uy
Kas 17 2017

Öğrenciler sınıfta 'cehennem'i yaşadı


İSTANBUL- İstanbul Beykent Adem Çelik İlköğretim Okulu'nda bir sınıf öğretmeninin çocukları din ile korkuttuğu ortaya çıktı. Öğretmen “İrem” ismini “sahte cennet” anlamına geldiği için sınıfta yasakladı. 

Velilerden Zeynep Naz Aykan, okulda yaşananlarla ilgili Ahval’e konuştu.  Aykan, öğretmenin bu sene başında 4’üncü sınıfta okuyan çocuğunun sınıf öğretmeni olduğunu belirtti. 1995’ten beri aynı okulda olan öğretmenin gelişinden sonra çocuğundaki değişimleri ise şöyle anlattı:

“İki aydır çocuğumda değişiklikler var. Benim okula gelirken dövmelerimi gizlememi ve yırtık pantolonla gelmememi istiyor. Evde ise dövmelerimi silmem ve açık giyinmemem için beni uyarıyor. Yoksa cehenneme gidecekmişim.”

Öğretmen, sınıf içerisinde din ile öğrencileri korkutuyor. Bunların yanında, sınıfta ‘İrem’ adını da yasaklıyor. Anne Aykan bu durumu şöyle aktarıyor: 

“Öğretmen, bir öğrencinin adını ‘sahte cennet’ anlamına geldiği için yasaklıyor. Kimsenin bir daha o isimle çocuğa hitap etmemesini istiyor. Sadece benim çocuğum değil, bütün çocuklar bu durumdan etkilendi. Bir öğrenci bana gelerek; ‘Zeynep abla, öğretmen bize köpek gibi davranıyor’ dedi.” 

Öğretmenin sınıfta kullandığı “ Kedi-köpek beslemek günahtır, sağ ve sol yanınızdaki melekler sizi takip ediyor” gibi ifadeler Aykan’ın ev yaşantısına zarar veriyor:

“Bizim evimizde kedi ve köpek var. Geçen sene çocuğumun hayvanlar ile ilişkisi çok iyiyken, son iki aydır hayvanlardan uzak duruyor. Günah olduğunu ve kedi-köpek giren eve meleklerin girmeyeceğini ve bu yüzden de kılınan namazların kabul olmayacağını söyleyerek beni uyarıyor. Sağ ve sol yanında meleklerin olduğunu ve bu meleklerin sevap ve günahları yazdığını söylüyor. Ölüm ve cehennemi soruyor. Çocuğum takip altında ve izleniyormuş gibi yaşamını sürdürüyor.”

Uyumlu bir çocuğun son iki ayda tahammülsüz ve saldırgan olduğunu belirtiyor. Bu durumun çocuğunun psikolojisine ve ev yaşantısına etkilerini şu sözlerle açıklıyor: 

"Ev içerisinde ağzımdan ne çıkarsa ‘anne tövbe de diyor.’ Hiç olmadık bir yerde, durup dururken; ‘Ya Allah Bismillah Allahu Ekber’ diye bağırıyor. Evde yalnız duramıyor ve ışık olmadan uyuyamıyor. Her sabah okula giderken de ‘okula gitmeyeceğim’, ‘beni okuldan alın’ diye ağlıyor. Benim çocuğum böyle bir çocuk değildi.” 

Aykan, 4’üncü sınıf öğretmeni olan bu şahsın, sınıftaki çocuklara psikolojik şiddet uyguladığını hem kendi çocuğundan hem de diğer çocuklardan duyuyor. Çocukların ve velilerin anlattığına göre sınıf içerisinde “öksürmek” ve “hapşırmak” da yasak.

Anne Aykan, çocuğu alerjik bronşit olduğu için bazen okula gidemediği durumlarda rapor alıyor. Raporlar ise öğretmen tarafından okunmadığı gibi, okula gelmediği günlerde çocuk azarlanıyor. Sık olarak bu tarz durumlara karşılaştığını da sözlerine ekliyor: 

“Çocuğum hasta olduğunda, ancak serumlu olduğunuz zaman okula gelmeyebilirsiniz diyerek çocuğumu azarlıyor. Lakin hasta olarak okula gönderdiğimde ise ‘bu halde nasıl okula gelirsin, bizi de mi hasta edeceksin’ diyor. Rapor alıyorum. Çantasında gezdirdiği raporu okumuyor. Üstüne üstlük rapor almadığımızı iddia ediyor.” 

