"Erdoğan ve Bahçeli ülkeyi seçimsiz bir geleceğe hazırlıyor, sivil darbe adım adım ilerliyor"

Son gelişmeler iktidarı otoriterleşmede gaza bastığını göstermekte. RTÜK'ün iki TV kanalına verdiği ağır ceza, Erdoğan ve Bahçeli'nin sosyal medyayı zapt u rapt altına alma hazırlıkları, Ayasofya, Libya üzerinden Türkiye - Fransa gerilimi ve Rekabet Kurulu'nun Alman otomotiv devleri hakkında açtığı soruşturma, ülkenin seçmen tabanını da devre dışı bırakacak bir evreye geçtiğinin göstergeleri mi? Öyle ise, bu iktidarın ömrü uzar mı, kısa mı olur?

Editör Masası'nda Ahval Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Baydar, Ahval Türkçe editörü Ergun Babahan ve Ahval yazarı Prof Eser Karakaş ile tartışıyor. Varılan sonuç karamsar: Türkiye geri dönüş yolları bir bir kapatılan karanlık bir geleceğe doğru sürükleniyor.

Halk TV ve Tele1'e RTÜK tarafından verilen beş gün karartma cezasının aslında beklenen bir gelişme olduğunu belirten Yavuz Baydar, "Hiç şaşırtıcı olmayan bir karar. Türkiye'de uzun zamandır medyanın prangalandırılması, özgürlüğünün tamamen elinden alınması, kolunun kanadının kırılması, sesinin kısılması süreci vardı. Ama medyanın belli bir kesimi, özellikle seküler kesim, sol-Kemalist denilen kesim medyanın boğulması sürecinin bir takım tercihlerle yürüyeceğini ve kendilerine bir takım ifade alanlarının serbest bırakılacağını düşünüyorlardı. Bu yönde mesajlar veriyorlardı. Bu karar gösterdi ki; RTÜK'ün artık böyle bir renk ayrımı yapması mümkün değil. Çünkü doğrudan doğruya iktidarın direktifiyle hareket eden, iktidarın maşası bir kurumdan söz ediyoruz. Tamamen siyasi bir karar elbette. Artık bundan sonra beklememiz gereken medyanın tamamen devre dışı bırakılması ya da mümkünse doğrudan doğruya iktidara bağlanması" yorumunu yaptı.

Eser Karakaş ise Türkiye'de birçok kurumun mevcut yönetimin zihniyetiyle uyumlu olmadığını söyleyerek, "Şimdi burada ikisinden birinin gitmesi lazım. Kısa vadede gidecek olan da bence belli. İkisi bir arada yaşayamıyor. Bu iş kapatmayla kalmayacak lisans iptaline kadar gidecek. Asıl amaç bu. Artık televizyonların ödleri patlayacak. Donacaklar, duracaklar" diye konuştu. 

Halk TV ve Tele1'in, 15 Temmuz sonrası AKP ile anlaştığını ve sadece 'FETÖ'ye söverek yollarını sürdürebileceğini düşündüğünü söyleyen Babahan da şöyle konuştu:

"Otoriterliğin freni yok artık. Her geçen bu daha da artacak. Ve bu iş kitap yakmaya, sokakta 3-5 kişi yan yana gelmemeye kadar uzayacak. Seçim yaklaştıkça kendini güvende hisseden muhafazakar demokrat kesim de bundan nasibini alacak."

Eser Karakaş, Türkiye'de durumun böyle ilerlemesi halinde mevcut iktidarın seçime gitmek istemeyeceğini ifade ederek şunları söyledi:

"İktidar yüzde 95 kazanacağını garanti etmeden seçime gitmez. Bu ekonomik ve siyasi ortamda da hiçbir anketçi iktidar partisine 'Yüzde 95 alırsınız' diyemez. Eğer bir adam, 'Ben artık iktidardan düşemem' diyorsa, o ülkeden de hayır gelmez. Erdoğan'ın artık, 'Ben Çamlıca'da oturup torunlarımı seveceğim' demesi hukuken kalmadı. Böyle bir şansı yok. Dolayısıyla artık TBMM'deki grup toplantıları dahi TV'lerden verilemeyecek."