Oca 17 2018

AKP’yi Keynes kurtardı

Faiz oranlarına takık piyasa ekonomistleri Miton Friedman’a aşık olup John Maynard Keynes’i geri atsalar da, büyük ustanın ekonomik krizden çıkış teorisi uygulamada hala bir İsviçre saati kadar iyi çalışıyor.

Keynes’in ekonomik kriz anında paranın bollaştırılması, ‘çukur kaz, doldur. Ekonomi canlansın’ diye özetlenecek kamu harcamaları yoluyla ekonomiye itici güç sağlama önerileri hala çok işe yarıyor. Örnek mi arıyorsunuz…

2009’da ABD Merkez Bankası’nın para basıp piyasaya müdahale etmesi, keza Avrupa Merkez Bankası ve Japonya’nın aynı modele geçmesi en yakındakiler. Sonuçta bunlar parasalcı ekonomistler tarafından uzun vadede ‘enflasyon yaratacağı ve ekonomiyi tekrar krize sokacağı’ endişesiyle haklı şekilde eleştiriliyor.

Ancak Keynes’in ‘Uzun vadede hepimiz öleceğiz’ sözleri de zaten bunun için söylenmiş. Ve politik iktidarlar ayakta kalabilmek için uzun vadeden çok kısa vadeyi daha önemli görüyor. Bu yüzden Keynesyen model çokça tercih ediliyor.

 AKP iktidarının da ekonomideki sıkıntıları çözmek için Keynes’in modeline sarıldığını anlatan bir yazı kaleme alan ekonomist Mahfi Eğilmez, ‘Ekonomide 2017’yi Keynesyen yaklaşım kurtardı’ diyor.

Türkiye’nin ekonomisindeki cari açık, işsizlik, enflasyon gibi alanlarda sorunların devam ettiğini kaydeden Eğilmez, buna karşın söz konusu sorunların yüksek büyüme ortalaması sayesinde geride tutulmasının başarıldığını kaydediyor.

2016 yılında ülkenin ekonomik büyümenin sıkıntıya girdiğini de vurgulayan yazar bunun ise ekonomi yönetiminde paniğe neden olduğunu ifade ediyor. Yönetimin bu gelişme üzerine 2017 yılı için genişletici maliye ve kredi politikası uygulamaya karar verdiğini kaydediyor.

Eğilmez devleti aldığı kolay kredi kararları, vergi oranlarındaki geçici düşüş, sosyal güvenlik primleri ödemelerinin ertelenmesi gibi kararların büyümeye katkı yaptığını belirtiyor. Şunları söylüyor:

‘Bu uygulamaların sonucunda büyüme yıllık bazda yüzde 7 dolayında bir düzeye yükseldi. Türkiye’nin 2017 yılında uyguladığı bu politika, daralan ekonomiye Keynesyen maliye politikası aracılığıyla yapılmış bir devlet müdahalesiydi. Bir zamanlar Keynesyen yaklaşımdan söz edince “siz Keynes’te kalmışsınız oysa köprünün altından çok sular aktı” diye eleştiri yapılıyordu. Keynesyen politikaların küresel krizden gelişmiş ekonomileri, 2016’da başlayan büyüme kaybından da Türkiye ekonomisini kurtardığına bakılırsa demek ki köprünün altından fazla da su akmamış.’

Tabii Keynes’in hakkını Keynes’e verirken, bu politikaların  devamının söz konusu devletin kredibilitesi yani borç bulma kapasitesiyle ilgili olduğunu hatırlatmakta yarar var. Yoksa Keynes’in bahsettiği ölüm çok daha ani olabiliyor. 

YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN