Ara 26 2017

Erdoğan'ın üç çocuk çağrısı karşılık bulmadı: Doğurganlık tepetaklak


Daha önce farklı çıkışlarıyla gündemi değiştirme konusunda başarılı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dört yıl önce “üç çocuk” çıkışıyla tartışma yarattı hatırlarsanız. Hatta bir süre sonra bu talebini 5’e de yükseltti. Ve ardından maddi destekle teşvik paketleri de hazırlandı.

Yapılan araştırmalar, Avrupa’da genç nüfusun azaldığını ortaya koyuyordu. Erdoğan da Türkiye’nin yaşlı bir nüfus geleceği ile karşı karşıya kalmamasını amaçlıyordu kendi ifadeleriyle. Ancak özel hayata müdahale olarak da yorumlanan bu çıkış, aradan geçen dört yılda çok da pratiğe dökülmemiş gözüküyor. 

Bu bilgiyi, Guardian’ın haberinden öğreniyoruz. Türkiye, 79.5 milyonla Almanya'dan sonra Avrupa'nın en büyük nüfusuna sahip. Avrupa'nın ortalama yaşı en düşük ülkeleri arasında yer alıyor Türkiye ancak Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre, ülkede doğurganlık oranının 2016'da ilk kez 2,1'e gerilemiş vaziyette. Batı ile doğu arasındaki oran ise, Edirne'de 1,5 iken Şanlıurfa'da ise 4,33.

Kentlerde doğurganlık oranındaki düşüşün daha fazla olduğuna dikkat çekiliyor Guardian'ın haberinde. İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre Türkiye’de yaşayan mültecilerin sayısı 3,5 milyonu aştı 2017 itibarıyla.

Bazı araştırmacılar, bu rakamın 2019 sonunda 7 milyonu bulabileceğini söylüyor.

Guardian da, doğurganlık oranının en fazla mülteciler arasında arttığına dikkat çekmiş ve 10 yıl içinde Türkiye'nin demografisinde büyük değişikliklere neden olabileceği ifade ediliyor:

"Türkiye'nin ikilemi Arap ve Avrupalı komşularınınkine benzer. Bir tarafta Orta Doğu toplumlarında olduğu gibi gençlere iş imkânı yaratacak büyüyen bir ekonomi olmadan gerçekleşen nüfus patlaması genç sayısında artış, işsizlik ve marjinalleşmeye yol açabilir. Ancak doğurganlık oranındaki kontrol edilemez düşüş Türkiye'yi Avrupa'da pek çok ülkenin karşı karşıya olduğu yaşlanan nüfus sorunuyla baş başa bırakacak."

2011-2016 yılları arasında Türkiye'de 177 bin Suriyeli bebeğin dünyaya geldiği, 2016 yılında bu sayının 80 bin, 2017'de ise 90 bin olduğu aktarılıyor.

Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Murat Erdoğan, bu konuda "Bundan sonra her yıl 100 bin bebeğin doğacağı ve 10 yıl içinde bunun 1 milyon mülteciye denk geleceği anlamına geliyor" yorumunu yapmış.

Koç Üniversitesinden sosyoloji profesörü Prof. Ahmet İçduyu da, Türkiye’nin asla 100 milyon nüfusa ulaşamayacağını savunanlardan. Büyük ülke olma iddiasının nüfusla ölçüldüğü zamanların 20. yüzyılda kaldığını belirtiyor ve ekliyor:

“50 yıl içinde Batı ülkelerindekine benzer sorunlarla karşılaşacağız. Üstelik eğer gençler iyi bir eğitim almaz ve ekonomik sistem onları sindirmezse mülteci topluluğunun entegrasyonu, işsizlik ve diğer başka sorunlarla karşılaşırsınız.”

Doğurganlık oranındaki düşüşte ekonomik gerekçeler ön plana çıkıyor. Pek çok insan maliyeti, kariyerin önceliği ve birçok sosyal çatışma yaşanan bir ülkede çocuk yetiştirmek istemedikleri için anne-baba olmayı erteliyor.

Haberin devamını buradan okuyabilirsiniz