Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de anlaştığı Libya Hükümeti meşru mu?

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de Libya ile yaptığı gaz anlaşması sonuçları itibariyle önemli gelişmeler gebe.

Gazeteci Fehim Taştekin, Gazeteduvar için kaleme aldığı yazısında geçen ocakta Kıbrıs ‘Rum’ Cumhuriyeti, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve Mısır arasında Kahire’de Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nun kurulmasıyla Türkiye'nin yalnızlaştığını hatırlatarak, AB'nin de birliğin üyesi Rumlardan yana tutum alması sonrasında, Türkiye’nin Libya ile anlaştığını hatırlatıyor:

"Libya ile anlaşmanın satış tarzına bakılırsa hükümet herkesin elini ayağını bağlamış havası estiriyor. Hakikaten öyle mi? Anlaşma Doğu Akdeniz Gaz Forumu çerçevesindeki süreci bertaraf edebilecek mi? Belki kısmen oyun bozucu etkisi olacaktır. Fakat evvela sormak lazım; Libya ile yapılan anlaşmanın ederi nedir? Atlanan çok basit bir nokta var: Libya iç savaştan geçiyor ve bu anlaşma çatışan taraflardan biriyle yani Trablus hükümetiyle yapılıyor. Türkiye, Trablus ve Mısrata merkezli İslamcı güçlerden yana savaşa müdahil durumda. Zaten anlaşmayı mümkün kılan da bu.

Rakip cephede Tobruk merkezli hükümet ile Temsilciler Meclisi anlaşmayı geçersiz sayıyor. Onlara göre Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz el Serrac’ın uluslararası anlaşma yapma yetkisi yok. Buna yanıt otomatik geliyor: “Anlaşmaya imza atan BM’nin Libya’nın temsilcisi olarak kabul ettiği hükümettir. Haliyle meşruiyet sorunu yoktur.”

Taştekin, yazısının ilerleyen bölümlerinde Libya Hükümeti'nin meşruiyetine dair sorular olduğuna dikkat çekiyor:

"Libya aynasında ‘meşruiyet’ hayli tartışmalı bir mesele. Meşruiyete dayanak yapılan şey Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin kurulmasını da öngören 17 Aralık 2005 tarihli Suheyrat Anlaşması. Fas’ın Suheyrat kentinde imzalanan bu anlaşma, beş gün sonra Britanya’nın sunduğu tasarıyla BM Güvenlik Konseyi’nden destek aldı. Bir ay içinde kurulması gereken hükümet henüz yasal süreçlerden geçmeden tanınmış oldu. Bu durum bugüne kadar değişmiş değil. İngilizler de İtalyanlar ve Türkler gibi Libya’da İslamcı kanada yatırım yapıyor.

Gerçeğin eksik kalan boyutlarında iki soru var: Birincisi Suheyrat Anlaşması’na göre Serrac hükümeti meşruiyetini koruyor mu? İkincisi meşru olduğu farz edilirse Serrac’ın attığı imza anlaşmanın geçerliliği için yeterli mi?"

Suheyrat Anlaşması uluslararası anlaşmaları yürütme görevini hükümete verirken Temsilciler Meclisi’nin onayını da şart koştuğunu belirten Taştekin, aslında anlaşmanın hiç onaylanmadığını da belirtiyor:

"Meşruiyet tartışmasındaki asıl tuhaflığa gelince; Suheyrat Anlaşması aslında hiç onaylanmadı, yürürlüğe de girmedi. Şöyle ki anlaşmaya imza atan Milli Genel Kongre Başkanı Nuri Busehmin ve Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih İsa bunu meclisler değil kendi adlarına yaptıklarını belirtip anlaşmayı ortada bıraktı. Hatta Milli Genel Kongre Sözcüsü Ömer Hamidan meclisin imza için kimseyi görevlendirmediğini söyledi. Yani BM kararına dayanak yapılan anlaşma kadük kaldı. 67 temel madde ve 6 ekten oluşan anlaşma çatışmayı bitirmek için BM’nin hâlâ esas aldığı bir yol haritası ama sahipsiz."

 


Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz