Oca 15 2018

Dövizde alarm seviyesi yükseldi

2001’de Türkiye ve Arjantin, 2010’da ise Yunanistan döviz rezervlerini tüketerek krize girdi. Türkiye acı ilacı içip IMF ile anlaşarak borçlarını ödedi. Arjantin tersini yaptı morotoryum ilan etti; yani borçlarını ödemedi.

Yunanistan ise birikmiş borcunun bir kısmını ödedi. Süreç içinde Türkiye’nin yurtdışında borç bulma imakanı kısıtlanmadı, krizden sonra Hazine uluslar arası piyasalarda rahatça tahvil ihraç edebildi. Gerek sıcak para akışı gerekse doğrudan yatırım sürekli devam eti. Arjantin yıllarca uluslar arası piyasalarda tahvil satamadı.

Yunanistan ise 7 yıl sonra borç piyasasına geri dönebildi. Üç ülkenin durumuna bakıldğında Türkiye’nin o dönem doğruyu yaptığı ve bu sayede Yunanistan ve Arjantin’e göre daha karlı çıktığı görülüyor. O yüzden bugünlerde Batı ile yaşanan siyasi krizler konuşulurken biraz da tehditvari olarak dile getirilen ‘Dış borçları ödemeyiversek  ne olur’ söylemi aslında denenmiş ve cevapları bulunmuş bir soru. 

O yüzden Türkiye gibi sürekli dış ticaret ve cari açık üreten ülkelerin kendilerini zamanın şartlarına göre ayarlayıp döviz dengelerini iyi kurmaları gerekiyor. Peki bizde durum nasıl?

Dünya yazarı Prof. Taner Berksoy’u yazısına bakılırsa son dönemde pek parlak değil. Berksoy, Türkiye gibi kronik dış açık vere ülkelerde döviz bulmanın en takdire şayan yönünün doğrudan yatırımlar ve portföy yatırımları olduğunu belirtiyor. Diğer seçenekler ise döviz rezervlerinin kullanılması. Berksoy, ‘Eğer bu da yeterli olmazsa yapılacak bir şey kalmıyor ve ülke vadesi gelen borçları ödeyemez hale gelir’ diyor. 

Türkiye Taner Berksoy’un verdiği sıkalaya göre nerede duruyor? Pazartesi açıklanan ödemeler dengesi istatistiklerine değinen Berksoy, rakamlardaki alarm seviyesinin yükseldiğini anlatıyor. Türkiye için dünyadaki para bolluğuyla yaşanan dövize kolay ulaşma döneminin bittiğini ifade eden Berksoy, bu şartlar altında  2016’ının ilk 11 ayında 28.6 milyar dolar olan cari 2017’nin aynı döneminde 39.4 milyar dolara yükselmesinin bir alarm olduğunu vurguluyor. İkinci alarmın ise açığın finansmanında borçlanmanın payının artması olduğunu kaydeden yazar üçüncü alarm zilinin çalışını ise şu sözlerle anlatıyor:

Kasım ayında 4.2 milyar dolar olan cari açığın finansmanı için rezervlerden 3.9 milyar dolar kullanılmış olması bu kapının açılmış olduğuna işaret ediyor. Tek bir ayın açık finansmanı için cepten bu büyüklükte dövizin çıkmış olması mutlaka dikkate alınması gereken bir olumsuzluktur diye düşünüyorum. Bu itibarı törpüler, riske tavan yaptırır, risk algısını bozar. Tarih bize bu tür gelişmelerin ekonomiyi iyi bir noktaya götürmeyi zorlaştırdığını öğretiyor.

https://www.dunya.com/kose-yazisi/dis-odemelerde-risk-artti/398672