TÜSİAD’dan ‘Kral çıplak, 31 Mart'ı tarih yazacak’ mesajıyla ittifak çağrısı

31 Mart yerel seçimleri sonrası dört buçuk yıllık bir seçimsiz döneme girildi derken İstanbul’un iptali ile piyasada adeta şok etkisi yaşanıyor.

Ekonomi dünyasında suratlar asılırken TÜSİAD’dan da kaygı mesajı gelmeye devam ediyor.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı’nda iktidara ittifak çağrısı yapıldı. 

İstanbul'da yapılan toplantıda, Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, “31 Mart demokrasi sınavı oldu. Bu sınavda kimin, ne not aldığını ileride tarih yazacaktır" ifadesiyle dikkat çekti. 

Özilhan, toplumdaki kutuplaşma ortamından bir çıkış arandığını belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın seçimlerden sonra Türkiye ittifakı çağrısının toplumsal uzlaşı açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. Hepimiz el birliği yapacağız” diye konuştu.

Sözcü’den Barış Özkan’ın haberine göre, toplantıda konuşan TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski de seçim tekrarına tepkili.

“Uzun bir süredir seçim atmosferi içinde hareket ediyoruz” diyen Kaslowski, “31 Marttan sonra seçimsiz bir dönem olacağını ümit ediyorduk. Ancak yerel seçimler İstanbul’da yenilenecek ve seçim ortamı üç ay daha uzayacak. Bu sene pozitif bir büyüme elde etmek kolay olmayacak. Son iki senede dört seçim reform ve makroekonomi gündemine odaklanılmasını zorlaştırdı” eleştirisini yöneltiyor.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski. Foto: TÜSİAD


S-400 ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gerilimin de ekonomiyi olumsuz etkilediğinin altını çizen TÜSİAD Başkanı, sözlerini şöyle sürdürüyor:

Ülkenin pusulasını, AB üyeliğine ayarlamalı ve o yönde ilerlemeliyiz. Biz AB deyince demokrasi, hukuk ve refah anlıyoruz. En önemli ekonomik partnerimiz olan AB ile ilerlemeye ihtiyacımız var. Elbette her türlü işbirliğinde milli çıkarlarımız doğrultusunda çalışmak esastır. Değerli üyeler güvenlik olgusu iç ve dış güvenliği sağlamakla sınırlı değil. Ekonomik güven de var. Ekonomimizi doğrudan veya dolaylı etkileyebilecek tüm kurumlarımızda şeffaflık ve liyakat sağlanmalıdır. Belirsizlik yatırım ortamına zarar verir. Yatırım iştahını azaltır. Türkiye’nin ciddi bir dış borcu var. TL’nin ciddi değer kaybı, borcu daha da ağırlaştırdı. Güveni sağlamak için alınan önlemlerin süratle hayata geçirilmesine ihtiyaç vardır. Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda dış borç hala yüksek enflasyon istenilen noktada değil. Rekabet gücümüzü artırmamız gerekiyor. Reformların hızla başlaması gerekli. Bu reformlar orta vadeli sonuçlar verse bile kısa vadede güven sağlamak için önemli.

Tuncay Özilhan da “Yıllardır seçim maratonlarından hepiniz yorgun düştük” derken “Seçimlere yapılan itirazların niteliği, seçim kanunlarının düzgün uygulanması konusunda herkesin kafasında soru işaretleri yaratmıştır” ifadesini kullanıyor ve ekliyor:

“Toplumsal değişimin yakıcı olduğu, mevcut iktidarların ve liderlerin çetrefilli sorunlarla baş etmekte zorlandığı zamanlarda,  toplumun önünü açan çözümleri ancak demokrasiler üretir. Bu bazen uzun vakit alır, çeşitli gel-gitler yaşanır ama sağlam temellere sahip demokrasiler, sorunlarına çözümü elbette bulurlar. İster yerel olsun, ister merkezi olsun, seçimlere şaibenin  zerresinin düşmemesi demokrasinin mevcudiyetinin en büyük ispatıdır. 31 Mart İstanbul seçimleri çerçevesinde gündeme gelmiş olan iddialar, seçimlerin selameti konusunda geçmiş seçimlerde de dile getirilmiş olan şüpheleri yeniden akıllara getirmiştir. Umuyorum ki, Haziran ayında yenilenecek seçimler bu şüphelerin yersizliğini herkese kanıtlasın. Seçim sonuçlarına itiraz, şüphesiz siyasi partilerin en doğal hakkıdır. Hepimiz bu hak arama özgürlüğüne saygı duyarız. Ancak, seçmen iradesine saygı duyulmasını da isteriz. Hakkaniyetli koşullarda seçim ve seçmen iradesi demokrasilerin tartışmasız en temel niteliğidir."

Özilhan, hukukun üstünlüğü vurgusu yaptığı konuşmasında, “Hukuk olmadan ekonomi de olmaz” diyor.

Ekonomide dış ve iç siyasette sıkışmış durumda olduklarını söyleyen Özilhan, sözlerini şöyle sürdürüyor: 

Endişeler güven kaybına yol açıyor. 2023 hedeflerinden bu yüzden uzaklaştık ve konuşamaz hâle geldik. Türkiye ekonomisinin gücü sayesinde 10 yıldır tolare edilebilen zaafiyet artık tüm kesimleri etkiliyor. Biz bu nedenle ekonomi derken demokrasi, yargı bağımsızlığı, insan hakları, riyakat, ifade özgürlüğü diyoruz ve demeye de devam edeceğiz. Ekonomide sıkıntıları aşmak için önce yönetim sistemindeki sıkıntıları aşmalıyız. Aksi halde pansuman niteliğinde kalır yarayı tedavi etmez.  2007’den bu yana tam 14 kez sandığa gittik. Haziranda bu sayı 15 olacak. Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş henüz tamamlanmış gözükmüyor. Bu da her alandaki sorunların üzerine etkin biçimde gidilmesini engelliyor. Bunların yanı sıra bir de toplumsal kutuplaşma var.

https://www.sozcu.com.tr/2019/ekonomi/ozilhan-31-mart-demokrasi-sinavi-oldu-4804394/
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar