Türkiye ‘sahte gerekçe’yle döviz transferini gözaltına aldı

Dolar, Merkez Bankası’nın tüm müdahalelerine karşın 6.80 TL’nin altında tutulamayıp yeni bir rekor kırınca AKP iktidarı, koronavirüsü bahane ederek sermaye kontrolüne geçti.

Hafta başında BDDK’nin Türk Bankaları’nın yurtdışı bankalara swap yoluyla döviz borcu vermesini durdurma kararı vermesinin ardından bu kez de devlet bankası Ziraat’ın Genel Müdürü Hüseyin Aydın’ın başında bulunduğu Türkiye Bankalar Birliği’nden tartışmalı bir karar geldi.

TBB, Ulusulararası Mali Eylem Gücü FATF’nin olmayan bir kararına atıfta bulunarak ülke dışına belirli miktarın üzerinde döviz gönderecek tasarruf sahiplerine bürokratik ve adli bir zorluk getirdi.

TBB’den bankalara yollanan yazıda parasını yurt dışına çıkarmak isteyen şahıslara aba altından sopa gösterme olarak yorumlanacak şu sözlere yer verildi:

“Kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadele konusunda küresel standartları belirleyen Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) Covid-19 salgınıyla birlikte dijital ortamda artan finansal işlemler sonucu ortaya çıkan dolandırıcılık, kara para aklama, terörün finansmanı gibi risklere karşı gerekli adımların atılması yönünde çağrı yapmıştır. Bu nedenle bankalar nezdinde gerçekleştirecek işlemler normal akış süreci içerisinde devam edecek olup, herhangi bir kısıtlama ya da işlemlerin durdurulması söz konusu değildir. FATF'nin tavsiyesi kapsamında sadece gerçek kişi müşterilerin 1 milyon TL ve muadili döviz ve üzerindeki yurt dışına para transferlerinin MASAK Başkanlığı'na yapılmakta olan mutat bildirimleri bir gün öncesine çekilmiştir.”

Söz konusu kararla birlikte, Türkiye’den yurtdışına yapılacak 150 bin dolar ya da 135 bin euro üzerindeki para transferleri ancak MASAK kontrolünden sonra gerçekleştirilebilecek. Ülkeye para girişlerinde ise bu tür bir şart aranmıyor.

Yapılan işlem 1986 yılında Türkiye’nin uluslararası para serbest para dolaşımını serbest bırakmasının ardından bir ilk olma özelliğini taşıyor. Aynı zamanda Türk mali sisteminin en büyük korkusu haline gelen yurt dışına para kaçışı konusunda sermaye kontrolü uygulanması yönünde şüphelere artmasına neden oluyor.

Bununla birlikte Türkiye’nin daha önce kurallarına uymasa da son olarak yurtdışına sermaye çıkışı konusunda referans gösterdiği FATF kararları konusunda da belirsiz bir durum var. Kuruluşun internet sitesinde 1 Nisan tarihinde yayınlanan tavsiyelerde, koronavirüs sürecinde kara parayla mücadele için bazı önlemler ve yöntemlerden bahsedilirken bunlar arasında Türkiye’nin uygulamaya geçirdiği gibi bir miktar ya da zaman sınırlamasına dönük kararlar bulunmuyor. FATF uluslararası para transferlerinde dijital kimlik uygulamasını tavsiye ediyor.

Diğer taraftan alınan kararın sorgulanmasına yol açan bir başka konu da kararda belirtilen FATF’nin tavsiyeleri. Kara para ve terör finansmanı gibi konularla mücadele için 1989 yılında Paris’te kurulan FATF’ye üye 39 ülke bulunurken, kuruluşun aldığı kararları uygulama zorunluluğu bulunmuyor. Ancak kurallara uymayan ülkeler kara listeye alınıyor ve mali güvenirliği zedelenmiş oluyor. Türkiye 1991’den beri üye olduğu kurumun 11 kriterinden dokuz tanesine uymadığı için geçen yıl sonunda uyarılmıştı.


FATF’nin koronavirüs kararları

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.