'2 yılda 146 milyar dolar geldi, sahi ne yaptık o parayı?'

Ekonomik krizin tüm şartları oluşmasına rağmen, hem hükümet hem de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bu gerçeği 'psikolojik, manipülasyon, spekülasyon, dış güçlerin oyunu' retorikleri ile savuşturmaya çalıştı. 

Ancak peş peşe iflas eden şirketler, konkordato ilan edip borcunu yapılandırarak zaman kazanmaya çalışan sektör devleri, tablonun vehametinin göstergeleri haline geldi. 

Karar Gazetesi yazarı İbrahim Kahveci, şimdilerde bu suni yaklaşımın acısının çekildiğini belirttiği yazısında, "Zamanında yapılması gereken reel adımları atmadığımız için yüksek enflasyon, yüksek faiz ve yüksek kur dengesinde çırpınıyoruz" yorumunu yaptı.

Kimsenin suçlu ilan edilemeyeceğini, tüm sorumluluğun bizde olduğunu ifade eden Kahveci, önemli bir soruyu da gündeme getirdi:

"Düşünsenize, 2012-2013 yıllarında ülkemize sadece ve sadece iki yılda 146 milyar dolar yabancı para girişi gerçekleşmiş. Sahi ne yaptık biz o paraları?

Bugün 3-5 milyar doların yolunu gözler olduk.

N’oldu bize!"

Reel kriz derinleştikçe, iç talep düştükçe finansal sarsıntıların azalacağı öngörüsünde bulunan Kahveci, 2008 krizi başladığında faizlerin yüzde 16 seviyesinden hızla yüzde 25’e çıktığını, ancak krizin ortasında kredi talebinin kesilerek Mart 2009’da faizlerin yüzde 12-13’lere düştüğünü hatırlattı. 

Ekonomide bir dengelenme dönemi beklediğini dile getiren Kahveci, son iki yılı aşkın süredir yaşanan finansal krizin yerini reel krizin alabileceğini ve finansal krizin dengeleneceğini kaydetti.

O nedenle dövizde artık çok sert hareketler beklemediğini, hatta faizlerde de açıklanan YEP kısmen gerçekleşse bile orta vadede düşüş beklediğimi ifade eden Kahveci, yine de reel krizin bir faturası olacağını belirtti ve ekledi:

"Şimdi fatura ödeme zamanı. İç talep elbette ciddi şekilde azalma gösteriyor. Artan kur ve faizler bir çok şirketi mali açıdan azalan iç taleple beraber daha da ciddi zorluyor.

Hem üretim maliyeti (ya da ticari maliyet) hem de finansal maliyetler ciddi oranda artış gösterdi.

Hatırlayın... İspanya örneğini çok defa verdim. Küresel krizi öncesi kamu borcu çok düşük olmasına karşın, özel sektörün yüksek dış borcu nedeniyle çok ağır kriz yaşamıştı. Sadece iki yıl içinde ödenemeyen dış borçlar nedeniyle bankalar üzerinden kamu borç oranı yüzde 35’den yüzde 85’e çıkmıştı.

Ne oldu orada?

Şirketler borçlarını ödeyemeyince, banklalar zora girdi. Ve bankalar kamu tarafından kurtarıldı.

Biz de benzer açıklamalar var. Bankalar zora girerse devlet yardım edecek diyor Bakan.

Ya şirketler?

Özellikle kilit noktada enerji sektörünü görüyorum. Ülke için olmazsa olmaz denilen bir alan. O şirketler mali olarak zora girince ne olacak? İlla bankalar mı beklenecek?

İnşaat sektörü...

İhracatçılar...

Yani devletten 200 milyar lira alacağı olan şirketlerin-sektörlerin batması mı beklenecek? Bankalara borçlar ödenmeyince mi devlet yardım edecek?"

Kahveci, borç batağı içindeki şirketlerin kurtarılacağını ancak bunun nasıl yapılacağının henüz net olmadığını kaydetti. 

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz