Ekonomist Çetin Ünsalan: Dolar kimi mutlu eder?

Ekonomiyle ilgili algılar iyice birbirine girmeye başladı. Elbette çocukça bir oyun kıvamında yorumlamanın da bunda etkisi büyük. En büyük sorunlarımızdan birinin dolar kuru olduğunu biliyoruz.

Çünkü buradaki olası hareketler ve hasır altına atılan riskler, ülkenin tamamını, hayatının maliyetini arttırması bakımından etkiliyor. Fakat görevi ekonomiyi iyi yönetmek olanların, kendi kusurlarına bahane aramak dışında konuya yaklaşım sergilememesi hem ürkütüyor; hem de riskleri arttırıyor.

Son olarak Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, bir sene önce dolara güvenenlerin şimdiki halini merak ettiğini, gelecek sene de yine onların halini konuşacağımızı söyledi. Bu tam bir akıl tutulması…

Meselenin deşifresini yapabilmek için doğru soruyu sormamız lazım. Dolara kim güvenir ya da doların TL karşısındaki değer kazanması kimi mutlu eder? Öncelikle dolara güvenip yatırım yapabilecek olanların, kenarda köşede parası olması lazım. Borcu olmamalı. Üretim yapmamalı. Geçinmeye çalışacak pozisyonda olmamalı.

Ülke nüfusunun zaten tasarruf özürlü olduğunu düşünürsek, bunun kimseyi mutlu etmeyeceği açık. Keşke Bakan Albayrak bunu yorum olarak konuşmasına ekleyeceğine, soruyu salondakilere sorsaydı.

Elbette Erzurum’daki o salonda gerçekten süt parasıyla geçinen, hayvancılık yaparak çocuğunu evlendirmeye çalışan birileri varsa… Çünkü gerek protokol gereği, gerekse de olası bir soru sorma riskine karşı, böyle bir ismin salonda bulunmama ihtimali çok yüksek.

Bu ülkenin çalışanlarının yüzde 43’ünün asgari ücretle geçindiğini, nüfusun ilk yüzde'20 si ile son yüzde'20’si arasında sekiz kat gelir farkı olduğunu, insanların neredeyse büyük bir çoğunluğunun borç içinde olduğunu unutuyor sanırım.

Hepimiz ay sonunu getirmeye çalışan, masraflarını karşılamaya uğraşan, iş insanı ise vergilerini, maaşlarını çıkarma mücadelesi veren, çalışan ise işsiz kalmadan eline geçen üç kuruşla sürekli yaptıkları zamları karşılamaya çalışarak, çocuklarını okutmaya çalışan kişileriz.

Öğrenciler mezun olduktan sonra iş bulacakları bir ekonomik ortam derdinde. Ev kadınları artık köşeye üç kuruş atamamanın sıkıntısında. Kadın ya da erkek çalışanlar yol masraflarıyla nasıl baş edebileceğinin, evi nasıl döndürebileceğinin telaşında.

Emekliler karın tokluğuna yaşamaya çalışıyor. Hiç kimse bu ülkede yüksek maaşlar alıp, iki senede emekli olup, sonra emeklilik süresi boyunca rahat geçinebilecek, bu sayede de parasını kenara atıp, dolar vurgunu yapacak durumda değil.

Zaten doların ana gündem maddesi olması ve yanlış yaklaşımlar sergilenerek riskli hale getirilmesiyle duyulan endişenin temelinde de bu var. Her yıl dolar karşısında alım gücü eriyen insanların dolara güvenmesi de, değer kazanmasından mutlu olması da mümkün değil.

Bence Bakan Albayrak, vatandaşla mücadele etmeyi bıraksın ve gerçekçi, akılcı çözümler için proje üretmeyi düşünsün. Aksi takdirde mutlu olacak insan sayısı zaten bu ülkenin kaynaklarının tamamına yakınını elde edenler.

Onlar da ne gerçekten gazeteci, ne işçi, ne memur, ne emekli, ne de gerçekten sanayici. Yine de ısrarlıysa çevresine baksın. Çünkü biz, yani normal insanlar borç ödemeye ya da geçinmeye çalışıyoruz ve doların artmasından memnun olacak en son insanlarız.

Ama bu fotoğraf tersten okunduğunda da, niye en çok geniş kalabalıkların endişe ettiğinin de yanıtını veriyor. Ekonomi sloganla ya da gazla değil, bilimle ve gerçek rakamlarla yönetilir.


Bu yazı, Para Analiz'den alınmıştır.