Parayla kariyer: Uzmanından satılık yüksek lisans ve doktora tezleri

Son zamanlarda emek harcamadan parayla ‘kariyer’ yapmak kolaylaştı. Artık bazı insanlar, kafa yormadan, dirsek çürütmeden ve gerektiği kadar emek vermeden kariyere ulaşmanın yolunu buldu. Bunun için ihtiyacınız olan yegâne şey ise ‘bir miktar para’. Paranız varsa istediğiniz ‘ödev yapılır, tez yazılır, proje de geliştirilir.’

Hem de bu hizmet ‘uzman kadrolar’ tarafından yerine getiriliyor. Üstelik intihal gibi bir sorunla karşılaşmayacağınıza dair size ‘garanti’ de veriliyor. Hatta sizin yerinize tez yazanlar, aynı zamanda ‘etik’ bir tasavvura da sahip olduklarını söylüyorlar.  Çünkü sizin adınıza yazılmış tezi ve isminizi kimseyle paylaşmadıklarını söylüyorlar.

Bu bilgi kesinlikle gizli tutuluyor. Üniversitelerdeki tez uzmanları sürekli intihalden şikâyet ederken, intihali aşan bu durumu araştırdık.

Uzunca bir süredir öğrenciler adına tez hazırlayan bu kişileri araştırırken, ilk olarak Google’da ‘tez yazılır’ yazıp tarama yaptığımızda, bu konuda hizmet veren çok sayıda ‘site’ karşımıza çıkıyor.

İnternetten yaptığım kısa bir araştırma sonrasında, para karşılığında ‘tez’ ve ‘ödev’ hazırlayan yerleri tespit ettikten sonra, telefon ile kendilerine ulaşarak, kendimi Marmara Üniversitesi’nde okuyan bir yüksek lisans öğrencisi olarak tanıtıp, hazırlatmak istediğim tez hakkında birtakım sorular sormaya başladım.

Kendilerine yönelttiğim sorulardan bazıları şöyle: Tezleri nasıl yazıyorlar? Bu hizmeti neden veriyorlar? Bu hizmetten kimler faydalanıyor? Yılda kaç kişi tez yazdırmak için başvuruyor? Tezi hazırlayan bu siteler hangi konuda duyarlılık gösteriyor? Tezi yazan hocalar öğrencilerin adını biliyor mu?

Edindiğim bilgilere göre, öncelikle iki türlü tez hizmeti veriliyor.

İlki yüksek lisans tezi, öteki ise doktora tezi. Yüksek lisans tezleri yaklaşık 80-100 sayfadan oluşuyor. Fiyatı 2 bin 500 TL’den başlıyor 7 bin TL’ye kadar çıkıyor. Eğer tez için bir proje aşaması varsa bu ekstra bir maliyet demek. Mesela bir konuda anket veya kamuoyu araştırması talep ederseniz yaklaşık 1000 TL kadar para isteniyor.

Tezi yazmadan önce öğrenciden birkaç şey talep ediliyor. Bunlar tezin konusu, öğrencinin önerdiği kaynakların isimleri ve paranın yarısı. Tezler teslim edilmeden önce tezi yazdıran öğrenci ile tezi yazan hoca arasında birkaç defa etkileşim oluyor. Tabi iletişim internet üzerinden sağlanıyor.

Tezler ya eylül ya da haziran ayına yetiştiriliyor. Çünkü pek çok üniversitenin tez sunum zamanları bu dönemlere denk geliyor.

Eğer ‘ısmarlama’ tezi hazırlayan hocanın yazdıklarından memnun değilseniz bunu hocayla paylaşma durumunuz var. Ancak tezi hazırlayan hocanın adını isteseniz de öğrenemiyorsunuz. Sebebini sorduğumda ise ‘etik’ bir çerçevede iş yaptıklarını ve gizliliğin esas olduğu yanıtını aldım.

Aynı şekilde hoca da, sizin adınızı bilmeden tezinizi kaleme alıyor. Tezinizi sağ salim aldıktan sonra paranın kalan kısmını ödüyorsunuz. Böylece tez hizmeti veren kurumla ilişkiniz sonlanıyor. Tez sunumu yapma konusunda ise “Elimizden bir şey gelmiyor. Oradaki sunumu öğrenci yapar” deniliyor.

Peki, tezi başkasına yazdırdığımızı okuldaki hocalarımız duyar mı? Duysa ne yaparız sorusunu yönelttiğimde ise “Asla öyle bir şey söz konusu değil. Gizlilik esastır. Arkadaşlarınıza bile söylemeyiniz” diye tembih ediliyorum.

Israrla sormaya devam ediyorum. “Ben yazı çiziyle uğraşmak istemiyorum. Bana düşen iş var mı?” diye… “Hayır. Siz sadece konuyu ve kaynakçayı etraflı bir şekilde anlatırsınız. 1-2 ay içinde teziniz hazır bir şekilde elinizde olur” cevabını alıyorum.

Ya tezim kötü olursa dediğimde ise “Beyefendi, bu tezleri hazırlayan uzman bir kadromuz var. Kadromuzda en düşük düzeyde olan doktora öğrencisi seviyesinde… Bunun yanında önemli üniversitelerde çalışan profesörler, doçentler ve yardımcı doçentler de var kadromuzda. Bu konuda içiniz rahat olsun” cevabını alıyorum.

Ancak şöyle bir talebi daha var benle konuşan beyefendinin, “Biz tezi yazıyoruz ama bizim önerimiz öğrenci tezi okusun ve kendi cümleleriyle de bazı şeyleri yazsın, düzeltsin. Böylece tezi hakkında sağlıklı bir fikre de sahip olur. İçinize sinsin yani.”

Yılda kaç kişi size tez yazdırmak için başvuruyor dediğimde ise her site farklı bir rakam veriyor. Bir site en düşük başvuru sayısını 70-80 olarak söylerken başka bir site de en yüksek rakam olarak “yaklaşık 300 civarında” diye vurguluyor.

Ancak tezi baştan sona yazdırmayıp belirli kısımları yazdırmaya gelenler de var. Bunlardan daha düşük ücret alınıyor. Tüm bunların yanında sitelerin danışma hizmetinden faydalanıp kendi tezini kendi yazan öğrenciler de bu siteleri arıyormuş.  

Doktora tezleri de bu minval üzere hazırlanıyor. Ancak birkaç şey değişiyor. Öncelikle öğrenci ve hoca etkileşimi artıyor. Doktora tezinin ücreti 7 binden başlıyor 15 bine kadar ulaşıyor.

“Malum doktora yılları alıyor” diyor telefondaki site yöneticisi. Bu, tezin konusu ve konunun zorluğuyla alakalı. Aynı zamanda doktora tezleri için de projeler geliştiriliyor. Saha çalışması başta olmak üzere pek çok talep karşılanabiliyor. Fakat tezlerin Türkçe yazıldığı bilhassa vurgulanıyor.

Tezleri İngilizce yazdırmak istediğinizdeyse fiyat artmaya başlıyor. Tez hazırlayan uzmanlar bir dönemde yaklaşık 10 tez alıyor. Eğer bunun üstünde tez yazdırma talebi gelirse o hoca fiyatı yüksek talep edebiliyor. O yüzden tez yazdırmak isteyen öğrencilerin “Elini çabuk tutmasında yarar var” deniliyor. Bir nevi erken talep kampanya işlevi görüyor.

Telefonda konuşan kadın, “Ama teziniz için İngilizce yazma mecburiyeti varsa bize Türkçesini yaptırın. Sonra onu da biz çeviri için başka arkadaşlarımıza paslarız. Tabi çeviri için ek ücret ödemek lazım” diyor.

Tez yazdırma kurumlarına tez yazdıran öğrencilerin yaklaşık yüzde 60’ı vakıf ve özel üniversitelerde okuyan öğrenciler imiş. Geri kalanlar ise devlet üniversitelerinde okuyan öğrenciler.

Tezlerin başına bela olan konuya geliyorum: İntihal? “Siz hiç merak etmeyin. Uzman kadromuz zaten kendi iç denetiminde buna gerekli özeni gösteriyor.  Çeşitli programlar var. Orada tezin intihal oranını teyit ederek yazıyoruz. Bugüne kadar öyle bir sorun çıkmadı” yanıtını alıyorum.

