May 10 2019

Yandaş medyada kur paniği

Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul seçimlerini iptal kararının ardından Türkiye’nin risk primleri ve döviz kurunda görülen hızlı yükseliş iktidar cephesinde ciddi panik yarattı.

31 Mart seçimi sürecinde bol bol döviz satan Merkez Bankası elindeki avucundakini tükettiği için bu kez kamu bankaları devreye sokuldu. Kamu bankaları aracılığıyla bir gecede satılan 1 milyar dolarlık döviz de derde derman olmadı. Dolar kuru 6.13, Euro da 7 sınırındaki seyrine devam etti. Değer kaybı elbette sadece bu paralarla sınırlı kalmadı, Türk Lirası dünyanın tüm para birimleri karşısında değer kaybetti.

Temmuz ayında geleceği belirtilen S-400 füzelerinin ardından Amerika’nın alacağı bir yaptırım kararının bu tabloyu iyice altüst etmesi kaçınılmaz. Türk Lirası sadece siyasi nedenlerden değil, ekonomi yönetiminin çökmesi ve tamamen keyfi bir gal alması nedeniyle iflas noktasında.

Siyasi gelişmeler bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. İktidarın ekonomi ve diplomasideki savrukluğunun beceriksizliğini ise başta halk ve yatırımcı olmak üzere tüm kesimler ödüyor. Bugüne kadar fabrika açılışı yaptığına nadiren tanıklık ettiğimiz AKP Genel Başkanı Erdoğan ise cami açmaya devam ediyor.

AKP ekonomide yaşadığı bozgunu elindeki medya organları aracılığıyla perdelemeye, ekonomi ve döviz kurundaki kötü gidişatın sorumluluğunu yabancılara yüklemeye çalışıyor. Bugüne kadar her kötü gelişmeden başkalarını sorumlu tutan AKP, bu kez de Sabah ve Hürriyet’e yaptırdığı haberde dövizdeki çöküşü yabancılara bağlıyor.

İki gazetenin internet sitesinde yer alan birbirinin aynı habere göre, ekonomi yönetimi şahane ama yabancılar Türkiye’yi batırmaya uğraşıyor. İki gazetenin ismini veremediği uzmanlara dayandırdıkları haber, Ekonomi Bakanı Berat Albayrak’ı aklama çabasını gösteriyor. İşte o haber:

Ekonomistlerin analizlerine göre, özellikle Merkez Bankası'nın ve BDDK’nın başarılı Swap hamleleri sonrası bu silahı her geçen gün elinden alınan yapı tamamen algı operasyonlarına sarıldı. Daha önce yurt içinde vatandaşların dolara yönelmesi için güvensizlik oluşturmaya çalışırlarken, bu kez yapılan hamleleri hedef almaya başladılar.

"YSK’nın İstanbul seçimlerini tekrar kararı almasından sonra tamamen siyasi motivasyonla düğmeye basıldığını’’ söyleyen ekonomi dünyasından uzmanlar kur saldırısında 3. planın perde arkasını şöyle anlattılar:

‘‘Mart ayının son haftasında seçimleri etkilemek için aldıkları pozisyona benzer bir pozisyon aldılar. Daha önceki operasyonların merkezinde yer alan JP Morgan ve Citibank’ın başını çektiği bir grup, yine Türk Lirası’na karşı açık pozisyon aldı. Seçim kararı sonrası algıyı da bozmak için yanına Türkiye’ye her fırsatta operasyon çeken Bloomberg, Reuters ve Financial Times gibi yayınları alarak, ellerinde kalan tek araç olan manüplasyona sarıldılar. Merkez Bankasının dün attığı adımlar sonrası Dolar ve Euro’da meydana gelen düşüşlerle açık pozisyonda kaldılar. Bu kez hem atılan adımları boşa çıkarmaya çalıştılar hem de dövizin düşmesi için topyekün mücadeleyi itibarsızlaştırmaya çalıştılar’’

Yurt içinde, vatandaşların sadece son dönemde 3 milyar dolar üzerinde dolar bozdurması ile planları iyice bozulan yabancı grubun devreye bir kez daha algı hamlelerini aldığını belirten uzmanlar,’’ Gecelik 15 milyar dolara yakın hacmin gerçekleştiği Dolar/TL piyasasına 1 milyar dolarlık bir dolar satışı ile müdahale edilmeye çalışıldığını, kesinlikle başarısız olunacağını ortaya attılar. Halbuki, 1 milyar dolarlık bir satışın günlük ortalama 10-15 milyar dolarlık hacimde etkisi olmayacağını sadece kendilerinin bildiğini sanarak haberleri okuyanları da saf yerine koydular. 6,25’ten sonra dolarda geriye geliş ile planları iyice bozuldu.’’ şeklinde bilgi verdiler.

"Yurtdışı swap piyasasında, kur üzerinde baskı oluşturmak için kullandıkları TL’leri her geçen gün azalan birkaç bankanın bu hamleleri, yanlarına aldıkları bazı medya organlarının desteğine rağmen sınırlı etkide kaldı’’ diyen uzmanlar son durumu şöyle özetlediler:

’’Merkez Bankası’nın karşı hamleleri, vatandaşların dolar bozdurmaya başlaması ve Swap piyasasında ellerinin Ağustos ve Mart’a göre çok daha zayıf olması, kurda istedikleri operasyonları artık yapamayacakları anlamına geliyor. Bu da vatandaşların dövizin düşeceğine olan güveni artırırken, bu hamlelere göre pozisyon alanları oldukça korkutuyor’’