AB’den kopuşun bilançosu ne olur rakamları

Yüksek faiz ve kur kıskacında çalkantılı bir süreç geçiren Türk ekonomisine son 16 yıldır en büyük doğrudan yatırımın Avrupa’dan geldiği verilerle ortaya konuyor.

Rakamlar, son dönemde ikili ilişkilerin derin bir krizde olduğu ve hatta üyelik sürecinden daha da kopulacağı konuşulan AB’den Türkiye’den kopuşunun ne gibi bir bilanço çıkaracağını gözler önüne seriyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre 2002’den bu yana 201 milyar doları aşan doğrudan yatırımın yüzde 73.8’ini Avrupalı şirketler gerçekleştirdi. En fazla yatırım yapan ilk 10 listesinin tamamı yine Batı’dan.  

Bu nedenle Türkiye riskini üstlenen yatırımcıların 3/4’ünün Avrupa kaynaklı olması dikkat çekici bulunuyor.

Ülkeye AKP iktidarı döneminde gelen uluslararası doğrudan sermayenin 152,1 milyar dolar seviyesinde olduğu ifade ediliyor. 

Avrupa’yı yüzde 17 ile Asya ve yüzde 8,4 ile Amerika takip ediyor. Avrupa ülkeleri arasında 2002-2018 döneminde Türkiye’ye en fazla sermaye girişinin olduğu ülke, 24,2 milyar dolarla Hollanda. Hollanda’nın ülkeye giriş yapan toplam doğrudan sermaye girişi içindeki payı yüzde 15,9. 

Hollanda’yı 11,5 milyar dolarlık sermayenin geldiği ABD takip ederken Avusturya ise yaklaşık 10,5 milyar dolarlık doğrudan sermaye girişiyle 3’üncü sırada yer alıyor. 

Sektörlere göre incelendiğinde, 2002-2018 döneminde, hizmetler sektörüne yapılan yatırımların toplam doğrudan yatırımlar içindeki oranı yüzde 61,9 olarak kayıtlarda öne çıkıyor. Bu sektörü, yüzde 23,7 ile imalat ve yüzde 11,8 ile enerji takip ediyor. 

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Erdem, Türkiye’nin başta Avrupa şirketleri olmak üzere tüm uluslararası doğrudan yatırımcılar için büyük bir potansiyel ve bölgeye giriş için cazip fırsatlar sunduğunu söylüyor. 

Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırımlarda Avrupa ülkelerinin “aslan payını” oluşturduğunu vurgulayan Erdem, “Bu yıl eylül ayı sonu itibarıyla ülkemize gelen doğrudan yatırımlar toplamda 8 milyar dolardır. Son 9 ayda gelen net doğrudan yatırımların içinde Avrupa ülkelerinin payı ise yaklaşık yüzde 70’tir” diyor.

Erdem, dünyada yatırımların yönünün gelişmiş ekonomilerden Türkiye’nin de içinde yer aldığı gelişmekte olan ekonomilere doğru kaydığını aktararak şöyle devam ediyor:

“Türkiye’nin, avantajına işleyen küresel uluslararası doğrudan yatırım akışlarındaki bu trendi yakalaması ve fırsatı değerlendirmesi önem taşımaktadır. Bu süreçte özellikle, Türkiye’nin, AB’ye tam üyelik ve kısa vadede Gümrük Birliği modernizasyon süreçlerini kararlılıkla sürdürmesi, sürdürülebilir rekabetçiliği ve refahı için zaruridir. Türkiye, ticaret ilişkileri, dış politika, terörle mücadele, göç, bölgesel istikrar ve kalkınma gibi pek çok alanda AB’nin vazgeçilemez bir stratejik ortağıdır.”  


Haberin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.