Kas 07 2017

Yeni TEOG öğrencilerin yüzde 25'ini İmam Hatipli yapacak

Ortaöğretim yerleştirme sınavı TEOG'un yerine gelen, "Veli tercihine bağlı serbest kayıt sistemi" hakkında, eğitimciler ve muhalefet partilerinden sert açıklamalar geldi.

Eğitim-Sen yaptığı açıklamada, “Sanki tüm okullar eşit ve aynı olanaklara sahipmiş gibi bir ön kabul ile öğrencileri kendi bölgelerinde/mahallelerinde bulunan okullara gitmeye zorlamak, sınıfsal eşitsizliklerin devamını ve öğrencilerin ait olduğu toplumsal sınıfa göre eğitim almaya zorlamak anlamına gelecektir" dedi.

Yeni eğitim sisteminde öğrenciler sınava girme zorunluluğu olmaksızın, "eğitim bölgelerindeki" okullara yerleşebilecekler. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz yeni eğitim sistemini açıklarken, eğitim bölgelerinin farklı eğitim türlerinde okulları kapsayacak şekilde ve talebe göre belirleneceğini söylemişti. Ancak yeni sistemde, sınava giren fakat "nitelikli" okullara puanı yetmeyen öğrencilerin, kontenjan sorunuyla karşılaşması ve dışarıda kalmamak için en yakınlarındaki, kontenjanı olan okullara gitmek zorunda kalması olası.

Üstelik ülkedeki 600 "nitelikli" lisenin kontenjan sınırı varken, imam hatiplerde kontenjan sınırı yok.

Tüm bunlar, yeni eğitim sisteminin "dindar nesiller yetiştirme" konusunda atılmış yeni bir adımdan ibaret olduğu görüşünü pekiştiriyor. 

Eğitim-Sen açıklamasında, “Pek çok bölgede seçilebilecek 5 okulun bile bulunmaması zorunlu olarak öğrencilerin, istemeden bazı okullara gitmelerini zorunlu kılacaktır. Okul başarı puanı düşük olanlar Meslek Lisesine, daha da düşük olanlar İmam Hatip Liselerine (İHL) yerleştirilecektir. Böylece temel eğitimden ortaöğretime geçişte, öğrencilerin en az yüzde 25’inin İHL’ye yerleşmesi garanti altına alınacaktır" dedi.

HDP adına açıklama yapan Filiz Kerestecioğlu ise, "Yeni sistemdeki asıl amaç yoksul halk kesiminin çocuklarını İmam Hatip Okullarına ve Meslek Liselerine yönlendirilmesini, varsıl ailelerin ise çocuklarını özel okullara yönlendirilmesini hızlandırmak ve kolaylaştırmaktır" diye konuştu.

Öğrencilerin hepsinin aynı okulu birinci sırada tercih etmesi durumunda, o okula yerleştirmenin hangi ölçülere göre yapılacağı da belirsiz.

Eğitim-Sen, yeni sistemin "sadece özel okulları ve emlakçıları sevindirdiğini” belirtti.

"Nitelikli okul" tanımlamasıysa, eğitimcilerden de siyasetçilerden de, en baştan itibaren çok tepki topladı.

HDP adına açıklama yapan Filiz Kerestecioğlu ise, “Hayatım boyunca eğitimle ilgili çok söz duydum ama bir bakanın niteliksiz okul itirafında bulunduğunu duymadım. Bu utanç verici bir şey."

CHP milletvekili Metin Lütfi Baydar ise "Türkiye’deki eğitim ve öğretim kalitesinin arttırılması amacıyla" Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

Eğitim Reformu Girişimi’nden Didem Aksoy Bianet'e verdiği röportajda, ikamet adresine göre ayrışma olabileceğinin altını çiziyor: 

Herkes çocuğunun iyi bir liseye gitmesini istediği için iyi liselerin olduğu mahallelere taşınma olabilir. Dolayısıyla daha varlıklı aileler, mesela iyi bir anadolu lisesinin olduğu mahalleye taşınabilir. Bu sefer de ikamet adresine göre sosyoekonomik bir ayrışma fırsat eşitsizliği yaratır. Bu riskin üzerinde durulmalı fakat bakan açıklamada bunu göz ardı etti.

Sistemin bir iyi tarafı varsa, o da çocukların başarılı ve başarısız olarak ayrıştırılmasına son vermesi. Didem Aksoy, yeni sistemde çocukların, “kendilerinden farklı seviyelerde ve farklı becerilere sahip olan akranlarından farklı şeyler öğrenmelerinin" mümkün olacağını söylüyor.