'Milli Eğitim Bakanlığının kırtasiye şirketleri ile marka anlaşması mı var?'

Yeni eğitim-öğretim yılı sancılı da olsa başladı. Döviz kurundaki yükseliş kırtasiye malzemelerinin fiyatlarını da neredeyse ikiye katlamış durumda.

Bu nedenle okul alışverişi aileler için büyük bir külfete dönüşmüş durumda.

Karar Gazetesi’nde ekonomi yazıları kaleme alan İbrahim Kahveci, bu kez anaokuluna giden çocuğunun okul alışverişi listesindeki uçuk fiyatlı malzemelere itiraz ettiği bir yazı yazdı.

Marka bazındaki alışveriş listelerinin velilerin ellerine tutuşturulduğuna dikkat çeken Kahveci, “Bence ilk ders şu olmalı: “Ey 657’li memur öğretmen kardeşim. Bu verdiğin marka marka alışveriş listesini kim, hangi gelirle alacak” sorusunu yöneltti.

Öğretmenlere, öğrencilerin eline alışveriş listeleri tutturmadan önce listedeki ürünlerin fiyatlarını ezberleme tavsiyesinde bulunan Kahveci, yazısını şöyle sürdürdü:

“Sahi, Milli Eğitim Bakanlığının kırtasiye şirketleri ile marka anlaşması mı var? Neden öğretmenler liste verirken “ürün markası” da yazıyorlar?”

Eğitim tarafında da farklı şikayetler olduğunu belirten Kahveci, eğitimcilerin de devletten gelen paranın hiçbir hizmete yetmediği şikayetinde bulunduğuna değiniyor ve ekliyor:

"Hangi öğretmen öğrencisine “marka-marka” zorunlu alışveriş listesi vermek ister? Okul çevresinde hangi kırtasiyeciden alması gerektiğini söylemek ister? “Biz şu dükkan ile anlaştık, oradan da sizin aldığınız ürünlerin karşılığında bir pay alacağız” diyebilir mi?

Kıyafet işleri, kantin işleri, servis işleri, alış-veriş işleri... Ne kadarı kayıt altında yapılıyor? Zaten bu işleri kayıtlı yapan okul müdürleri görevlerine ne kadar devam edebiliyor?

Tam bir muamma...

Kısacası, bugün okullar açılıyor.

Okullarda velilerin öğrendiği ilk ders “Kayıtdışı ekonomi” oluyor.

Bir taraftan finansal okur-yazarlık öğretmeye çalışıyoruz; diğer taraftan kayıtdışı bir ekonomi nasıl oluşur, onu öğreniyoruz. 

Umarım kayıtlı ekonomiyi önce anaokullarından başlar ve tüm okullara yayarız. Aksi halde okul önlerinde park eden son model araçların muamması tüm öğrencilerin kafasında soru işaretleri oluşturacaktır.

Sahi, zaten 3-5 metrekare olan okul bahçeleri de neden öğrencilerin teneffüslerinde kullanacağı bahçe yerine, okul yönetimlerinin otoparkı oluyor?

Ben bunu da bir türlü anlamıyorum.

Kaç yıldır soruyorum ama kimse cevap vermiyor. Okul bahçeleri kimin özel otoparkı olabiliyor? Buna kim izin veriyor?

Kurumsal ve kuralsal yaşamı okullarda öğrenmemiz gerekirken, kuralları ‘güç’ kudretine göre yönetmeyi daha okuldan öğreniyoruz. Sonra da “neden böyle” diye kendimize soruyoruz. Hiç şaşırmıyorum..."

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.