Ara 15 2017

‘Bu eğitim sistemine taş olsa dayanmaz’

Türkiye’de eğitim görevlileri ve öğrenciler yıllardır bilgi işlemcilere taş çıkartacak hızda değişen reformlara adapte olmak zorunda. 5 yıllık, 8 yıllık kesintisiz, 12 yıllık zorunlu eğitim süreçleri, kaldırılan, uygulamaya konan sınavlar ve değişen müfredatlar derken, hem öğrenciler, hem de öğretmenler bilinmezlikler koridorlarında dolanırken buluyorlar kendilerini.

Eğitim Reformu girişimi bu zorlu süreçlere ayna tutması adına bazı öğretmenlerin bu reformlara ayak uydurma sürecinde yaşadıklarını paylaşıyor.  21 yıllık sınıf öğretmeni C.Ç’nin öğretmenlik hayatı boyunca -- yani son 20 yılda -- 22  temel eğitim değişikliği yapıldı; 10 kez de Millî Eğitim Bakanı değişti.

ÇÇ yaşadıklarını söyle anlatıyor:

“Artık bu değişiklikler kimsenin umurunda değil. Bir sürü şey değişiyormuş gibi söyleniyor ama temelde çok fazla şey değişmiyor. Biliyoruz ki yapılan değişikliklerden bir şey demeden iki sene sonra vazgeçilebilir. Değişimi siz öğretmenlerle birlikte yapmadığınızda öğretmen işini nasıl alışagelmişse öyle yapmaya devam ediyor. Mesela 2004’te öğrenci, etkinlik temelli müfredata geçildi. Performans ödevleri hayatımıza girdi. Daha önce dönem ödevleri vardı. Performans ödevleriyle, çocukların performanslarını ölçmeye yönelik ölçütler ve yöntemler, etkinlikler geliştirilmek istendi. Öğretmenler bu sistemi bilmiyordu ve nasıl yapacakları konusunda yeterince desteklenmediler. O dönem 400 kişilik salonlarda öğretmenlere bilgiler verildi. Slaytlardan sunumlar yapıldı. Ama öğretmen gerçekten onu nasıl yapılacağını görmedi. Göremeyince de uygulamadı çoğunlukla. Performans ödevleri dönem ödevleri gibi evlerde yapıldı. Üstelik veliler yapıyordu. Bakanlık baktı ki, bunlar veli performans ödevine dönüştü ve kaldırdı.”

C.Ç 4+4+4 sistemine ilk geçildiğinde okula başlama yaşının 5’e düşürüldüğünü hatırlatıyor ve şöyle diyor; ‘’5 yaşında okula başlayan çocuklar ve öğretmenleri için kabus gibi bir 4 yıl geçti. Çocuklar hep geriden gitti, uyum sorunu yaşadı. Öğretmenler de 5 yaşa nasıl ulaşacakları konusunda sıkıntılar yaşadı.”

kalabalık sınıf

Öğretmenlerin farklı bir şey yapmak istediğinde bunun yolunun okul müdürünü, veliyi inandırmaktan geçtiğini fakat kimi zaman çok basit şeylerin dahi ellerinde olamamasından şikâyetçi olan C.Ç şöyle diyor:

“Öğretmenim 23 Nisan’da sınıfınızla gösteri yapacaksınız ama herhangi bir şekilde yerli olmayan müzik çalamazsınız’ deniyor. Müsaade edelim de öğretmen en azından çocuklarının gösterisinde kullanacağı müziği seçsin. Değil ders içeriğini belirlemek, etkinlikteki müziği bile seçecek durumda değiliz. Sınıfta çocuklarımızı nasıl oturtacağımızı bile çoğu zaman kendimiz seçemiyoruz. Okullar aynı zamanda MEB, Açıköğretim Fakültesi ve ÖSYM’nin sınav merkezi. İki, üç haftada bir, hafta sonu okullarda sınav oluyor. Sınıfta 20 sıra oluyor. Oturma düzenini değiştiremiyorsun.’’

İstanbul’da bir Anadolu lisesinde tarih öğretmeni olan Ö.Ü ise şu sıralar üniversiteye giriş sistemiyle ilgili bir buçuk ayda yapılan 5 değişikliği anlamaya ve  öğrencilerine açıklamaya çalışmakta. Kendini bu süreçte aciz hissettiğini anlatan Ö.Ü, şunları paylaşıyor:

“Son bir buçuk ayda bir sürü değişiklik oldu sınavla ilgili. İlk açıklanan sistemde ilk sınavda tarih sorulmayacağı açıklandı. Önce öğrenciler sevindi. Eğitim sistemi o kadar sınav odaklı ki, sınavda çıkmayacak ders ikinci plana atılıyor. Hem motivasyonunuzu korumak hem de öğrencileri derste tutmak adına yeni bir söylem geliştirmek zorundasınız. Dedim ki ‘Ne güzel, etkinlik yaparız, gezilerle tarihi işleriz.’ Sonra sınav sisteminde yine değişiklik yapıldı ve tarih sorusu da sorulacak dendi.  Bu sefer ‘Hangi konular çıkacak’ diye soruyor öğrenciler. ‘Daha belli değil, ben de bilmiyorum’ diyemiyorsunuz. O kadar aciz hissediyorsunuz ki çocuğun karşısında.”         

12 yıldır İngilizce öğretmenliği yapan V.Y de motivasyonlarını düşüren şeylerin başında sistemde yapılan değişikliklerin hem çok sık hem de tutarsız olmasının geldiğini ifade ediyor:

“Eğitimde değişiklik kaçınılmaz. Tabii ki olmalı. Sorun tutarsızlık. Değişiklikleri biz de çoğu zaman gazete ve televizyonlardan öğreniyoruz. Mutlaka öğretmenlerin de görüşü alınıyor ama… Liselere girişte açık uçlu sorular sorulacak dendi. Bu sene sekizlere giren öğretmen arkadaşlar sorular açık uçlu olacak diye hazırlık yapıyordu. Telaşlandılar, yöntemlerimizi nasıl değiştirelim, ne yapalım diye baskı oluştu üzerlerinde. Sonra birden liselere giriş sistemi sil baştan değişti. Üstelik yine test yapılacak.Yapılan sınavların test odaklı olması bizi de o yönde çalışmaya itiyor. Dersteki işleyiş tekniğimizi ona göre yapıyoruz. Yaratıcı etkinlik yapabilirsiniz, eleştirel düşünen çocuk yetiştirin deniyor ama sınav sistemi öyle değil.”

http://www.egitimreformugirisimi.org/uzun-hikaye-degisen-sistemde-ogretmen-olmak/