17 yıllık AKP dönemi sonrası manzara-i umumiye

Bu yazıyı okuduğunuz saatlerde İstanbul seçimlerinde oy kullanıyor olacaksınız. Kimsenin oyunu etkilemek istemem ama bir eski öğretim üyesi olarak da 2019 Haziran’ında Türkiye ekonomisinin ve daha genel olarak da Türkiye’nin geldiği noktayı da dikkatlerinize sunmak isterim.

Aşağıda iki tablo aktarıyorum; genç işsizliği ile ilgili olan tablo (1) OECD, enflasyon süreci ile ilgili olan da IMF kaynaklı ama bu iki tabloyu da resmi internet sitesinde “Ekonomi Sunumu” olarak sunan kurum da “Hazine ve Maliye Bakanlığı”.

Bu iki tabloyu bize aktaran Hazine ve Maliye Bakanlığı, orijinal kaynaklar da OECD ve IMF, yani tabloların içerdiği bilgilere güvenebiliriz kanısındayım.

TABLO 1: Genç nüfusta işsizlik oranı - yüzde (Mevsimsel düzeltilmiş) - Kaynak OECD

Tablo 1’de çok önemli bir sorun haline gelmiş olan genç işsizliği oranının Türkiye, OECD ülkeleri (Türkiye de içinde) ve AB ülkelerinde 2006’dan günümüze değişimi yansıtılıyor.

2010’dan itibaren OECD ve AB ülkelerinde genç işsizliği sürekli bir biçimde düşerken ülkemiz Türkiye’de de adeta sürekli bir artış içinde; OECD’nin tablosu 2018 sonu itibariyle ülkemizdeki yükselen genç işsizlik oranını veriyor ama TÜİK’in yayınladığı son işgücü istatistiklerinde (Mart 2019) genç işsizlik oranının yüzde 25’e tırmanmış olduğunu da hatırlatalım.

Genç işsizlik oranının AB ve OECD ülkelerinde gerilemesinin ve AKP’nin 17 senedir yönettiği ülkemizde artmasının altında, başka nedenler de sayılabilir ama, iki temel neden yatıyor.

Genç işsizlik oranının artışında ekonominin genel performansının yani istikrarlı, sürdürülebilir büyüme oranlarının büyük etkisi var, bu kesin, son dönemde Türkiye’de yüzde 25’e varan genç işsizlik oranının muhtemelen önemli bir belirleyicisi içinden geçtiğimiz negatif büyüme sürecinin (küçülme) bir sonucu.

Ancak mesele sadece büyüme oranlarının çok düşük olması ile de ilgili değil; Türkiye’de bu mesele ile ilgili kişilerin çok iyi bildiği bir gerçek üretim birimlerinin talep ettiği beceri düzeyi ile bizim eğitim sistemimizden geçen gençlerimizin sunduğu beceri düzeyinin örtüşmemesi, başka bir ifade ile de işverenlerin istediği nitelikte genç eleman bulamadıkları gerçeği.

Bu manzara ekonomideki çöküşten daha vahim olmak üzere eğitim sistemimizin iflas etmiş olduğu gerçeğini de gösteriyor. Yine TÜİK işgücü istatistiklerinde diploma itibariyle en yüksek işsizlik oranının meslek okulları çıkışlı gençler arasında olması bu sistemin iflasının başka bir göstergesi.

2019 senesinin 22 Haziran’ında geldiğimiz yerin özeti kanımca ekonomide negatif büyüme ve eğitim sisteminin büyük çöküşü ve iflası.

Tablo 2: Türkiye'nin enflasyon sıralamasında Dünyadaki yeri - Kaynak: IMF

Tablo 2 enflasyon oranları sıralamasında, büyükten küçüğe doğru, Türkiye’nin dünyadaki yerini gösteriyor; sayılara boğulmadan şu temel gerçeğin de altını çizelim, yüksek enflasyon demek kötü yönetim hatta yönetimsizlik demek.

Türkiye ağır bir ekonomik kriz yaşadığı 1999 senesinde dünyanın enflasyon oranı en yüksek altıncı ülkesi iken aradan yirmi sene geçiyor, geldiğimiz yer yine aynı, en yüksek enflasyonlu altıncı ülke olmak.

2007’de bizden enflasyon oranları açısından kötü 63 ülke varken bugün sadece beş ülke var; sadece bu gerçek bile hukuk devleti olmadan ekonominin yönetilemeyeceğinin çok açık bir kanıtı.

Görmek isteyenlere.

*Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

© Ahval Türkçe