Kas 29 2017

'Söz konusu kur sıçramasıysa gerisi teferruat'

 

Döviz kurlarındaki artış piyasalar kadar vatandaşın da takibinde. Oynaklık artıp fiyatlar rekor kırına hemen her yerde bu konu konuşulmaya başlandı.

Siyasiler de peşpeşe açıklama yaparak politik arenayı ekonomi ekranına çeviriyorlar ve neredeyse tüm ülke dövizi konuşuyor. Doların 4 TL. Euronun 4.80 TL’ye yol almasının ardından kurlar nereye kadar yükselir herkes merak ediyor. Konuya Dünya Gazetesi yazarı Fatih Özatay da değiniyor:

‘Söz konusu döviz kurundaki sıçrama olunca herkes ayağa kalkıyor; gerisi teferruat düzeyine iniyor. Bırakın bu düzeyde bir tepkiyi, beşte biri, onda biri kadar tepki, ne işsizlik sıçradığında ne de enflasyon alıp başını gittiğinde veriliyor…

Peki yaşananlar bir kriz mi. Çünkü TL dolara karşı son 2 ayda yüzde 15 değer kaybetti. Benzer bir görüntü Euro’ya karşı da var. Hatta Türkiye para birimi dünyadaki tüm para birimlerine karşı değer kaybediyor.

Örneğin TYL aynı süre içinde Türk Lirası Rus Rublesi’ne karşı yüzde 12.2, Güney Afrika Randı’na göre de yüzde  7.8 değer kaybetti. Yani dolarda bir yükselişten çok TL’nin tüm dövizler karşısında değer kaybı söz konusu. 1990’lardaki kur artışlarını hatırlayanlar bu yaşananların kriz olup olmadığını tartışıyor. Özatay ise krizin şartlarını sıralamış:  

‘Kriz statüsünü “kazanabilmesi” için arkasından banka ya da şirket iflasları (ya da kapatmaları, el koymaları), işsizlikte sıçrama, ekonomide daralma gibi gelişmelerin en azından bir kısmının yaşanması gerekir. Şüphesiz kur sıçramalarına karşı hassas bir ekonomiye sahipseniz, uzun süren kur sıçramalarının az önce saydığım gelişmelere yol açma ihtimali artar.’

Bu yorumun ardından akla son günlerde artan şirket iflasları geliyor. Ancak Türkiye’nin dalgalı kur sistemine geçmesinin ardından benzer döviz artışları daha önce de görülmüştü. Bu yükselişler Merkez Bankası’nın gösterge niteliğindeki faiz oranlarını yükseltmesiyle en azından bir süre yatıştı. Peki bu kez yine benzeri bir durum olur mu?  Özatay’ın bu konuda da yorumları var:

‘Merkez Bankası’nın bu sefer işi daha zor. Bunun ilk nedeni, kurdaki artışın önemli bir kısmının arkasındaki nedenleri MB’nin faiz  yükselterek değiştirmesinin mümkün olmaması. İkinci neden ise, enflasyon hedefin çok üzerinde seyrediyorken faiz artırma tepkisi vermemiş olması.’

Bu sözler oldukça çarpıcı. Özatay Merkez Bankası’nın faiz artırımıyla değiştiremeyeceği nedenleri yazmamış. Ancak son günlerde ABD ile aramızda Reza Zarrab davasıyla bağlantılı olarak yaşanan dış politik gelişmelerden bahsettiği anlaşılabiliyor. Bu kez son sözü Merkez Bankası’yla birlikte ABD yargısı söyleyecek anlaşılan.