Öğretmen, velilerin kendisiyle konuşma isteğini ise geri çeviriyor.  Aykan, öğretmenin çocuğuyla arasındaki ilişkiyi de bozduğunu vurguluyor: 

“Öğretmen ile bırakın iletişim kurmayı, beni çocuğuma kötülüyor. Bir gün ders kitabını getirmeyi unuttuğu için çocuğuma, ‘annen ilgisiz, bilerek koymamıştır’ demiş. Veli toplantısında hiçbir velinin konuşmasına izin vermedi. Kendisiyle görüşmek istediğimde ya taleplerimi geri çeviriyor ya suratıma kapıyı çarpıyor ya da özellikle çalıştığım saatlerde görüşmek istiyor. Cevap olarak, ‘çalışma da çocuğunla ilgilen’ ve ‘siz bu çocuklara terbiye vermemişiniz’ diyor.” 

Çocuğundaki en önemli değişimin ise hayata bakış açısı olduğunu ekliyor:

“Eskiden internetten dünyanın oluşumuyla ilgili videolar izlerdi. Geçenlerde artık neden izlemiyorsun diye sorduğumda, bana ‘ Gerek yok. Zaten Allah yarattı’ cevabını verdi. 2 ayda geldiğimiz nokta bu.”

Öğretmen, sınıf içerisinde kız öğrenciler ve erkek öğrencilerin iletişimine izin vermiyor. Kızlar kızlarla, erkekler de erkeklerle yan yana oturuyor.  Velilerin aktardığına göre, kalem ve silgi gibi alışverişler de yasak. Herhangi bir iletişimde ise, öğretmen çocukların kollarını sıkarak, kalem kutularını yere fırlatıyor.  

irem

 

Velilerin şikâyetçi olduğu bu kişi uzun yıllardır aynı okulda görev yapıyor. Eski veliler ise sene başında Aykan’a “Biz çok çektik. Çok şikâyet ettik. Hiçbir şey fayda etmedi” diyor. Yaşanan olaylar üzerine de sene başından bu yana 2 veli çocuğunu okuldan aldırıyor. Okul müdürüne giden veliler ise, istedikleri net cevabı alamamaktan yakınıyor. 

Son yıllarda eğitimde laik ve bilimsel anlayıştan uzaklaşılıyor. Eğitim sisteminde din odaklı anlayış ön plana çıkıyor. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yapılan yönetmelik değişiklikleri ile birlikte 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında imam hatip lisesi sayısı fen liselerinin 4 katı oldu.

MEB, öğretmenleri de bu doğrultuda hizaya getirmeye çalışıyor. Geçtiğimiz Ekim ayının başında, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, MEB’in öğretmenlerden doldurması istediği formda içki içip içmediklerini sorduğunu belirtti. 

MEB’in yeni anlayış içerisinde ders kitap ve materyallerinde din izleri görmek mümkün. Bakanlık tarafından dağıtılan 6. Sınıf Türkçe dersi kitabının içinde bulunan “Kalp Ustası” adlı dinleme metninde, insanın sağ ve sol omzunda olduğuna inanılan meleklerden söz ediliyor.

MEB dışında, okullar da münferit olarak din eksenli anlayışa hizmet ediyor. Diyarbakır'daki Borsa İstanbul Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde öğrencilerin okulda harem-selamlık olarak ayrılması, Çanakkale merkezdeki Atatürk Ortaokulu’nda öğle aralarının cuma günü için bir saat ileri alınarak namaz saatine göre ayarlanması, Karaman Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından öğrencilere "Cennete Otostop" isimli kitabın dağıtılması bunlardan sadece birkaçı. 

MEB ise yasalara aykırı olmasına rağmen okulların bu uygulamalarına göz yumuyor.

Çocuklara cinsel istismar olaylarıyla tanınan Ensar Vakfı’nın Ankara’daki imam hatip liselerinde öğrencilere ‘İslam devleti mücadelesi için mücahitlik çağrısı’ yaptığı kitabı yasaklamaması ve Mersin’in Silifke ilçesinde Hacı Ahmet Camii’nin içerisinde Milli Eğitim Müdürlüğü’ne anaokulunun açılması durumu gözler önüne seriyor. Hem bakanlık tarafından yapılan düzenlemeler ve hem de münferit uygulamalar velileri endişeye sürüklüyor.