Haz 30 2018

4.70’lik kur dış açığı düşürmeye yetmedi

AKP iktidarının seçim öncesi uyguladığı ekonomik politikalar ve uzun bir süredir üretim yerine inşaat yatırımlarının tercih edilmesi Türk ekonomisinin temel dinamiklerini bozdu. Geleneksel olarak kur artışı yaşanan dönemlerde azalan dış ticaret açığında bu kez toparlanma yok. Bu aynı zamanda döviz kurlarındaki artışın ülkenin cari açık probleminde düzeltme yapacağı beklentilerini de sarsıyor.

Mayıs ayında dolar kuru yüzde 16 değer kazanırken Türkiye’nin dış ticaret açığı büyümeye devam etti. TÜİK’in dün açıkladığı verilere göre Mayıs’ta ihracat yüzde 5.3, ithalat yüzde 5.5 büyüdü. Dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5.7 yükselirken, ihracatın ithalatı karşılama oranı bir yıl öncesine göre 0,1 puan düşüşle yüzde 64.18’e geriledi.

Bu sonuçların ardından yılın ilk beş ayında cari açığın temel nedeni olan dış ticaret açığında yüzde 41.4 büyüme kaydedildi ve ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 72.1’den yüzde 66.3’e indi.

Rakamlar kur artışının ihracatı artırıp, ithalatı düşürerek dış ticaret artışını düşüreceği yönündeki küresel ekonomik doktrine ters hareket ediyor. Aynı zamanda Türk ekonomisinin geçtiğimiz yıllarda edindiği ezberini de bozuyor.

Peki sebebi ne?

Dış ticaret açığının detayları bize bu konuyla ilgili ayrıntıları veriyor. Mayıs’ta özellikle petrol ve gaz gibi enerji kalemlerindeki artış yüzde 26’yla genel ortalamanın 5 katı üzerinde bir büyümeyi gösteriyor. Kuşkusuz bunda uluslar arası petrol fiyatlarındaki artış önemli. Ama bir diğer önemli etken de seçim öncesi başta akaryakıt ve gaz ve elektrik olmak üzere fiyatı kura göre artması gereken enerji ürünlerinde uygulanan sübvansiyon. AKP 24 Haziran öncesi seçmeni rahatsız etmemek için akaryakıt ürünlerindeki otomatik fiyat mekanizmasına son verdi, zamları durdurdu. Ayrıca elektrik ve gazda yıl başından bu yana yaşanan maliyet artışlarının tüketiciye tam olarak yansıtılmadı. Uygulanan bu sübvansiyonlar fiyat artışlarının talep üzerindeki dengeleyici etkisini ortadan kaldırdı ve yüksek ithalat sürdü.

Bir diğer etken ise kurlardaki yüzde 16’lık artışa karşın ihracat artışının sadece yüzde 5.3’te kalması. Bu ithalattaki probleme göre açıklaması daha zor bir durum. TL’deki değer kaybının Türk mallarına uluslar arası pazarlarda kazandırdığı fiyat avantajı hissedilmiyor. Bunun nedeni büyük ölçüde geçtiğimiz yıllarda ihracata dönük üretim yatırımlarının düşük olması ve kaynakları gayrimenkul ve altyapı olmak üzere inşaat ekonomisine akıtılmasından kaynaklı üretim eksikliğiyle açıklanabilir.