrol fiyatlarının gelecekte varil başına 70 ABD doları altına düşebileceğini tahmin ediyorlardı. Konsorsiyum, bu nedenle anlaşmanın ilk versiyonunun gelir paylaşım maddelerinde yeni bir düzenleme istedi.

Anlaşmanın değiştirilmiş şekli, petrol fiyatları 70 ABD dolarının altına düşerse konsorsiyumun payının artmasını, petrol fiyatları bu rakamın üzerine çıktığında ise hükümetin payının artmasını öngörüyor. Başka bir deyişle, konsorsiyum kendi kârını garantilemek istedi ve fiyatların yüksek kalması durumunda hükümetin daha büyük bir gelir elde etmesini sorun etmedi. 

Yakış, Türkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan S-400 krizini de Türkiye'ye Bakış'ta değerlendirdi:

 

Bu gelişme karşılığında konsorsiyum, 2024-25 yıllarında gaz ihraç etmeye başlamayı kabul etti. İlk versiyonda, bir zaman çizelgesine sadık kalma zorunluluğu bulunmuyordu.

Lakkotrypis, Kıbrıs'ın 18 yıl içinde 9,3 milyar kazanacağını söyledi. Gaz fiyatlarındaki dalgalanmalara bağlı olarak, bu rakam projenin ekonomik ömrü boyunca yılda yaklaşık 516 milyon ABD doları tutarında bir meblağa denk düşüyor.

Lakkotrypis Kıbrıslı Türklere, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ortak egemenliği konusundaki ısrarlarından vazgeçmezlerse, fırsatı kaçıracaklarını mesajını vermek için henüz kesinleşmemiş bu anlaşmayı lanse etmekte biraz acele etmiş olabilir. Anlaşma henüz tam sayılmaz, çünkü konsorsiyum Mısır'da sıvılaştırılacak gazın satılacağı bir alıcı bulmuş değil. Bulacağının da bir garantisi yok, çünkü sıvılaştırılmış gaz, doğal yollardan elde edilmiş gazdan yüzde 25-30 daha pahalı.

ABD merkezli bir şirket olan Noble Energy, 2011'de adanın güney-doğu kıyılarındaki Afrodit gaz alanında zengin bir gaz rezervi keşfettiğinden beri, gazın araştırılması ve çıkarılması Kıbrıs siyasetinde çok önemli bir konu haline geldi.

Bütün işi karıştırarak, ortalığı ayağa kaldıran taraf ise Türkiye.

Lakkotrypis'in açıklamasından sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta Cuma günü yaptığı açıklamada, söz konusu anlaşmaların Kıbrıs Türklerinin haklarını ihlal ettiğini söyledi: "Uluslararası hukuka göre, Kuzey Kıbrıs'taki akrabalarımız, Kıbrıslı Rumların sahip olduğu aynı haklara sahipler. Söz konusu hakların bu bölgeden olmayanlar tarafından gasp edilmesine izin vermeyeceğiz”dedi.

Türkiye büyük ihtimalle Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki adadaki haklar konusundaki hassas dengeyi bozma girişimlerine tümden karşı çıkacaktır. Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türklerin meşru haklarını kabul etmelerine ve yüksek sesle söylemelerine rağmen, bu hakların uluslararası düzeyde bağlayıcı bir şekilde güvence altına alınması konusunda hiçbir taahhüdün altına imza atmıyorlar. Bu seçeneği, kendi taleplerine tabi tutmayı tercih ediyorlar.

Lakkotrypis’in ifadesi, Fransa’dan ve ABD’den gelen ve Türkiye’yi üzen diğer iki yorumla aynı çizgideydi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Pazartesi günü Fransa’nın Doğu Akdeniz’de tehdit altında bulunan Yunanistan’la dayanışma içinde olacağını söyledi.

Diğer açıklama ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Matthew Palmer'dan geldi. ABD’nin bölgede 10 savaş gemisi, 130 avcı uçağı ve yaklaşık 9 bin askeri olduğunu ve Türkiye’nin Kıbrıs kıyılarındaki donanma faaliyetlerini eleştirerek, durdurmalarını istediğini belirtti.

Hem ABD hem de Fransa, uluslararası meşruiyetten çok, ulusal şirketlerinin ekonomik çıkarlarını korumak için bu tür açıklamalar yaptılar.

Bu söylemler, Doğu Akdeniz'de kara bulutların toplandığını göstermekte. Bir çatışma yoldadır demek istemiyoruz, elbette. Bununla birlikte bu gergin atmosferde Türkiye için en iyi eylem yolu, uluslararası kamuoyuna Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklerin meşru haklarını yok saymaya hakları olmadığının ve Fransa ve ABD'ye de Türkiye’nin bu meşru haklarından vazgeçmeyeceğinin net bir şekilde anlatılması olacaktır.

*Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.