Ara 15 2017

MEB kılavuzu: Suriyeli çocuklar yasadışı örgütlenmeleri hayata geçirebilir

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Türkiye’de sayıları 1 milyonun üzerindeki Suriyeli çocukların entegrasyonunu sağlamak için çalışmalarını hızlandırdı. Bakanlığın rehber öğretmenler için hazırladığı kılavuz kitabında dikkat çekici tespitler vardı. ‘Tehditler’ başlığı altında, “Kültüre uyum sağlamak gibi bir eğilimleri yok. Toplum içinde çatışma, kargaşa çıkmasına ve iç savaşın doğmasına müsait olup toplum huzurunun bozulmasına sebep olabilirler. Yasadışı örgütlenmeleri ülkemizde de hayata geçirme ihtimalleri var” gibi tespitleri yer aldı.

MEB ile UNICEF, Suriyeli öğrencilerin topluma uyumlarının sağlanması ve eğitime katılmaları amacıyla öğretmenler için “Geçici Koruma Statüsündeki Bireylere Yönelik Rehberlik Hizmetleri Kılavuz Kitabı” hazırladı. Kitap Türkiye’de biyometrik kayıt altına alınmış 3 milyon 38 bin 480’e Suriyeli’nin varlığına değinerek,  “Suriyelilerin orta ve uzun vadede ülkelerine dönemeyecekleri açıktır. Türkiye'deki Suriyelilerin yaklaşık yüzde 45’i 0-18 yaş aralığındadır. Okul çağında olan çocuk sayısı 1 milyon 17 bin 582’dir. Bu veriler, ülkelerinde eğitimlerini yarıda bırakarak gelen ve eğitimlerine devam etmesi gereken önemli bir nüfusa işaret emektedir” denildi.

Suriyeli çocukların yüzde yüzde 60’ının MEB’e bağlı okullarda kayıtlı olduğu verilerinin yer aldığı kılavuzda dikkat çekici tespitler yer aldı. Rehber öğretmenlerinin, Suriyeli öğrencilerle ilgili yaptığı görüşmelerin ardından analizlerin paylaşıldığı kitapta,  “tehditler” başlığı altında paylaşılan gözlemler şu şekilde:

“Dilimizi bilmemeleri en büyük zorluk. Bize ne dediklerini bilmiyoruz, anlaşamıyoruz. Öğrendiğimiz eğitim bilimleri dersleri bazen bu öğrenciler üzerinde hiçbir işe yaramıyor. Ülkede iki kültür farklılığından kaynaklanan çatışmalar yaşanıyor. Kültüre uyum sağlamak gibi bir eğilimleri yok. Toplum içinde çatışma, kargaşa çıkmasına ve iç savaşın doğmasına müsait olup toplum huzurunun bozulmasına sebep olabilirler. Yasa dışı örgütlenmeleri ülkemizde de hayata geçirme ihtimalleri var. Dışlanmışlıkla gelişen empati yoksunluğu sonucunda çete gibi zararlı gruplara ya da yasa dışı örgütlere dâhil olabilme ihtimali var. Devletten yardım aldıkları hâlde caddelerde dilencilik yapıyorlar. Taciz, hırsızlık vb. suçların artmasına yol açabilirler. Salgın hastalık riski var. Suriyeliler de eklenince işsizlik tavan yapacak ve bu kadar insan memleketinde işsizken onların işe girmesi tehdit oluşturacak. Aile planlaması olmadığı için nüfus dengesiz artabilir. Çarpık kentleşme ve gecekondulaşma artabilir.”

Suriyeli çocukların “zayıf” yönlerinin de ele alındığı kitapta, şu değerlendirmeler yapıldı:

“Dil öğrenmek istemiyorlar. Psikolojik sağlamlıkları düşük. Kurallara uymada uyum sorunu yaşıyorlar. Din konusunda aşırı tutucu tavır sergiliyorlar. Her birey kendi dininden sorumludur ilkesini göz ardı ediyorlar. Aşırı derecede şiddet eğilimliler. Konuşmak yerine kavga etme yolunu seçiyorlar. İş sorumlulukları yok ve çalışma yönünden zayıflar. Verilen işi zamanında ve düzgün yapmıyorlar.”

Suriyeli öğrencilerin okullara “turist gibi gidip gelerek” eğitimi aksattıkları belirtilen çalışmada ayrıca “Kadınlarına önem vermiyorlar mal gibi alıp satıyorlar resmen. Çocuğa verilen aile eğitiminde eksikleri olduklarını düşünüyorum. Hep başkalarını suçlayıp sorumluluğu kendilerinde asla aramıyorlar. Bilmedikleri şeylerde ısrarcılar hatalarını kabul etme özellikleri yok” değerlendirmesi paylaşıldı.

MEB’in çocukların korunması için “Cinsel taciz ve istismardan korunma” konusunda ayrı bir başlıkta yer verdiği kılavuzda bulunan değerlendirmeler de dikkat çekiciydi. Cinsel istismara maruz kalan çocuklar için uygulanacak yöntemleri anlatan kılavuzda,  “Türkiyede haber kanalları ve medya incelendiğinde ne kadar çok cinsel istismar vakasının olduğu görülebilir. Buna karşılık önlem alma ve halkı eğitme konusunda ise yeterli çalışmaya rastlanmamaktadır” ifadeleri kullanıldı.  Kılavuzda “Toplumlarda çocuk cinsel istismarının önlenmesi için sadece yasal önlemlerin alınması değil, bu yasal önlemlerin ciddiyetle uygulanması ve beraberinde bireylerin cinsel tutum ile davranışlarının düzenlenmesi ile ilgili alınacak önlemlere gerek duyulmaktadır. Bunun için de toplumun her kesiminin çocuk cinsel istismarı hakkında bilgilendirilmesi ve istismarcılara karşı duyarlılığın artırılması gerekmektedir” ifadeleri de yer aldı.