'Dolar 8 TL'yi aşarken, iktidar oyları yüzde 30'un altına düştü'

Türkiye ekonomisinde yaşanan kriz, giderek derinleşiyor.

ABD ile yaşanan S-400 gerilimi, Fransa ile gerek Doğu Akdeniz’de gerek Dağlık Karabağ’da yaşanan polemik, bölgesel devletlerle ise düşman stratejisi güdülmesi döviz kuru ateşini alevlendiriyor. 

Dolar ve Euro/TL'de hemen her gün yeni rekorların kırılmasına şahit olunuyor.

Pazartesi günü, 8 liranın üstünü gören dolar/TL, salı günü ise 8,20 bandına da ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Euro da dolar ile paralel bir şekilde Türk lirası karşısında yükselişini sürdürüyor. Salı günü Euro/TL'de de 9,70 bandı görüldü.

Ekonomistler, kötü gidişatın ekonomi yönetiminin yanlış politikaları ile daha da süreceği değerlendirmesi yaparken, kamuoyu araştırma şirketlerinin yöneticilerinden de dikkat çeken veri paylaşımları geliyor.

MetroPoll'ün sahibi Özer Sencar, kişisel Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Forexçilerin terminolojisiyle; dolar 8 TL bandını aşarken, iktidar oyları yüzde 30 destek hattını kırdı" ifadesini kullandı.

Dolar/TL, Merkez Bankası’nın (TCMB) beklentilerin aksine politika faizini sabit tutup sıkılaştırmayı faiz koridorunu genişleterek yapması ve jeopolitik endişelerle tarihi zirvede seyrediyor.

TL’de benzer para birimlerinden negatif ayrışma ile birlikte görülen değer kaybı üzerinde etkili unsurların arasına son günlerde jeopolitik gelişmelerle AB ve ABD ile gerilimin artabileceği endişeleri de eklenmiş durumda.

Erdoğan haftasonu ABD’ye “yaptırımın neyse geç kalma yap” söylemi ardından dün de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a Müslümanlara karşı tavrı konusunda zihinsel tedaviye ihtiyacı olduğunu söylemini tekrarladı. Erdoğan dün Fransız mallarına yönelik boykot çağrısı da yaptı.

TCMB’nin likidite adımları sonucunda gecelik faizler yüzde 14.5’e yaklaşmış durumda. Ancak kurda önemli bir psikolojik seviye olan 8’in aşılması ardından hem lokal hem de yabancı yatırımcıların henüz TL’de iyimser bir seyir öngörmemesi endişeleri daha da artırıyor.

İç gündemde bugün için öne çıkan gelişme Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Citibank tarafından düzenlenen yatırımcı görüşmeleri olacak. Genelde bu tip toplantıların portföy yatırımcılarına yapılmasına karşın bugünkü toplantıda davetliler portföy yöneticileri değil küresel şirketler.

Toplantıda şirketlere doğrudan yatırımlar, yatırım imkanları, fırsatlar ve gelişmeler hakkında sunum gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ekonomi yönetimi bir süredir benimsediği rekabetçi TL söylemi ile birlikte sıcak para olarak nitelendirilen ve Türkiye’nin cari açığını uzun yıllar finanse eden fonlama tipi bilinçli olarak azaltılırken doğrudan yatırımların ise payının artması isteniyor.

Albayrak’ın sunumu ardından ise TCMB’nin çarşamba günü gerçekleştireceği enflasyon raporu yakından takip edilecek. TCMB’nin yılın son enflasyon raporunda yüzde 8.9 seviyesindeki yıl sonu enflasyon tahminini YEP ile uyumlu olarak yüzde 10.5 civarına revize etmesi bekleniyor.

Daha yüksek revizyonlar da beklentiler dahilinde. YEP’te 2021 enflasyon tahmini yüzde 8 seviyesinde bulunurken TCMB’nin 2021 için yukarı yönlü revize edilmesi beklenen tahmini yüzde 6.2 seviyesinde. TCMB geçen hafta politika faizini sabit tutmasına karşın likidite sıkılaştırma adımlarının üst sınırını belirleyen geç likidite penceresini (GLP) 150 baz puan artışla yüzde 14.75’e yükseltti.

TCMB’nin ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti dün itibarıyla yüzde 12.92 seviyesinde. Temmuz ortasından beri 500 baz puanın üzerinde sıkılaştırmaya gidildi. Ancak süreç TL’de belirgin bir iyimserlik yaratamadı.

Bankacılar Türkiye’den aralıksız çıkış yapan yabancı yatırımcıların TCMB ve takiben diğer ekonomi kuruluşlarının aynı bir önceki PPK sonrası olduğu gibi atabileceği normalleşme adımlarıyla tarihi düşük seviyelerdeki pozisyonlarını yeniden gözden geçirebileceğini düşünüyorlardı.

Ancak PPK’nın beklentilerden oldukça uzak adımı sonrası bunun tam aksi oldu. Yabancı yatırımcılar TCMB’nin politikaları ve piyasa beklentilerini yönetebilme kabiliyeti sorguluyorlar.

Türk Lirası’nın erimesi ve dövizin yükselişi ekonomistlerin de gündeminde. 

Sözcü yazarı Murat Muratoğlu, dolardaki yükselişi, şöyle yorumladı: 

“Seçimlerde işsizlere iş vaat edeceğine, kıraathane çay ve kek vaat etti. “Alacaksınız çoluğunuzu çocuğunuzu yanınıza, gideceksiniz millet bahçesine bu arada onlarla beraber yatıp yuvarlanacaksınız” dedi. Başkan seçildi. Al demle işte… Dolar 8 lirayı, Euro 9.5 lirayı aşmış… Yaşamak çok pahalıymış, yeni zamlar sıradaymış, umurunda mı? Güçlü bir Türkiye için keyif çayı için…” 

Karar yazarı Akif Beki ise iktidarın Türk lirasının güçleneceğine ilişkin hanehalklarına yaptığı çağrıları ele alarak, “Deneme tahtasındaki sonuç; doların 8 lirayı da aşması oldu. Bakanlığın 2023 hedefiydi bu kur. Nasılsa kazanacağız, talih bizden yana rahatlığından olsa gerek...Ekonomi yönetimi deneme-yanılma yönteminde sebat ediyor. Gelin görün ki TL’ye güvenenler, o gün bugündür kayıptan kayba koşuyor. Kendilerine güvenip dolardan TL’ye dönenler, birikimini ısrarla TL’de tutanlar zarar üstüne zarar etmiş. Umursayan, sorumluluğunu üstlenip özür dileyen var mı peki?” yorumunu yaptı.

Dünya yazarı Alaattin Aktaş, dolardaki yükselişin reel sektöre etkisini inceledi: 

“Bu satırların yazıldığı dün öğleden sonra dolar 8.09’u, euro ise 9.56'yı aşmıştı. Bir günde yüzde 1’in üstüne çıkan bu artışın nedenleri apayrı bir konu. Biz ortaya çıkacak sonuca bakalım. Bu hızlı artış, hatta tırmanış reel sektörün işini çok ama çok zorlaştıracaktır. Konumuz reel sektör olduğu için böyle diyoruz, yoksa kur artışından etkilenmeyecek kesim tabii ki yoktur. Ancak çoğunluk olumsuz etkilenirken geliri döviz cinsinden olan kişi ve kuruluşlar adeta bayram edecektir. Kurlardaki bu artış öncelikle döviz borcu olan reel sektör kuruluşlarını zora sokacak ve önümüzdeki dönemde ne yazık ki iflaslar yaşanacak. O duruma gelinmese bile üretim maliyetinden tasarruf için işçi çıkarma yoluna gidilebilecek.”

Dünya yazarı Fatih Özatay ise doların Yeni Ekonomi Programı’nda temel alınan değerin üzerine çıkmasını eleştirerek şöyle yazdı: 

Bu satırları yazarken bir dolar 8.06 liraya yükselmişti. Oysa birkaç hafta önce açıklanan 20212023 ekonomik programında 2022 ortalama kuru 7.88, 2023 ortalama kuru ise 8.02 olarak alınmıştı (Yeni Ekonomik Program, Ek Tablo 1’deki lira GSYH değerinin dolar GSYH değerine oranı). Kurun ne düzeyde olduğundan bağımsız olarak ortada önemli bir sorun olduğu açık. Üç yıllık bir ekonomik program açıklanıyor ve birkaç hafta sonra temel varsayımlarından biri çöküyor. Bu, olmaz. Olmamalı da.”

Milliyet yazarı Zeynep Aktaş, dolar kurunda bandın 8.8-9.00 seviyelerinde olabileceğini kaydetti:

“Dolar/TL kurunda yükselişin beşinci dalgası içerisindeyiz ve dalganın boyu 8.8-9.00 seviyelerine tekabül ediyor. Bu seviyeler görülmeden de bir dönüş yaşanabilir. Ancak olası hedef seviyeler dalga sayımına göre 9.00’a kadar bir marjın olduğuna işaret ediyor. Yeni gelişmeler yaşanması kurun atağını 8.00-9.00 lira bandında bitirmesini sağlayarak dönüşe geçmesini sağlayabilir. Bu seviyeler aşırı fiyatlamalara denk geliyor. Ancak mevcut durumda dolar kuru dokuz haftadır aralıksız yükseliyor. 10 aylık çıkış yüzde 35.82’ye ulaşmış durumda.”

Cumhuriyet yazarı Erdal Sağlam, hükümetin rekabetçi kur dediği değersiz TL’nin ihracata neden sınırlı etki edeceğini analiz etti: 

“Halbuki herkes biliyor ki sizin paranızın değerinin çok düşmesi her zaman rekabetçi bir kura sahip olacağınız, dolayısıyla ihracatınızı artıracağınız anlamına gelmiyor. İktisatçılar asıl ihraç pazarımız olan Avrupa’daki pandemi seyrinin yeniden yükselmesi ve talebin gerilemesinin kurdan daha belirleyici olduğunun altını çiziyorlar. Ekonomi yönetimi TL’nin değerini koruma beceriksizliği için rekabetçi kur savunmasını bulup, buradan kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Bunun da ihracat ve büyüme için yeterli olamayacağını yakında anlayacaklar ama yine çok geç olacak... Bu arada kurlar giderek daha tutulamaz hale geliyor. Bunun sonucu olarak enflasyon da tutulamayacak, ne kadar faiz artırsalar da yeni artırımlara gitmek zorunda kalacaklar.”

 

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar