Dövizde ‘ikili kur’ ve karaborsaya doğru!

Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinin eksiye düştüğü haberlerine ne Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’tan ne TCMB yönetiminden bir yalanlama gelmedi.

Geçtiğimiz ay gerçekleştirilen SWAP operasyonundan bu yana, Türkiye ekonomisinin çarklarını döndürebilmek için muhtaç olduğu küresel piyasalarda, TCMB’ye ve Türkiye para piyasalarına güven sıfırın altına ve eksiye inmiş durumda.

TCMB Başkanı Murat Çetinkaya, geçen ay düzenlediği yılın ikinci enflasyon raporuyla ilgili basın toplantısında;  ne rezervlerin ne halde olduğu ne de kamu bankalarına Asya para piyasalarında sattırılan 4,5 milyar dolarlık dövizle ilgili sorulara yanıt verdi. Kem-küm ederek geçiştirmeye çalıştı.

Son bir haftada yurt dışı yerleşikler 500 milyon doların üzerinde menkul kıymeti satıp, portföy boşaltarak Türkiye’den çıkış yaptılar. Gerçek tabiriyle kaçtılar! Dört ayda yurtdışına kaçan para 2,5 milyar doların üzerinde dışarıdan gelen ise kırıntı bile değil.

Hâlâ ‘dış güçler, Türkiye üzerine oynanan oyunlar, döviz saldırısı’ vb. öykülerin ardına sığınan ekonomi yönetimi, yanlışlarını görmemekte ısrarlı. Bankalardaki toplam mevduatın yüzde 52’sinin dövize döndüğü, son bir haftada döviz tevdiat hesaplarının 2 milyar dolar daha arttığı süreçte kimseden ses seda yok.

“Seçimden sonra dövize oynayanların eli yanacak” diyen bakanlar, “doların belini kıracağız” diye efelenenler ortalıktan kaybolmuş durumda.

Sadece son bir haftada atılan iki adım ve uygulamaya konulan iki karar gidişin ne yönde olduğunu apaçık ortaya koydu.

Önce, 10 yıl önce kaldırılan döviz alım satımlarında banka sigorta muameleleri vergisi (BSMV) alınması uygulaması Cumhurbaşkanı Erdoğan imzalı kararla geri geldi.

20 Mayıs akşamı ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından bankalara ivedi iletilen bir kararla  21 Mayıs’tan itibaren 100 bin dolar ve üzeri döviz alımlarına “bir günlük valör” uygulaması getirildi.

Yani döviz almak isteyen bankaya gidecek, almak istediği 100 bin dolar ve üzeri dövizin TL karşılığını o günkü kur üzerinden bankaya yatıracak. Ancak dövizi bir gün sonra alabilecek ya da hesabına geçirebilecek.

Geçen yıl Ağustos ayında dolar/TL kuru 7,20 TL’ye çıktığında, ihracatçılara yönelik olarak 2008’de AKP hükümetinin yürürlükten kaldırdığı “yurt dışı dövizlerin yurda getirilerek yüzde 80’inin TL’ye çevrilmesi” zorunluluğu devreye sokulmuştu. İhracatçılar buna isyan etmiş ancak dövizdeki yangın yine sönmemişti.

Şimdi döviz serbestisi ve serbest kambiyo rejimini kısıtlayan, kontrole almaya çalışan çok daha vahim iki adım birden atıldı. Döviz alıp satarken vergi ödeyeceksiniz. Döviz almak isterseniz, önce TL karşılığını yatırıp, ardından en az bir gün bekleyeceksiniz.

Bunun anlamı “döviz kıtlığının başladığının”  resmen ilanıdır. TCMB rezervlerinin eksiye düştüğünün, kamu bankalarına döviz sattırarak TL’yi 23 Haziran İstanbul seçimlerine kadar ayakta tutma senaryosunun iflas ettiğinin itirafıdır.

Bu sürecin bir sonraki aşaması; döviz karaborsası, “resmi (TCMB) ve karaborsa” olmak üzere çifte kurun oluşması, döviz alım-satımının yeraltına inmesi, dövizin banka ve kayıt sisteminden çıkarak hızla yastık altına girmesidir. Sonrası ise döviz bulundurmanın 1980’lerde kambiyo serbestisine geçiş öncesindeki gibi suç olmasıdır. Umarım hatalar silsilesi sürdürülmez, bu noktalara gelinmez.

ANAP’ın iktidara geldiği 1983 seçimleri sonrasında, döviz piyasalarını düzenleyen 32 sayılı kambiyo rejimi kararı değiştirilerek döviz alım-satımı serbest bırakılmış, döviz hesabı açılmasına, döviz transferlerine, döviz büfelerinin kurulmasına olanak sağlanmıştı. Öncesinde ise döviz alım-satımı karaborsa piyasasında, yer altındaydı. Üzerinde döviz bulundurmak hapsi gerektiren suçtu.

Şimdi neredeyse 40 yıl sonra o günlere geri dönüşün sinyallerini veren kararlar, art arda yürürlüğe konuluyor. 24 Haziran 2018 seçimleriyle Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçişin üzerinden daha bir yıl geçmeden ekonomide ve kurumsal yapıda ortaya çıkan bu çöküş görüntüsü, kontrollü kambiyo rejimine, kapalı ekonomi modeline, siyasi otoritenin emrindeki ithal ikamesi ve karneli dönemlere dönüşün, yıllarca geriye gidişin izlerini taşıyor.

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar