Kas 06 2017

Yeni eğitim sistemi: Dindar nesil yetiştirmede tam yol ileri

Cuhmhurbaşkanı Erdoğan’ın, “TEOG kaldırılmalı” sözlerinden 51 gün sonra sistem değişti.

Bu süre içerisinde yaşanan sınav belirsizliği ise giderildi mi, yoksa yerini daha da büyük bir belirsizliğe mi bıraktı, orası muallakta.

Yeni “mahalli” sistemde sınav zorunluğu ortadan kalkıyor. Resmi adı “Veli tercihine bağlı serbest kayıt” olan sistemde, öğrenciler okul başarı puanlarına göre en yakınlarındaki liseye kayıt olacak.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, açıklamasında, yüzde 92 oranında öğrencinin - yani 1.1 milyonun - adrese dayalı olarak okul seçeceğini söyledi.

“Nitelikli” liselerde; fen liseleri, sosyal bilimler liseleri ve proje okullarında okumak isteyenler, merkezi olarak düzenlenen sınava girecek. 11 bin liseden, 600’ü sınavla öğrenci alacak. Bu okulların kontenjanları ise yaklaşık 100 bin.

Sınav 2 Haziran’da düzenlenecek, 60 sorudan oluşacak ve 90 dakika sürecek. Sınav sonrasında öğrencilere beş tercih hakkı tanınacak. Özel okullar ise kendi sınavlarını yapabilecek.

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, Birgün gazetesine verdiği röportajda, yeni sistemin öğrenciyi “özel okula yönlendirdiğini” söylüyor: “Adrese dayalı kayıt sistemi, öğrencilerin istediği okula gitmesini engelliyor. Okullar arasındaki eşitsizlik, adrese dayalı kayıt sistemi ile sınıfsal eşitsizlikleri daha da artıracak.”

Aydoğan da, TBMM Eğitim Komisyonu Üyesi CHP Milletvekili Ceyhun İrgil de, “eğitim göçü yaşanacağını,” çocuğunu imam hatipe göndermek istemeyen velilerin istedikleri türde okulların olduğu mahallelere taşınacağının altını çiziyor. Aydoğan yeni sistemin, “daha fazla kurs, etüt, özel ders” anlamına geldiğini söylüyor.

Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Özgür Bozdoğan, Evrensel gazetesine, “milyonlarca öğrencinin ilgi, yetenek ve istekleri dışında okullara gitmek zorunda kalacağını” söylüyor. Bozdoğan, yeni eğitim sisteminin “paran kadar eğitim” anlamına geldiğini ekliyor. 

Milli Eğitim Bakanlığı ise, lise tercihi için “eğitim bölgeleri” belirleneceğini, böylece öğrencilerin yalnızca mahallelerinde olan okul türüne kaydolmak zorunda kalmayacağını açıkladı. Bakanlığın açıklamasına göre; eğitim bölgeleri oluşturulurken Anadolu lisesi, imam hatip, düz lise dengesi ve talepler göz önünde bulundurulacak.

İsmet Yılmaz

Yılmaz asıl amacın, liseye geçişi tamamen sınavsızlaştırmak olduğunu söyledi. Ancak bunun için, tüm okulları fen lisesi ve proje okul seviyesine yükseltmek gerekiyor. Bu nedenle, önümüzdeki yıl şubat ayında yapılacak duyuruyla, 20 bin öğretmen ataması yapılacak. Yılmaz, “Okulların kalitesini artırdığımızda, sınavsız geçişi sağlayacağız” dedi.

Ancak Evrensel gazetesi, “proje okul” denen okulların büyük bölümünün Anadolu imam hatip liseleri, proje olan imam hatip liseleri, fen ve sosyal bilimler olan imam hatip liselerinden oluştuğunu hatırlatıyor.

Yüksek puanla öğrenci alan okul çok az olacak. Ayrıca ortaöğretim kurumlarında yapılan değişikliklerle beraber, bu okulların öğrenci kontenjanları 5 sınıfla sınırlandırılmış durumda.

Evrensel; nitelikli liselerden, örneğin, İstanbul Erkek Lisesi’nin en fazla 5 sınıf öğrenci alabileceğini yazıyor. Buna karşılık imam hatip okullarında herhangi bir kontenjan sınırı yok. Dolayısıyla öğrencilerin büyük bir bölümü, proje okulu olan imam hatip liselerine yerleşmiş olacak.

Sınava giren öğrencilerin yerleşememeleri durumunda ise mahallelerinde kontenjan sorunuyla karşılaşma riskleri var. Sınavda başarılı olamayan çocuk, mahallesinde yer kalan okul hangisiyse, ona gitmek zorunda kalabilir.

Eleştirilen noktalardan biri de şu: Türkiye’de yalnızca 600 okulu mu “nitelikli” olarak adlandırabiliyoruz? Üstelik bunların ciddi bir kısmı proje imam hatip okullarıyken…

Milliyet’ten Abbas Güçlü yeni sistemi şöyle yorumluyor:

Sınava, adayların yüzde 10’unun girmesi öngörülüyor ki, en büyük yanılgı bu noktada yaşanacak. Yüz binlerce öğrenciyi 60 soru ile sıralamak ise ölçme değerlendirmenin ruhuna aykırı. İkamete dayalı kayıt sistemi ise çoktan iflas etti. İlkokulların önündeki servis araçları ve şişirilmiş notlar bunun en çarpıcı örneği... Okul bölgeleri, belki büyük şehirlerde mümkün ama küçük yerleşim bölgelerinde, göç hareketliliğini artırmanın ötesine geçemez!..

Vatan gazetesinin eğitim uzmanı Sadık Gültekin ise, "Sormak lazım..." diyor: 

PISA’da ilk 50 ülke arasına giremeyen öğrenciler, acaba hangi ülkenin çocukları? TIMMS’de dünya ortalamasının altında kalan öğrenciler, acaba hangi milletin çocukları? (...) Farklı düzeydeki öğrencileri aynı sınıflarda toplamak, hangi aklın ürünü? (...) Bu yöntem, kaliteyi yükseltmek şöyle dursun, başarılı öğrencileri de yok eder! Aynen Anadolu liselerinde olduğu gibi...