Sizin yerinize tez yazarak para kazanan bu kurumlar intihal konusunda teselli edici açıklamada bulunuyor. Ancak istatistiklere baktığımızda tablo farklı görünüyor.

Çünkü Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Politikaları Araştırma ve Uygulama Merkezi (BEPAM), 2007-2016 yılları arasında yazılmış 470’ü yüksek lisans, 130’u doktora tezi olmak üzere 600 kadar tez inceledi.

İncelenen tezlerin yüzde 34.5’inde ağır intihal yapıldığı belirlendi. Bu oranın kamu üniversitelerinde oranı yüzde 31 iken, vakıf üniversitelerindeki oranı ise 46 olarak ortaya çıktı. Dünya ortalamasında intihal oranı yüzde 15 iken Türkiye’deki bu oran 34.5 olarak belirlendi.

Tez yazarak geçimini sürdüren kişiler ise bu işi ‘ekmek parası’ için yaptıklarını söylüyor. İsmini saklı tutup Ahval’e konuşan tez yazıcısı, Tezer mahlasını kullanıyor. Bu işi üniversitede iken yapmaya başlamış. Önceleri arkadaşlarının ödevlerini ve lisans tezlerini yazarak bu işe başlamış. Sonrasında bir arkadaşının önerisiyle tez yazan kurumlarla anlaşmış. Yılda 8-10 civarında tez yazdığını bunun yanında pek çok öğrencinin ödevlerini yaptığını söylüyor.

Atanamamış öğretmen olduğunu ifade eden Tezer, “Ben kazandığım paranın hakkını verdiğimi düşünüyorum. Atansam bu işi yapmaz, öğretmenlik yapardım. Ama şimdi ne yapabilirim ki? Ekmek paramı kafa patlatarak, kütüphane gezerek, akademik araştırma yaparak kazanıyorum. Yaptığım iş adil değil. Ama bu İstanbul’da hangi şey adil ki?” diyor.

Eğitim sisteminin yukarısında bunlar olurken aşağıda da benzeri uygulamalar devam ediyor. Pek çok internet sitesi ödev için hizmet verdiğini belirtiyor. Gerekli ücreti verdiğiniz takdirde her türlü proje ve ödev hazırlanıyor. Ödevleri hazırlayanlar ise üniversite öğrencileri…

Okulların yanında bulunan bazı kırtasiyeler ise “ödev yapılır” sloganıyla hizmet veriyor. Girdiğim kırtasiyede “Bir ödev var. Yapar mısınız?” Sorusunu yönelttiğimde, “Tabii ki” yanıtını alıyorum. Ödev yaptırmak için öncelikle yapacağınız ödevin konusu, çerçevesi sizden isteniyor. Kırtasiyeci B.K., öğretmenlerin proje ödevleri verdiğini, öğrencilerin parayla kendilerine yaptırdığını söylüyor.

B.K, “Sadece öğrenciler değil veliler de geliyor. Öğrenci uğraşmak istemiyor. Velinin uğraşacak vakti ve bilgisi yok. Ancak parası var. Para verip ödev hazırlatıyorlar” diyor. Ayrıca bazı üniversite öğrencileri kırtasiyecilerle anlaşarak da ödev yapabiliyor. Bu durumda para paylaşılıyor.

Ödev ve tez yazdırma işi sadece Türkiye’de olan bir sorun değil. Dünyada da bu gelenek sürüyor olmalı ki, dizilere dahi konu olmuş. Smilf= Single Mother I want to fuck isimli dizinin başrol oyuncusu, senaristi ve yönetmeni olan Frankie Shaw dizide zengin bir ailenin çocuklarının ödevini yaparak geçimini sürdürüyor.

Bir dönem gerçek hayatında bu işi yaptığını söyleyen Shaw,  katıldığı bir talkshow programında hayattaki en büyük başarısını, bir öğrenciye ‘paper’ yazarak öğrenciyi doktora için Harvard Mimarlık Bölümü’ne sokmak olduğunu anlattı.