Kas 23 2017

Döviz kuru artışı korkutuyor çünkü...

 

Artan döviz kurlarının ekonomi üzerinde yarattığı baskı ve bunun piyasalara olumsuz yansımaları devam ediyor.

Cari açık, enflasyon, işsizlik, bütçe açığı gibi kalemlerde kontrol edilmesi zor artışlar yaşanıyor. Ancak özellikle artan döviz kurları Türkiye toplumunda tehlike çanlarının çalması anlamına geliyor.

Dünya Gazetesi yazarı Alaatin Aktaş da tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor.

Döviz kurunun yükselmesi demek, enflasyonun artması, gelirin düşmesi, işsiz kalma ihtimali ve nihayet fakirleşme demek. 

Tam bu noktada Aktaş, hükümetin yakın geçmişte özel sektörün borcunu kendi hanesinden saymayıp, kamunun dış borcunun olmaması ile övünmesinin ne kadar yanlış olduğunu anlatıyor.

Şimdi ise hükümet aldığı önlemlerle reel sektörün borçlardan dolay girdiği açmaza çözüm üretmek için önlem üstüne önlem alıyor ancak yetersiz kalıyor. Hatta döviz kuru reeskont kredilerinden 3.70 olarak sabitlendi de. 

Aktaş'a göre bu adımlar çözüm üretecek adımlar değil. Zira borçlu olana kolaylık sağlamak sorunu çözmüyor. Merkez Bankası'nın (MB) faiz arttırması şimdilik yegane çözüm gibi görünüyor ancak bunun için de hükümetten onay çıkması lazım. Bu yönde sinyaller var ve hatta Geç Likidite Penceresi'nden fonlama yapılıyor. Yani faizler yüzde 12.25 olarak revize edilecek.

Ancak bu adım geç kalmış bir adım olarak görülüyor.

"Atılan her adım, “Bir sorun var”ın itirafı. Ama bu adımlar pek işe yaramadığı gibi, bir de “sorun yaşandığı ve buna karşı önlem arayışında olunduğu” algısını pekiştiriyor. Alınan “cılız” önlemler işe yaramadıkça Merkez Bankası’nın hareket alanı giderek daralıyor" diyen Aktaş, çeyrek ya da yarım puan faiz artışıyla sorunun üstesinden gelinemeyeceğinin altını çiziyor.