İstanbul’da artık bir 'Kıraathane' var

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 24 Haziran seçimleri sürecinde ülkenin dört yanında ‘çaylı-kekli’ millet kıraathaneleri kuracaklarını açıklarken tartışmalara yol açtı. 

Erdoğan’ın projesi, “kıraathane” kavramının içini doldurmamakla eleştirilirken edebiyatın kapsadığı her şeye, yani bütün bir hayata, hatıralarımızda ve hayallerimizde yeri olan her şeye kapısı açık bir mekân olmak üzere yola çıkan Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi, Çağdaş Erdoğan'ın Gelecek Uzun Sürer sergisiyle kapılarını açtı.

K24’ün haberine göre Asmalı Mescit, Beyoğlu’nda bulunan Kıraathane, “yaşadığımız mahalleyi, şehri, ülkeyi, gezegeni doğasıyla, dokusuyla daha iyi anlamanın, daha yaşanılır kılmanın, çocuklarımıza daha iyi bırakmanın yollarını birlikte arama yeri” olmayı hedefliyor.

Açılışa katılan Norveç Büyükelçisi Vegard Ellefsen, İstanbul’un bu ilk Edebiyat Evi’nde bulunmaktan dolayı iftihar duyduklarını, Norveç’teki edebiyat evi geleneğinin Kıraathane’ye ilham kaynağı olmasının kıvancı içinde olduklarını dile getirdi. Edebiyat Evi’nin ifade özgürlüğünün gelişimi ve savunulması bakımından başat bir role sahip olduğunu vurgulayan Ellefsen, Oslo’da 2007’de açılan Edebiyat Evi’nin şehrin çehresinin değişmesine büyük katkılarda bulunduğunu, İstanbul Edebiyat Evi’nin de Türkiye’nin en kalabalık şehri için benzer bir işlev görmesini umduklarını söylüyor.

K24’ün aktardığına göre etkinlikte, Çellistanbul’dan viyolonsel sanatçıları Murat Berk ile Melih Kara’nın Air, Mi minör Çello Sonatı, İki Çello için Sonat,  şık Veysel ve çello için yazılan süitlerden seçmeler sundukları müzik dinletisi de yer aldı. 

Karin Karakaşlı, sergi için yazdığı metinde, “Çağdaş’ın fotoğrafları şiddete esir kılınmış ruhlarımızın ifadesi. (…) Aylarını haksız yere cezaevinde geçirmiş, ailesinden, yakınlarından nice canın aynı adaletsizlikten nasibini aldığını görmüş bir insanın kaydıdır bu. Fallik gökdelenlerin, esaretin bilinçle tercih edildiği sado-mazo partilerin, sokağa çıkma yasağına kurban gidip dört duvar arasında kanat çırpan güvercinlerin, kerelerce heba edilmiş barış ihtimalinin hikâyesidir bu” ifadelerine yer veriyor. 

Çağdaş Erdoğan da, konuşmasında, hikâye anlatıcılığına “bir virgül koyduğunu,” çalışmalarına belgesel ve filmle devam etmek istediğini, Gelecek Uzun Sürer sergisinin ise fotoğraf bağlamında son işi olduğunu ifade ediyor.
Kıraathane programları; Ekim-Kasım-Aralık, Ocak-Şubat-Mart, Nisan-Mayıs-Haziran ve Temmuz-Ağustos-Eylül olmak kaydıyla üçer aylık dört sezona yayılıyor. 

Her sezon farklı sergilere ev sahipliği yapacak olan Kıraathane, “ifadelerin, sözün, kelimelerin, hattâ harflerin yasaklanabildiği bir diyarda, susmak istemeyenlerin, konuşmanın ve dinlemenin değerini bilenlerin gelip buluştuğu bir yer” olmak şiarıyla yola çıkarak edebiyat, felsefe, tasarım, insan hakları, güncel sanat, ekonomi, şehir, queer gibi farklı başlıklarda konuşmalar düzenleyecek.

Kıraathane’nin ilk sezon programında; belgesel gösterimleri, okuma tiyatroları, kitap sohbetleri ve şiir gecelerinin yanı sıra, senaryo yazarlığından sözlü tarihe, çizgi romandan belgeselciliğe, seramiğe geniş bir yelpazede atölyeler de yer alıyor. Cumartesi sabahları, Kıraathane’de “küçük yaştan itibaren hayatımızda hikâyelere, kitaplara daha geniş bir yer açmak, yaratıcılığımızı da besleyip büyütmek” amacıyla Çocuklarımızla Okuyoruz başlıklı etkinlikler olacak.

K24 de Tatlı Perşembe etkinlikleri ile "edebiyatın kapsadığı her şeye, yani bütün bir hayata, hatıralarımızda ve hayallerimizde yeri olan her şeye kapısı açık bir ev" olmak üzere yola çıkan Kıraathane'nin programına katkı sağlıyor. K24’ün yazar ve editörleri, Kıraathane’de okurlarıyla yüz yüze sohbet edecek.


Haberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.