Kas 05 2017

'Mahpusluktan yükselen edebi bir gelenek doğuyor'

Cezaevinde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş'ın yazdığı "Seher" kitabı, cezaevinde oluşan bir edebi geleneğin yükselişi olarak yorumlanıyor.

Aslında Türkiye muhalefetinin son yıllarda gösterdiği direniş sadece cezaevinden hikaye kitapları yazan, resimler çizen Demirtaş ile sınırlı değil. 2013 yılında Gezi Parkı olayları patlak verdiğinde, yepyeni bir espri anlayışı da doğmuştu. Gezi eylemleri sırasında yaratılan dil, kitleleri ortaklık duygusu etrafından birleştirirken, "çatık kaşlı" iktidara verilen "seni ciddiye almıyoruz" mesajı "sahte ciddiyeti" yerle bir etmişti.

Siyasi geleneğin ceberrutluğu hemen her dönem aynı. Bunu Demirtaş örneğinde görmek de mümkün. Buna karşın, Demirtaş bu ceberrutluğa ikinci en büyük darbeyi indirenlerden biri oldu denebilir.

Evrensel Gazetesi yazarlarından Oya Yağcı, Demirtaş'ın kullandığı dilin iktidarı sarsan, şaşırtan ve dahası kimi eylemlerini boşa çıkartan bir yönü bulunduğu görüşünde. Avukatlık geçmişinde, zulme uğrayanların dilini yakından tanıyan ve o dili anlamayı başaran Demirtaş, bunu yaparkenki zerafeti sayesinde de "Türkiye siyaset geleneğine bir kıymık olarak giren ve giderek büyüyen bir müdahaleyi" temsil ediyor.Demirtaş'ın hikaye kitabı "Seher"in tam olarak bu amaca hizmet ettiğini, yani yazarlık iddiasıyla ortaya çıkmaktan ziyade yazarak sürece dahil temsil ettiğini yazan Yağcı sözlerini şöyle sürdürüyor:

Burada konuşmamız gereken yazarlık başarısından çok yaptığını yapma biçimi olmalı belki de. Kendini değil de yaptığı işi ciddiye alan bir hak savunucusunun dili de, gönlü de, sade ve yalın. Ceberut ve kıt devlet aklının akıl dışılığına karşı mücadelenin kazandırdığı esneklik, pratik zekanın, matematik ve hazırcevaplığın buluştuğu bir üsluba neden olmuş. İnsan için hak arayan ve hukukun evrensel felsefesini bilen biri için, meclis-mahkeme-zindan üçgeninde “absürt”ün devletten beslenen damarını isabetli bir biçimde keşfetmiş görünüyor. Politikayı, Meclis ve parti duvarları içine kapatarak gözden ırak tutanlara karşı Demirtaş,  yakınlığın ve içeriden bakmanın politikasını geliştiriyor bir alternatif olarak. Bu nedenle de eril-ataerkil toplumsal geleneğin içinde anti-kahramanlarla dokuduğu öykülerinde kadınlık hallerine tanıklık ediyor.

Yağcı'ya göre, Seher'in önemi hem kahraman hem de kurban yaratmaya karşı olmasından hem de mücadeleyi ve onu yapanları merkeze almasından kaynaklanıyor. Ayrıca, toplumsal cinsiyete sınıf perspektifinden bakması da onu önemli kılan bir diğer unsur.