Türkiye, Rusya’ya karşı Ukrayna kozunu mu oynuyor?

Ukrayna ve Türk siyasi liderleri, ekonomik ve savunma ilişkilerini daha da güçlendirirken, bölgesel çatışmalarda birbirlerini siyasi olarak giderek daha fazla destekliyorlar. 

Ukraynalı üst düzey yetkililerden oluşan bir heyet, iki Karadeniz ülkesi arasında artan işbirliğinin işareti olarak ikili ilişkileri daha da ilerletmek amacıyla iki günlük görüşmeler için hafta sonu Ankara'ya geldi.

Heyette yer alan kişilere bakıldığında gezinin odak noktası, Ukrayna'da daha fazla Türk yatırımını teşvik etmekti. Heyette Ukrayna Başbakanı Denys Shmyhal’a eşlik edenler stratejik endüstriler ve altyapı bakanlarıydı. Türkiye’nin Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Türk-Ukrayna İş Konseyi temsilcileriyle görüştüler.

Shmyhal, pazartesi sabahı cumhurbaşkanlığı sarayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi ve bölgesel istikrarı destekleyen kilit bir ortak olarak Türkiye'yi övdü. İki ülkenin ortaklıklarını daha da ileriye taşıyacak bir serbest ticaret anlaşması imzalamasını umduğunu ifade etti.

Shmyal’ın Türkiye ziyareti, Ukrayna’yla son yıllarda gelişen ilişkileri yansıtıyor. Erdoğan, bu ziyaretten sadece bir ay önce Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelensky ile görüşmek için Kiev'e gitti ve burada iki ülke ticaretini 4,8 milyar dolardan 10 milyar dolara çıkarmak için anlaşmalar imzaladı.

Bununla birlikte, ticaret, Türkiye ve Ukrayna'nın kendilerini daha da uyumlu buldukları tek alan olmaya devam ediyor. Shmyal, ziyareti sırasında birçok noktada ülkesinin Türkiye'yi kilit bir ortak olarak gördüğünü açıkça ifade etti.

Shmyal, Demirören Haber Ajansı'na “Gündemimizdeki tüm konularla ilgili karşılıklı bir anlayışa sahibiz. Tereddüt etmeden Türkiye Cumhuriyeti'ni dostumuz ve ortağımız olarak nitelendirebiliriz" dedi.

Ukrayna, işbirliği ile olduğu kadar rekabetle de tanımlanan Rusya- Türkiye ilişkilerini yakından takip etti. Rusya’nın 2014 yılında Kırım Yarımadası'nı ilhakı ve Donbas'taki sınır bölgelerini işgal etmesi nedeniyle Ukrayna’nın Moskova ile derin düşmanlık ilişkisi bulunurken, bu sürede Ankara ile ilişkileri önemli ölçüde olgunlaştı.

Bunun en belirgin örneği, özellikle insansız hava araçları alanındaki savunma işbirliği olmuştur. Ukrayna geçtiğimiz yıl Türkiye'den altı Bayraktar TB2 insansız savaş uçağı satın aldı ve geçtiğimiz hafta beş tane daha satın alma planlarını açıkladı.

Devlet şirketi Ukrspetsexport'un CEO'su Vadym Nozdri, Ekim ayında Ukrayna'nın 48 adet kadar TB2 satın almakla ilgilendiğini ve bu durumun ülkesini Türkiye dışındaki en büyük TB2 operatörü haline getireceğini söyledi.

Yerel medyaya göre, Ukrayna ordusu, TB2'yi satın aldığından beri, Javelin tanksavar ekipleriyle uyumluluğunun yanı sıra keşif ve karşı keskin nişancı operasyonlarındaki kapasitesini test etti.

Bu hafta sonu yapılan görüşmelere katılanlardan biri, dronela aynı ismi taşıyan Haluk Bayraktar'dı ve attığı twitte şunları yazıyordu: "Hep birlikte güçlü bir geleceğe."

Türkiye’nin insansız hava araçlarının gelişimi süreci, çeşitli yönlerden Ukrayna ile artan savunma bağlarının da bir ürünü. Ankara’nın Akıncı olarak bilinen son insansız hava aracı, Ukrayna tarafından geliştirilen bir turboprop motordan güç alıyor ve Bayraktar’ın drone firması Baykar, yeni motorlar ve Black Sea Shield adlı füze teknolojisi üretmek için Ukrspetsexport ile bir ortak girişim imzaladı. Ukrainian Defense Review'e göre, iki ülke şu anda insansız bir savaş uçağı geliştirme konusunda görüşüyorlar.

Başbakan Shmyal, Türkiye ile Ukrayna arasındaki savunma işbirliğinin tamamlayıcı ve “stratejik işbirliğinin temel unsurlarından biri” olduğunu söyledi.

Diğer ülkeler Türkiye'nin Libya ve Güney Kafkasya'daki gibi çatışmalarda Türk eylemlerini kınamasına rağmen, Ukraynalı yetkililer, Türkiye lehine tavırlar sergilediler. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, ülkesinin Türkiye ile “aynı noktada buluştuklarını” söyledi.

Azerbaycan örneğine işaret eden Kuleba, çözümsüz her donmuş çatışmanın yeniden patlak verme potansiyeline sahip olduğunu ve Kiev'in Türkiye'yi eski Sovyet cumhuriyeti Ermenistan'a karşı Azeri hükümetine destek verdiğini söyledi.

2014 yılında Ukrayna, Rusya'nın yarımadayı ilhak etmesinden sonra Erivan'ın Kırım'da düzenlenen referandumu tanımasının ardından Ermenistan'daki büyükelçisini geri çağırdı. 

Kuleba’nın sözleri, Kırım veya Rusya sınırındaki Donbas bölgeleri üzerindeki kontrolünü yeniden sağlayamaması nedeniyle Ukrayna için belirli bir tepkiye işaret ediyordu.

Türkiye sürekli olarak Kırım'ı Rusya'nın bir parçası olarak tanımayı reddediyor ve yarımadada yaşayan Kırım Tatarlarını savundu. Ekim 2017'de Erdoğan, Rusya’nın yaptığı referandumu reddettikleri için Moskova tarafından hapsedilen iki Kırım Tatarı’nın serbest bırakılmasını sağlamak için şahsen müdahale etti.

Anadolu Ajansı'na verdiği röportajda Kuleba, Ukrayna'nın Kırım ilhakı sorununu çözmek için küresel bir platform oluşturulmasında Türkiye'yi "iyi bir ortak" olarak gördüğünü söyledi. Şu anda, Donbas ihtilafıyla ilgili uluslararası forumlar olmasına rağmen Kırım konusunda bulunmuyor. 

Kuleba sözlerinin devamında, “Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini, tutarlı ve sağlam bir şekilde desteklediği ve ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu durumla ilgili sorunları, özellikle de Rus işgali altındaki Tatarların yaşadığı Kırım'ın kaderi söz konusu olduğunda Ukrayna Cumhurbaşkanı ile görüşmeye istekli olmasından dolayın Türkiye'ye minnettarız” ifadelerini de kullanıyor. 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.