Azınlık hakkı savunucusu aktivist öğretmen Arzu Aslan

Arzu Aslan Amsterdam’da öğretmenlik yapan, genç bir eğitimci. Aslan’ın öğretmenliğin yanında güçlü bir aktivizm kimliği var. Hollanda’da yaşayan tüm azınlıkların hakları için mücadele ediyor. 

Aslan Hollanda’ya işçi olarak gelen Kürt bir ailenin çocuğu. Bu tarafını çok sevdiğini söylüyor, “İki kültür arasında kalıyorsun, hatta üç kültür de diyebiliriz. Kürt, Türk ve Hollanda kültürü oluyor. Değişik kültürler içinde büyüyüp dünyaya bakmak daha değişik oluyor. Benim olaylara bakış açım, bir kültür ile büyüyen insanlardan çok daha değişik oluyor. Daha zengin bir insan olabiliyorsun” diyor. 

Aslan önce öğretmenlik eğitimi alıyor. Daha sonra da Amsterdan Vrij Üniversitesi Din Bilimleri’nde okuyor. 

Öğretmen olma hikayesini ise şu şekilde anlatıyor: “İki teyzem öğretmendi. Ailemizde bu mesleğe karşı bir ilgi vardı. Bir öğretmenim çok kötüydü. Diğeri çok iyiydi. Bu nedenle öğretmenlere karşı kafamda bir değerlendirme oluyordu. Kendime şunu her zaman söylüyordum: ‘Eğer ben öğretmen olursam, o iyi öğretmen gibi olacağım” diyerek aktivizm ve öğretmenliği birleştirdiğini söylüyor. 

“Staj gördüğüm bir okula sadece Müslüman olduğum için alınmadım. Bunun üzerine bir şikayette bulundum, ama bu süre için de iş lazımdı. Bu nedenle Amsterdam’a geldim. Burada öğretmenlik yapıyorum. Tabii sonradandeğerlendirdiğim zaman, çocukken de yaşadığım ayrımcılıklar vardı. Sadece Müslüman olduğum için; öğretmen olarak bir okula alınmamam, benim için en büyük darbe oldu. O zaman gerçekten çok üzüldüm. Ne yapsam da; hiç bir zaman eşit olmayacağımı hissettim” diyor. 

Öğretmenlik yaptığı okulların daha çok göçmenlerin yaşadığı semtlerde olduğunu anlatan Arzu, “Öğretmenlerin çoğu Hollandalı oluyor. Türk veya Faslı öğrencilere karşı davranışları çok değişik. Hollandalı öğrencilere yaklaşımları daha iyi oluyor. Orada bir fark hissediyorum. Bana karşı davranışlarında da fark hissediyorum. İlk çalıştığım okulda bir öğretmen arkadaşım bana hangi okulu okuduğumu sormuştu. Bende aynı eğitimi aldığımızı söyledim. Kendisi ile aynı okulu okumuş bir yabancıyı görmek ona ilginç gelmişti. Çünkü onların gözündeki göçmen profili okulda gördüğü veliler. Onlarda daha çok düşük eğitim almış veliler olduğu için, kafalarındaki göçmen profili bu oluyor” diyerek devam ediyor.  

“Hollanda’da başarılı bir göçmen olman için okuman gerek. Belirli bir seviyede olman gerek. O zaman Hollanda’da ‘onlar’ gibi olabiliyorsun. Ama bu yanlış bir algı. Çünkü Hollanda’da herkes yüksek eğitimli değil. Her Hollandalı avukat, öğretmen veya doktor değil. Göçmenlerden daha büyük bir başarı bekleniyor. Fabrikada çalışırsan ya da fırında çalışırsan, bunlar başarısızlık olarak ele alınıyor. Sanki burada sana verilen şansları değerlendirmemişsin gibi bir algı oluşuyor. Düşük bir sınıftan olmak; seni yabancı olarak daha düşük gösteriyor. İsminin arkasına iki çizgi geliyor. Bir çizgi yabancı olmak, diğeri de düşük eğitimli olman.” 

Kendisinin işçi bir ailede büyüdüğünü tekrarlayarak, “Ama işçi bir ailenin çocuğu olarak diploma almak başarı olarak görülüyor. Çevrem öyle olduğu için, bende bunu böyle algılamıştım.. Ama benim için başarı özgür olmak. Düşüncülerimi ifade ediyor olmak. Kendim olmak. Kendi seçimlerimi, kendim yapabiliyor olmam. Bu tür şeyler benim için daha önemli” diyor. 


@Ahval Türkçe