Helsinki-Laponya, Kuzey kutup dairesine yolculuk

 

Helsinki’ye vardığımızda eksi 12 derecede her yer donmuştu. Zaten tüm seyahatimiz boyunca da buz ve kardan başka bir şey göremedik.  Oysa yazin gelirseniz etrafı dantel gibi ada, yarımada, koylarla çevrili bu kuzey kenti kendine has bir ağırbaşlılık ile sizi kucaklar.

Yazın tekneyle civardaki adalara yapılacak bir iki saatlik turda, adalar üzerinde tek tük ahşap evler ve her evin yanında saunasını görmek mümkün. Finliler için yaz kış en önemli olay Fin Hamamı olarak da bilinen saunalar.

Helsinki’ye Talinn ve Stockholm’den günlük seferler düzenleyen gemilerle gelirseniz, bu güzelliklerin daha fazlasını görürsünüz. Finliler bu gemilerle özellikle hafta sonları seferlere çıkıp, free shoplardan ucuz içki ve sigara alıp, evlerinden daha ucuza bir hafta sonu geçirirler.

Helsinki’nin limanında Market Square yani Çarşı Meydanı yazın en kalabalık yerlerden biridir. Burada eski bir balık halini yenileyip, günümüzde et, balık ve sebze satış standları  yanında ayaküstü balık lokantaları ve barlarla donatmışlar.

Özellikle Somon füme ve kurutulmuş ren geyiği etleri ile buz gibi bir Fin birası içmek burada adettendir. Ancak kışın o soğukta burası pek cazip gelmedi doğrusu.

Helsinki’de görülecek yerler arasında Senato Meydanı, Luteryen Katedral, Ruslar döneminde yapılmış Katajonakka Uspenski Ortodoks Katedrali. Ünlü bestecileri Sybellius adına yapılmış Konser Salonu, Sybellius Parkı ve anıtı.

Son olarak da tam parlemento binasının karşısında yer alana ünlü mimarları Alvar Aalto tarafından 1975 yılında kurulan Avrupa Güvenlik ve işbirliği Teşkilatı (AGİT) için inşa edilmiş ve o dönemdeki komşu Sovyetlere karşı Avrupa’nın aklığının simgesi olarak tamamen beyaz mermerle kaplanmış Finlandiya Evi.

Küçük kentin büyük kitapçısı; Esplanad’da, Stockman binasının altında Mimar Aalto tarafından üç katlı ve kübik tarzda inşa edilmiş kitapevini meraklısına tavsiye ederim.

Kentin müzeleri arasında benim tercihim ise Tasarım Müzesi. Tarihi süreç içinde Finlilerin minimalist tasarım  geleneklerinin zaman içinde nasıl bir endüstriyel tasarım başarısına evrildiğini izleyebilirsiniz.

Finlandiya mutfağında balıkta somon, kırmızı et olarak Ren Geyiği eti olarak öne çıkıyor. Helsinki’de limana yakın 19.yüzyıl ortasında zamanın ruhuna uygun olarak Belle Epoque tazında inşa edilmiş Kappeli Restoran’da bir öğle yemeği ya da en azından bir kahve tatlı molası vermeniz gözlerinizi ve mideniz için en büyük ödül olur.

Günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce son buzul çağının sonlarına doğru, Asya’dan Kafkaslar üzerinden batıya doğru  göç edip, İskandinav yarım adasının yaşanabilir tundralık alanlarına yerleşmiş Sami halkı zaman içinde bölgedeki diğer Germenik ve Viking kökenli halklarla birlikte yanyana yaşamış.

Samiler Asyatik bir halk olarak ‘Şamanizm’ inançlarını günümüze kadar devam ettirmişler. Ancak Finlandiya’da özelllikle bağımsızlık sonrası gelişen uluslaşma bilinci milliyetçi ve hatta İkinci D

ünya savaşı sırasında ırkçı rüzgarlara kapılınca, ülkenin ilk yerleşimcileri Samiler giderek eriyip yok olma noktasına gelmişler.  

İsveç’lilerle genellikle ‘Aşk ve Nefret’ ilişkisi içinde geçen uzunca bir tarihi paylaşan Finlandiya, Rus Çarlığı’nn görece liberal dönemlerinde kazanılan özerklik ve sonrasında Bolşevik Devrimi’ni takiben 1917’de bağımsızlığını kazanmıştır.

Finlilerin ünlü halk şairleri Elios Lönnrot  tarafından derlenen Kalevela Destanları da 19.yüzyıl ortalarında ortaya çıkmış ve Finlilerin uluslaşma ideolojilerini oluşturmuştur.
Son zamanlarda Kuzey Işıkları’nı izlemek moda oldu. Ya da Türkler bu ışıkların varlığını yeni keşfetti. O nedenle İskandinav ülkelerine Kuzey Işıkları turları artmaya başladı. Kuzey Işıkları turları genellikle Finalndiya, Norveç, İsveç, İzlanda, Rusya gibi Kuzey Kutbu Dairesi’ni paylaşan ülkelere yapılıyor.

Helsinki’den yaklaşık 800 kilometre kuzeyde yer alan Rovaniemi’ye  ilginç bir şekilde Norveç Havayolları ile uçuyoruz. 1 saat 20 dakika süren uçuş boyunca kara veya deniz fark etmeden sadece beyaz bir yüzey ve ormanlık alan görüyoruz.

Aurora Borealis olarak adlandırılan bu ilginç doğa olayı Kutup Daireleri içinde manyetik alanların içinde ya da yakınlarında görülebilen bir fenomen. Güney kutbunda ki adı da Aurora Australis.

Güneş’teki patlamalardan ortaya çıkan elektron ve proton yüklü dalgalar güneş ışıkları ile birlikte uzaya yayılıyorlar. Bu bulutların içindeki elektron ve protonlar atmosfere girince de kutup dairelerindeki ki manyetik alanın çekim gücüne kapılıp, ışık halinde yağmaya başlıyor.

Tabii gelen ışınlar içindeki bu partiküllerin yoğunluk ve yaygınlık derecesine bağlı olarak gökyüzünde görünen daha çok yeşil  olmakla birlikte kızıl, sarı, mor gibi başka renklerde de görünebiliyor.

Akşam yemeğinden sonra kentin yaklaşık 15 km kuzeyinde ormanlarla kaplı ıssız bir gölün kenarında sadece ay ışı ile aydınlanan ortamda gözlerimiz semada ışık avına çıktık.

Ancak hava bulutlu olması nedeniyle ilk gece bir şey göremedik Bizi safariye götüren iki genç hostes, bir Sami çadırının içinde ateş yakıp bize kahve-çay ve sosis ızgara ikram ettiler.  

İkinci gece nehir boyunca yaptığımız yürüyüş sırasında ışık patlamalarına rast geldik. Tabii çıplak gözle çok ayrıntılı görünmemekle birlikte yoğun bir yeşil ışık hüzmesini kısa bir süre de olsa görmek bizi çocuklar gibi sevindirdi.

Helsinki’nin tersine Rovaniemi’nin keyfi de kışın çıkıyor doğrusu. Tabii bölgenin en önemli karakteri Noel Baba. Bizim Demre’li Aziz Nikolas efsanesi buralara büyük ihtimalle daha önce ki Pagan geleneğinden uyarlanmış olarak gelmiş olabilir.

Kutup çizgisi üzerine kurulmuş yapay Noel Baba köyünde Noel Baba’yı ziyaretimizde kendisine Türkiye’den geldiğimizi söylediğimiz de ‘Siz de mi Demre’lisiniz?’ diyerek  adeta hemşeri olduğumuzu teyit etti.

Noel Baba köyünde turistleri eğlendirmek için Ren Geyiği ve Huski köpekleri ile kızak turları, kar motorsikleti gezileri, ‘Buz Kıran’ gemisi ile gezi, buzda balık tutma ve buzlu denize girme turları yapılıyor.

Ren Geyiği çiftliğinde aynı zamanda Şamanizm ile ilgili bir takım gelenek ve görenekler anlatılıp, çiftlik evlerinde ren geyiği menülü yemekler ikram ediliyor.

Ren geyiği boynuzlarından yapılmış aksesuarları görüdüğünüzde üzülmeyin, çünkü erkek geyiklerin boynuzları her yıl çiftleşme sonrası kendiliğinden düşermiş!  

Eğer gece buz tutmuş bir yatakta uyumak isterseniz Buz Otel’de kalabilirsiniz. Hem kuzey ışıklarını izleyelim hem de sıcak ortamda yatalım derseniz İglio denilen camekanlı odalarda konaklama olanağı da mevcut.

Tabii bunlar için ciddi fiyat farkları ödüyorsunuz. Değmez derseniz en azından Buz Barda buzdan yapılmış bardaklarda Finlandiya votkası yudumlayıp farklı bir deneyim yaşayabilirsiniz.