'Dövizle borçlanmaya sınır hem fayda hem zarar verecek'

 

 

Döviz kurlarındaki sert dalgalanmalar bir dizi yasal önlemleri de beraberinde getirdi. Üretim maliyetlerinin yükselmesi, enflasyonun artması ve dış borçlanmanın hedeflenenin çok üstüne çıkması gibi olumsuz sonuçları beraberinde getiren döviz kuru artışının tahrip edici etkilerinden kaçınılması için Merkez Bankası'na şirketlerin döviz borçlarını izlemesine olanak tanıyan bir kanun çıkarıldı.

Aynı zamanda şirketlere dövizle borçlanma sınırı da getirilecek. Bunun istisnası, makine ve teçhizat ithalatı yapan şirketler ve kamu-özel sektör işbirliği yapılan projeler olacak. 

Dövizle borçlanmaya getirilmesi planlanan sınırlamanın bir benzeri 2009 yılında gerçekleşmişti. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 25 bin şirketin döviz borcu olduğunu, bunların 23 binin borcunun 15 milyon doların altında seyrettiğini açıklamıştı. 

Habertürk Gazetesi yazarı Abdurrahman Yıldırım, kurun kalıcı biçimde yüzde 10 artmasının açık pozisyon tutarı toplamı 212 milyar dolar olan şirketlere 21 milyar dolarlık bir yük getireceğine dikkat çekiyor.

Yıldırım bu durumun tehlikelerine şu satırlarla işaret ediyor:

 

- Bu rakam sanayi sektörünün toplam sermayesini eritmeye yeter. 500 Büyük Sanayi şirketinin yıllık kârı da zaten 80 milyar liranın yarısında. Her kur artışının şirketleri bu denli büyük strese sokmasının nedeni bu. Dövizle borçlanmaya getirilecek sınırlamanın yararlı sonuçlarını gelecek yıllarda göreceğiz.

- Madalyonun bir yüzünde çok önemli kazançlar olmasına karşılık diğer yüzünde kayıplar söz konusu olacak. Çünkü şirketler hem vadesi uzun ve faizi düşük olduğundan hem de kur hareketlerinden kâr elde etmek için dövizle borçlanmayı tercih ediyordu. Bu nedenle bazı yıllar 500 Büyük Sanayi şirketi kurlardan zarar ediyor, bazı yıllarda da yüksek kârlar sağlıyordu.

- Aynı durum şirketlerin yüksek faize para yatırmasında da geçerliydi. 500 Büyük Sanayi Kuruluşu verileri faizlerin reel olarak yüksek olduğu, döviz kurunun düşük seyrettiği yıllarda sanayi şirketlerinin esas faaliyet dışı gelirlerinin arttığını hatta esas faaliyetlerinden elde ettikleri kârları dahi geçtiğini gösteriyor. 2001 öncesi durum tam olarak böyleydi. Sonra enflasyonla birlikte faizler gerilemeye başlayınca faaliyet dışı kârlar da artış ivmesini kaybetti.